Ücretli kölelik nedir? Milli Eğitim Bakanlığı bunu biliyor!
Ücretli öğretmen olarak çalışan Öğretmenimden mektup var:
Çocuklarımızı yetiştiren öğretmenlerimiz insanca yaşama koşullarından olanaklarından yoksun.
Modern kölelik sisteminde çalıştırılan, sosyal haklar yoksunluğu ve düşük ücretler sarmalında yaşamaya çalışan öğretmenlerimizin koşulları modern kölelik diye nitelendirilebilir.
Ücretli öğretmenlik statüsünde çalışan bir öğretmenimiz yazdı. Koşullar çok kötü!
Öğretmenim şöyle yazdı:
Ara Tatil Bitti: Ücretli Öğretmenler Maaşsız! Bir Molanın Ardından Yeniden Ders Başında
Türkiye’de eğitim sisteminin en kırılgan alanlarından biri olan ücretli öğretmenlik, ara tatil döneminde yaşanan uygulamalarla bir kez daha tartışma konusu haline geldi.
Bir haftalık tatili hiçbir ödeme almadan geçirmek zorunda kalan ücretli öğretmenler, pazartesi günü yeniden sınıflarına dönerken hem ekonomik hem de mesleki güvencesizlikleri daha görünür bir hal aldı.
Ara Tatilde de Ücretsizler: Tatil Bitti, Mağduriyet Devam Ediyor
Ara tatil sona ermiş olsa da ücretli öğretmenlerin yaşadığı gelir kaybı telafi edilmiyor.
Tatil boyunca çıkışı verilen ücretli öğretmenler, dönüşte yeniden görevlendirilseler bile tatil süresini tamamen maaşsız geçiriyor.
Düzensiz ve kesintili gelir yapısı, ücretli öğretmenlerin yıl boyunca geçim sıkıntısı yaşamasına, plan yapamamasına ve sürekli ekonomik kaygı içinde işlerine devam etmelerine neden oluyor.
Sigorta Yarım Yatıyor: Bir Ayda En Fazla 19 Gün!
Ücretli öğretmenlerin en büyük sorunlarından biri sigorta primlerinin tam yatırılmaması. Bir ayda toplam 144 saat derse giren bir ücretli öğretmen, sigorta sisteminde en fazla 19 gün üzerinden prim kazanabiliyor.
Bu durum hem sağlık güvencesini hem de uzun vadeli emeklilik haklarını ciddi şekilde zayıflatıyor. Yıllarca çalışan birçok ücretli öğretmenin prim günleri bir türlü tam dolmadığı için emeklilik neredeyse hayal haline geliyor.
Hastalık ve Rapor Hakkı Fiilen Yok!
Rapor alabilmek için yılda en az 90 gün sigortalı görünmek gerekiyor. Ancak sigorta eksik yattığı için birçok ücretli öğretmen bu 90 güne aylarca ulaşamıyor.
Pandemi döneminde testi pozitif çıkan ücretli öğretmenlerin karantina süresince ücretlerinin tamamen kesilmesi ise mağduriyetin boyutunu daha da belirginleştirdi.
Bugün hala birçok ücretli öğretmen, işsiz kalma korkusu nedeniyle hasta olsa bile derse girmek zorunda kalıyor.
İşsizlik Maaşı Alma Hakları da Yok!
Ücretli öğretmenlerin maaşlarından işsizlik sigortası primi kesilmediği için işsizlik maaşı alma hakları bulunmuyor.
Ayrıca her yarıyıl ve yaz tatilinde çıkışları yapıldığından, çalışma sürekliliği sağlanamıyor. Bu kesintili çalışma yapısı yüzünden hiçbir sosyal güvence oluşmuyor.
Resmi Tatillerde ve Öğrenci Gelmediğinde Ücret Yok!
Ücretli öğretmenler yalnızca fiilen girdikleri ders saati üzerinden ücret alıyor.
-Resmi tatillerde ödeme yapılmıyor.
-Öğrencilerin okula gelmediği günlerde öğretmen derse gitse bile o günün ücreti kesiliyor.
Bu uygulamalar, ücretli öğretmenlerin gelirlerini tamamen belirsiz hâle getiriyor.
Tazminat ve Güvence Yok: Aynı Okulda 10 Yıl Çalışsa Bile!
Aynı okulda yıllarca çalışan bir ücretli öğretmen herhangi bir gerekçeyle işten çıkarıldığında kıdem tazminatı hakkına sahip değil.
Sınıfın kapatılması veya ders ihtiyacının azalması gibi durumlarda öğretmenler anında işsiz kalabiliyor. Hiçbir hukuki koruma veya güvence mekanizması bulunmuyor.
Aynı İşi Yapıyorlar, Eşit Ücret Alamıyorlar
Özel eğitim sınıflarında çalışan kadrolu ve sözleşmeli öğretmenler ek ders ücretlerini %25 artırımlı alırken, aynı sınıflarda çalışan ücretli öğretmenler bu haktan yararlanamıyor.
Bu durum, aynı iş için farklı ücret uygulanması nedeniyle açık bir eşitsizlik yaratıyor.
Örgütlenme Eksikliği: Sorunlar Tek Başına Taşınıyor
Ücretli öğretmenler örgütlenme konusunda ciddi zorluklar yaşıyor.
Sayısı 100 bin civarı olan ücretli öğretmenler, örgütlü bir yapının yokluğundan dolayı haklarını topluca savunamıyor. Bu büyük topluluk, sendikalarda veya kolektif dayanışma alanlarında yeterince temsil edilmediği için sorunlarını yalnız başına çözmek zorunda kalıyor. Örgütsüzlük, sistemin yarattığı haksızlıkların kalıcılaşmasını kolaylaştırıyor.
Sonuç: Geleceği Belirsiz Bir Meslek Grubu
Ücretli öğretmenlik, başlangıçta geçici bir çözüm olarak düşünülmüş olsa da bugün eğitim sisteminin kalıcı bir parçası hâline gelmiş durumda. Ancak haklar açısından kamu çalışanları arasında en güvencesiz konumda yer alıyorlar.
Sorunların çözümü için:
-Kadrolu öğretmen atamalarının artırılması,
-Ücret ve sigorta sisteminin düzenlenmesi,
-Sosyal güvence ve tazminat haklarının yeniden yapılandırılması gerekiyor.
Aksi takdirde, ücretli öğretmenler temel hak ve güvencelerden yoksun, her gün işini kaybetme korkusuyla çalışmaya devam edecek. Emekleri görünmez kılınmış, sorumluluğu ağır ve yükü büyük bir kesim olarak sistemin en kırılgan halkası olmaya devam edecek; her gün güvencesizlikle mücadele etmek, belirsizlik içinde plan yapmak ve hakları korunmadan mesleğini sürdürmek zorunda kalacaklar.
16.11.2025 / Öğretmenim
Emek.org.tr

