EMEĞİN SÖZÜ: İki Belediye bir sendika

Kadıköy ve Maltepe belediyelerinde yaşanan işçi grevleri süreçleri, işçi sınıfı ve emek güçleri açısından çok önemlidir. Yaşananlar CHP li patronları bir kez daha tanımamızı, örgütlenme ve mücadele açısından da değerli dersler almamızı sağlamıştır. Belediye grevleri, diğer işçi direnişleriyle birlikte kapitalist sistemin köle çalışma ve kötü yaşama koşullarına karşı konulmuş tavırlardır. Sermaye ve AKP iktidarı sitemde […]

Kadıköy ve Maltepe belediyelerinde yaşanan işçi grevleri süreçleri, işçi sınıfı ve emek güçleri açısından çok önemlidir. Yaşananlar CHP li patronları bir kez daha tanımamızı, örgütlenme ve mücadele açısından da değerli dersler almamızı sağlamıştır.

Belediye grevleri, diğer işçi direnişleriyle birlikte kapitalist sistemin köle çalışma ve kötü yaşama koşullarına karşı konulmuş tavırlardır. Sermaye ve AKP iktidarı sitemde önemli değişimler gerçekleştirerek güvencesiz çalışmayı ve yoksulluğu dayatıyor. Özellikle bir yıllık pandemi sürecinde sermayeyi besleyen ve palazlandıran birçok adım attı. İşçi sınıfı birçok yerde kölelik dayatmalarına ve hak kayıplarına karşı ayları hatta yılları bulan direnişler içindedir.

Kadıköy ve Maltepe belediyesi grevlerinde işçi sınıfı önemli deneyimler kazandı. Aynı zamanda “emek dostu görünen” belediye yönetimlerinin aslında ne mal olduğunu görme imkanı da buldu.

Sosyal-demokrat CHP li belediyeler ve aynı anlayıştaki DİSK/Genel-İş sendikasının sergilediği tutumlar, işçi sınıfını ve emek dostu güçleri şaşırtmadı. Grev kırıcılığı, provokatörlük, işçilere karşı halkı kışkırtma, karalama, grevdeki işçiye şiddet uygulama, polise ihbarcılık, yalan söyleme, ilçe halkını ve işçiyi kandırmaya çalışma gibi olayların yaşandığı süreç oldu. İBB’yi unutmayalım. Bu mücadelede ilçe belediye patronlarının yanında yer almış, grev kırıcı araçlarını göndererek işçi sınıfı hak ve çıkarlarının karşısında mevzi tutmuştur.

Kadıköy grevi kısa süre sonra sendika genel merkezinin oldu-bitti hamlesiyle sona erdi. Grevin asli unsuru işçi iradesinin ve sendika şubesinin çok açık biçimde genel merkez tarafından hiçe sayıldığı bir deneyim yaşadı. Genel-İş sendika merkezi Kadıköy grevinde yerel şubeyi ve işçileri atlatıp, yaptığı TİS hırsızlığıyla nasıl bir çürüme ve yozlaşma içinde debelendiğini çok açık gösterdi. İşçilerin istedikleri geçim zammıyla değil, belediyenin dayattığı ücret zammıyla, komik bile denilmeyecek yemek parası artışıyla grev söndürüldü.

Maltepe’de ise belediye başkanı ve yandaşlarının grev karşıtı yalan-dolan ve komploları aldı başını gidiyor. İşçi kararlılığı ve halk desteğinin, emek güçleri dayanışmasının çok etkili olduğunu belirtmekte yarar var.

Belediye başkanı kimliğine uygun davranarak grev karşıtı davranışlar içine girdi. Sendika şubesinin hemen yalanladığı, Maltepe Belediye başkanı Ali Kılıç’ın şu açıklaması ibret vericidir:

https://www.maltepe.bel.tr/guncel/haberler/toplu-is-sozlesmesi-surecine-iliskin-kamuoyuna-onemli-aciklama

DİSK/Genel-İş sendikası yönetim kadroları, çalışma tarzı ve sendikal anlayışı itibariyle katıksız sarı sendikadır. Belediye patronlarıyla ve CHP çizgisinde iş tutarak, işçi sınıfına köstek olmakta yetenekli ve başarılıdır. İşçi iradesi, işçilerin işyeri örgütlenmeleri, sendika şube yönetimleri vb bunların tümü de Kadıköy grevinde sıfırlanmıştır.

İşçilerin Kadıköy’de cesaret ettiği işçi temsilciliği olgusu değerlidir. İşçilerin bu tarzda devam ederek yaratacakları öz-örgütleriyle sendika yönetimi ve işyeri faaliyetlerinde işçi iradesini etkili kılabilirler. İşyeri İşçi Komiteleri kurarak işyeri yönetimine ve sendika işleyiş süreçlerine, bağımsız irade ve güçleriyle katılabilirler.

İki belediye (başka yerler de dahil) bir sendika olayları göstermiştir ki sosyal-demokratlar patronlar işçi dostu değildir, birinci ders budur.

İşçi sınıfı tarihsel bir bilgi olarak sarı sendikanın patron işbirlikçisi olduğunu bilir. Yani işçiyi hemen satar ve darbeyi vurur. Kesinlikle güvenilmeyecek, peşinden gidilmeyecek bir türdür. İkinci ders budur.

İşçiler Kadıköy’de ve Maltepe’de yeni bir işçi örgütlenme modelini önlerine koymalıdır. İşçi sınıfı öz örgütlerini kurarak, yani işyeri işçi komiteleri üzerinden yükselen örgütlenme tarzıyla ve mücadeleci çizgisiyle sınıf örgütlenmesini gerçekleştirmek zorundadır. Üçüncü ders de budur.

Bu tarzla sadece sendikaya değil, işyeri yönetimine de kendi bağımsız iradeleriyle katılabilir. Kazanılmış haklar ve hukuk bu sayede korunabilir ve geliştirilebilir.

İşçiler grev sonunda Kadıköy de hayal kırıklığı yaşadı ve Maltepe’de grevin nasıl boğulmaya çalışıldığını görüyor. Dolaysıyla yerel bazda da olsa gerçekliği ve ne yapılması gerektiğini çok iyi anladığını düşünüyoruz. Sıra onların cesaretli öncü işçilerle beraber düşünerek-tartışarak birlikte adım atmalarındadır.

Emek.org.tr

 

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar