2020 yılı iş cinayetlerinde 2427 işçi yaşamını kaybetti

İş cinayetlerinde bir yılda 2427 işçi yaşamını yitirdi… “Sermayenin ve iktidarın örtemediği bir gerçek, yana yakıla devam ediyor. İş cinayetleri ve meslek hastalıkları had safhada, işsizlik ve borçlar büyüyor, işçilerin örgütsüzlüğü sürüyor. Ancak işçiler de direnişin yeni biçimlerini bulmaya çalışıyor…” Dün İSİG meclisi iş cinayetleri raporu açıklanırken, işçi sınıfının içerisinde bulunduğu toplumsal koşullar böyle ifade […]

İş cinayetlerinde bir yılda 2427 işçi yaşamını yitirdi… “Sermayenin ve iktidarın örtemediği bir gerçek, yana yakıla devam ediyor. İş cinayetleri ve meslek hastalıkları had safhada, işsizlik ve borçlar büyüyor, işçilerin örgütsüzlüğü sürüyor. Ancak işçiler de direnişin yeni biçimlerini bulmaya çalışıyor…”

Dün İSİG meclisi iş cinayetleri raporu açıklanırken, işçi sınıfının içerisinde bulunduğu toplumsal koşullar böyle ifade ediliyordu.

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi 2020 yılına ilişkin iş cinayetleri raporu, Tuzla İçmeler Köprüsü’nde “Tersanelerde İş Cinayetlerini Durduracağız… Limter-İş Sendikası Yalnız Değildir!” temasıyla düzenlenen basın açıklamasıyla paylaşıldı. İşveren ve polis baskılarıyla karşı karşıya olan LİMTER İŞ sendikasıyla dayanışma amacıyla bu tema tercih edildi.

Rapora göre bir yılda iş cinayetleri sonucu 2427 işçinin hayatını kaybederken, son 8 yılda hayatını kaybeden tersane işçisi sayısı da 226 olduğu açıklandı.

Eylemde Limter-İş Sendikası Genel Başkanı Kanber Saygılı, İSİG Meclisi temsilcisi Murat Çakır, TOMİS üyesi Sinbo direnişçisi Dilbent Türker, DGD-Sen üyesi Migros Depo direnişçisi Erhan Aydın ve Deriteks Genel Sekreteri Ayhan Yanılmaz söz alırken açıklamayı Kanber Saygılı okudu… Dev Yapı-İş, İnşaat-İş, DGD-Sen, Limter-İş, Enerji-Sen, Dev Turizm-İş, DERİTEKS, TOMİS ve siyasi parti-derneklerden temsilcilerin katılımıyla gerçekleşti.

“Bıçak kemiğe dayandı, geçinemiyoruz!”

Daha sonra İSİG raporunu açıklayan Limter-İş Genel Başkanı Kamber Saygılı, şöyle konuştu:

İşe giderken yollarda geçen saatler. İşyerinde güvencesiz çalışma koşulları: Uzun çalışma saatleri, iki kişinin yapacağı işi tek başına yapma, kötü yemekler, alınmayan iş güvenliği önlemleri, patrondan hakaret… Yaşamak için değil adeta çalışmak için yaşıyoruz! Evde kira, gıda-eğitim-sağlık giderleri ve elektrik-su-doğalgaz faturaları… Resmi enflasyon yüzde 15 ama gerçekte enflasyon yüzde 35-40’a varmış durumda. Bıçak kemiğe dayandı, geçinemiyoruz!

“Türkiye’de tarihin en büyük sağlık emekçileri merkezli ‘işçi-kırımı’ meydana geldi”

Saygılı, yaşanan süreci özetle anlatarak konuşmasını sürdürdü:

Güvencesizliği bugünün proleter çalışma ve yaşam disiplini haline getiren AKP’nin iktidar yılları boyunca İş Cinayetlerinde yaklaşık 27 bin işçi hayatını kaybetti… Diğer yandan koronavirüs salgınıyla beraber sermaye güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma koşullarını daha da ağırlaştırdı ve yaygınlaştırdı. Sonuç ise ortada! Türkiye’de tarihin en büyük sağlık emekçileri merkezli ‘işçikırımı’ meydana geldi. 2020 yılında İş Cinayetleri sonucu 2427 işçi hayatını kaybetti, siyasal/ekonomik krizi aşmak için işçiler daha çok öl(dürül)dü…

“Son sekiz yılda tersanelerde en az 226 işçi arkadaşımızı kaybettik”

İş cinayetleri Tuzla, Aliağa ve Altınova’daki tersanelerde yoğunlaştı. Diğer yandan açık denizde birçok gemi işçisi can verdi…

En çok ölüm boğulma, ezilme, yüksekten düşme, patlama, yanma, kalp krizi ve nesne çarpması sonucu meydana geldi…

Tersanelerde taşeron sistemi ölümlere yol açan çalışma koşullarını oluşturuyor. Gemi işçileri ise açık denizde kuralsız bir çalışmaya maruz kalıyor…

Sektörde Türkiye’nin dört bir yanından gelen işçiler yer alırken yine birçok göçmen işçi de çalışıyor. İş cinayetleri ulusal, etnik köken dinlemiyor. Yani ortak mücadele ortak örgütlenme gerekiyor…

Talepler şunlardı: “Pek çok işçinin ölümüne ve yüzlercesinin yaralanmasına yol açan iş koşullarıyla toplama kamplarından farksız olan tersanelerde, iş cinayetlerinin sorumlularının yargılanması. İş güvenliği tedbirlerinin alınması. Uzun çalışma saatlerine son verilmesi. Her tersaneye sağlık ekipmanı sağlanması. İşçilerin hak ettikleri ücretlerin zamanında ödenmesi ve yatırılmayan sigorta primlerinin yatırılması. Taşeronlaştırmaya son verilmesi. Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması.”

Mücadele sonucu 2006 ve 2007 yıllarında da Limter-İş’in Genel Başkanı, Genel Sekreteri ve Eğitim Uzmanı tutuklama saldırısına maruz kalmıştı. Ancak bu baskılar 2008 yılının Şubat ve Haziran aylarında Tuzla Havza grevlerinin gerçekleşmesini engelleyemedi. Bugün de tersane işçilerinin mücadelesi devam ediyor, baskılar da sürüyor. Son olarak Limter-İş Örgütlenme Uzmanı Deniz Bakır tutuklandı. Ancak tersane işçilerinin mücadelesi geçmiş de olduğu gibi bugün de sürecek…

İşçi sınıfı tam da bu noktada örgütlenmeli, birlik ve dayanışma içinde olmalı ve yine işçi sınıfının evrensel değerleri olan eşitlik, özgürlük, kardeşlik ve barış için örgütlenmeli. Yaşamak ve yaşatmak için örgütlenmeli.

İş cinayetlerinde yaşamlarını yitiren işçilerin anılmasından sonra eylem son buldu.

Emek.org.tr

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar