İSİG Meclisi 2018 yılı ‘Gıda Zehirlenmeleri Raporu’ açıklandı

Gıda zehirlenmeleri denetlenmeyen çok kazanma hırsının eseridir! Düşük ücretler, açlık ve yetersiz beslenme; kapitalizmin günümüzde insana ve emekçiye layık gördüğü insanlık dışı bir olgudur! İSİG Meclisi 2018 yılı ‘Gıda Zehirlenmeleri Raporu’ açıklandı İSİG Meclisi bünyesinde oluşturulan ‘Beslenme Çalışma Grubu’, yeni bir başlıkla çalışmalar başlattı. Beslenme hakkı, gıda zehirlenmeleri, ücretler ve açlık sorunu, emekçilerin ve emekçi […]

Gıda zehirlenmeleri denetlenmeyen çok kazanma hırsının eseridir!

Düşük ücretler, açlık ve yetersiz beslenme; kapitalizmin günümüzde insana ve emekçiye layık gördüğü insanlık dışı bir olgudur!

İSİG Meclisi 2018 yılı ‘Gıda Zehirlenmeleri Raporu’ açıklandı

İSİG Meclisi bünyesinde oluşturulan ‘Beslenme Çalışma Grubu’, yeni bir başlıkla çalışmalar başlattı. Beslenme hakkı, gıda zehirlenmeleri, ücretler ve açlık sorunu, emekçilerin ve emekçi halkın beslenme sorunlarını gündeme alıyor. Kapitalist ilişkiler ve neoliberal politikalar sorgulanıyor, beslenme hakkı ve bunun için gerekli örgütlenme ve mücadele hakkı gibi konuları tartışıyor ve önerilerde bulunuluyor.

Bu çabayı emek mücadelesi ve halk sağlığı açısından çok değerli bulduğumuzu belirtelim. Emek. org.tr olarak, bu çalışmaları özenle izleyecek, biz de olanaklarımız ölçüsünde destekleyeceğiz.

Gıda Zehirlenmeleri raporuna göre 2018 yılında en az 13 bin 190 kişi gıda zehirlenmesinden etkilenirken, 18 kişi ise hayatını kaybetti. Gıda zehirlenmesinden etkilenen işçi sayısı 8094, öğrenci sayısı 1774 oldu. Kışlada 75 asker, göçmen gözaltı merkezinde 116 göçmen ve genelde 3131 kişi zehirlenme nedeniyle hastanede tedavi gördü.

İSİG raporu, açlık ve geçinme koşulları, açlık ve ücretler konuları da bağlantılarıyla birlikte ele alınarak ve tartışmaya açılarak emek kamuoyunun dikkatine sunulmaya başladı. Beslenme hakkı ve sorunlarına dikkat çeken çalışmalarda, bu alanda örgütlenme ve mücadele sorunlarına, toplu yemek verilen tüm işletmelerin beslenme konusunda ticari kaygılarla davrandığına ve zayıf denetim konularına dikkat çekiliyor.

Sendikalara ve meslek örgütlerine, beslenme sorunu konusunda önemli görevler düşüyor. Özellikle işyerlerinde, okul, kışla gibi kitlesel tüketim alanlarında beslenme hakkı ve yaşanan sorunların, temel bir olgu olarak ele alınarak; işçi sağlığı alanında, örgütlenme çalışmalarında, insanca yaşam talebi ve mücadelesinde önemli bir zemin olarak değerlendirilebileceğini düşünüyoruz. Çalışma grubunun raporunu aktarıyoruz.

Sağlıklı Beslenme Örgütlenmeyle Mümkün!

Sadece karnımızı doyurmak, iyi beslendiğimiz anlamına gelmiyor. Sağlıklı bir yaşam sürmek ve sağlıklı olma halimizi sürdürebilmek için yeterli ve dengeli besin almamız gerekiyor. Bu ise, işyerlerinden, yaşam alanlarına, gıda üretiminden, sevkiyatına, pişirilmesinden, dağıtımına tüm süreçlerde daha çok kar değil işçi sağlığı/halk sağlığını merkezine alan politikalarla mümkün ancak…

Oysa son 50 yılda neoliberal politikalarla yaratılan sorunların başında açlık ve yetersiz beslenme geliyor. Açlık sınırının 1943 TL yoksulluk sınırının 6328 TL olduğu düşünüldüğünde sorunun ne kadar yakıcı olduğu ortaya çıkmaktadır. Ekonomik krizle birlikte evlerde, işyerlerinde ilk olarak gıdalarda kısıntıya gidiliyor. Yemek çeşitliliği azaltılıyor, porsiyonlar küçültülüyor veya öğün sayısı düşürülüyor. Piyasa ekonomisinin insafına terkedilmiş, düşük ücretler nedeniyle sağlıklı ve temiz yiyeceklere ulaşamayan işçiler ve halk, bu kesintilerle birlikte sağlığını daha fazla kaybediyor.

İşyerlerinde, okullarda, kışlalarda, sığınma evlerinde vb. yaşam ve çalışma alanlarımızda gıda denetim ağları kurulmadığından, ilgili kontroller yapılmadığından hemen her gün gıda zehirlenmesi ile karşı karşıya kalıyoruz. Zehirli maddenin veya maddelerin vücuda girmesi sonucunda kişinin sağlığının bozulması diye tanımlayacağımız gıda zehirlenmeleri ise en çok işçileri ve yoksulları vuruyor.

Basında çıkan haberlerden tarayıp derlediğimiz gıda zehirlenmeleri raporu yaşananların ufak bir görüntüsü sadece. Gerçekte gıda zehirlenmelerinin çoğu ya basına yansımıyor ya da çoğu zaman ana akım medyada haber değeri taşımıyor.

Meydana gelen olaylardan en etkileyici olanı İzmir’in Aliağa ilçesinde bulunan Star Rafineri’de çalışan yaklaşık 3300 işçinin farklı hastanelerde tedavi olmayı beklerken hastane bahçesinden yükselen isyanıydı. Star Rafineri’yi, kurban etinde tesbit edilen şarbon nedeniyle meydana gelen ölüm ve zehirlenmeler takip etti. Ankara, Kayseri, Diyarbakır, Sivas, İstanbul ve Bitlis gibi illerde çeşitli ilçeler ve tesisler karantinaya alındı, doktorlara şarbon teşhisi koyma yasakları getirildiği iddia edildi.

Kayseri göçmen geri gönderme merkezinde kalan Afganistanlı, Pakistanlı ve Iraklı göçmenler ile Antalya kadın sığınma evinde kalan çoğu çocuk 32 kişi yedikleri yemekten etkilenerek zehirlendi. Kışladaki zehirlenmelerle birlikte düşünüldüğünde bu iki vaka, kamuya ait alanların bile piyasa ilişkilerine tabi olduğunu ve korunmaya muhtaç kesimlerin bile şans eseri hayatta kaldığının göstergesi adeta…

Yine düşük gelirli halkın yaşamını idame ettirmek için başvurduğu mantarlar da gıda zehirlenmelerini ve ölümleri beraberinde getirdi, raporumuzda yer alan ölümlerin neredeyse yüzde 75’i mantar kaynaklı ölümler oldu. Yaşanan zehirlenme vakalarının en ilginci ise Bursa, Adıyaman ve Samsun’da yerli malı haftası kapsamında getirdikleri yiyecekleri yiyen öğrencilerin zehirlenmesi idi…

Gıda zehirlenmeleri işçi sağlığı/halk sağlığı kapsamında ele alınmadıkça, etkin denetim mekanizmaları kurulmadıkça, sorumlu firmalara yüksek miktarda cezalar kesilmedikçe ve en önemlisi halk olarak temiz, sağlıklı, adil gıda hakkı üzerinden kentlerde ve kırlarda örgütlülük sağlanmadıkça, ne yazık ki gıda zehirlenmeleri artarak devam edecek. İçilebilir su, ekilebilir araziler, sağlıklı çalışma koşulları vb konular birbiriyle ilişkili olan ve bir bütün olarak bakmamız gereken meseleler. Ancak bu bağları kurduğumuzda, sağlıklı ve iyi olma halinden bahsedebilir, işyerlerinde, yaşam alanlarında  örgütlenerek sağlıklı beslenmeye ulaşabiliriz…

2018 yılında en az 104 olay meydana geldi ve bu olaylarda en az 13 bin 190 kişi gıda zehirlenmesinden etkilendi, 18 kişi ise hayatını kaybetti. Gıda zehirlenmesinden etkilenen işçi arkadaşlarımızın sayısı 8094 olurken, 8303 kişi işyerinde zehirlendi. Üniversite, ilköğretim okulu, meslek yüksekokulu demeden kamuya ait veya özel pek çok okulda gıda zehirlenmesi meydana geldi, toplamda 1774 öğrenci zehirlendi. Kışlada 75 asker, göçmen gözaltı merkezinde 116 göçmen ve genelde 3131 kişi zehirlenme nedeniyle hastanede tedavi gördü.

Zehirlenme vakalarının yüzde 63’ü işyerinde gerçekleşirken vakaların yüzde 22’si kamu kurumlarında meydana geldi. Zehirlenme vakalarının köy veya büyükşehir ayrımı gözetmediği göz ardı edilmemeli.

Zehirlenme vakalarının yüzde 89’nun firmalar tarafından temin edilen gıdalardan kaynaklandığını ve yüzde 11’nin ise dışarıdan temin edildiğini belirtmemizde fayda var.

Sonuçta bozulan, son kullanma tarihi geçen, yeterli şekilde denetlenmeyen, içine çeşitli kimyasal maddeler bulaşan gıdalar bizlere daha çok para kazanmak için yedirilmektedir. Buna bir de endüstriyel gıdaların neden olduğu sağlık sorunlarını da eklediğimizde, beslenme konusunun ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Sağlıklı gıdaya ulaşma hakkımıza örgütlenerek sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyoruz… İSİG Meclisi Beslenme Çalışma Grubu.

emek.org.tr

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar