İki sendika ve işçi hakları karşıtı belediye başkanı

Bakırköy belediyesinde işçilerin hak eylemleri ve grev devam ediyor. Bakırköy belediyesi işçileri iki ayrı sendikada örgütlü. Fakat işveren-belediye başkanının sendika ve işçi karşıtı tutumları, onları mücadele hattında yan yana getirdi. İki sendika ve üye işçiler, destek veren emek dostu kurumlar ve insanlar; iki direnişin kazanması için Bakırköy Özgürlük meydanında, belediye binasının önünde ve dört işyeri […]

Bakırköy belediyesinde işçilerin hak eylemleri ve grev devam ediyor.

Bakırköy belediyesi işçileri iki ayrı sendikada örgütlü. Fakat işveren-belediye başkanının sendika ve işçi karşıtı tutumları, onları mücadele hattında yan yana getirdi.

İki sendika ve üye işçiler, destek veren emek dostu kurumlar ve insanlar; iki direnişin kazanması için Bakırköy Özgürlük meydanında, belediye binasının önünde ve dört işyeri biriminde grev nöbetine devam ediyor. İşçilerin ve dayanışmanın coşkulu olduğunu, kararlılık içinde bulunduklarını belirtelim. “Zafer direnen emekçinin olacak!” sloganı güçlü seslerle atılıyor.

İki sendikadan biri DİSK’e bağlı Genel-İş sendikasıdır. Diğeri Türk-İş’e bağlı Belediye-İş sendikası… İki sendika da emek kamuoyundaki eleştiriler almalarına rağmen mücadeleci sendika geleneğinden geliyor. İkisi de genel hizmetler işkolunda örgütlüler. Bir belediyede aynı işkolunda iki sendika olmanın hikayesi incelemeye ve sorgulamaya değer bir olgudur. KESK-Tüm Bel Sen sendikasıyla birlikte üç sendika buradadır. Ancak işçilerin ve memur kadrolarının çalışma ve yaşama koşulları, açlık ve yoksulluk sınırlarında gezen ücretleriyle, çok da demokratik ve insani olmayan ortam olarak tarif edilebilir. Üç sendika ve örgütlülük gücüne rağmen, yaşanan bu durum özellikle sorgulanmaya değer bir konudur.

İşçilere, bir dokunduğumuzda bin ah işitiyoruz! İşçilerin ve sendikaların değil de sonuçta “belediye başkanının borusu ötüyor” dersek, kabalık etmiş sayılmayız! Yakın geçmişte uygulanmayan ve yapılamayan toplu iş sözleşmelerini burada sadece anımsatalım.

Aralarında “soğuk rüzgarlar” esmesine rağmen, yaşam iki sendikayı bu günlerde işveren “sosyal demokrat” anlayıştaki belediye başkanı karşısında, mücadele hattında bir noktaya getirdi. Genel-İş sendikası ve işçiler, işten atılan işçilerin geri dönmesini ve TİS hakkı için direniştedir. Belediye-İş sendikası ise belediye başkanının “sıfır ücret zammında diretmesi” sonucu tıkanan TİS görüşmeleri için grevdedir.

Sendikaların ve işçilerin karşı tarafında kim var? Yabancı biri değil, tanınan biri… CHP kontenjanında sosyal demokrat başkan Dr. Bülent Kerimoğlu ve ekibi. “Sosyal demokrat” partiden gelmesine rağmen başkanın işçi ve emek dostu olduğu söylenemez… Peki bu işveren belediye başkanı nasıl biridir?

Şöyle: sendika karşıtı, işçiyi aşağılayan, işçi haklarına saygı göstermeyen, işçinin sendikalaşmasını istemeyen hatta bunun için işyeri birimlerini gezerek sendika istemediğini açıkça söyleyen, TİS yapmak istemediğini ama sendikalarla protokol yapılabileceğini ilan eden “sosyal demokrat” CHP kontenjanından belediye başkanı seçilen bir işveren… Demokratik hak ve özgürlükler, hatta kadın hakları söz konusu olduğunda mangalda kül bırakmayan başkan Kerimoğlu, belediye işçilerinin hakları söz konusu olduğunda işçi hakları ve sendika düşmanı kesiliveriyor. Örneğin pandemi koşullarında işçilerin ücretlerinde hatta yemek paralarında kesintiye giden biri, sendika istemeyen ve TİS yapmaktan kaçan biri emek dostu sayılır mı?

Bu durum karşısında “sosyal demokrat” sendikalar ve CHP İl yönetimi ve CHP genel merkezinden pek ses de çıkmıyor. İlginç bir biçimde birbirlerine bağımlılar. Oysa hak ve özgürlükler karşıtı birinin görevden alınması ve bir daha seçilmemesi için tavır alınabilir… Tabi bunu yapabilecek demokrasi kültürü, mücadeleci sendika ve gerçek demokratik parti cesaretine ihtiyaç var.

TTB nin demokratik hak ve özgürlükler konusundaki duyarlılığı bilinir. Belediye başkanı doktor olması nedeniyle, içinde bulunduğu hak ve özgürlükler karşıtı pozisyonu ve verdiği zararlar, TTB ve İstanbul Tabipler Odası tarafından tarafından soruşturma konusu yapılabilir. İyi de olur…

Anımsatalım. Yakın zamanda Kadıköy’de ve biraz daha eski zamanda Maltepe belediyelerinde işçi direnişleri yaşandı. TİS süreçlerinde, belediye yönetimleri işçi haklarının ileri düzeylerde elde edilmesine olumsuz yaklaşmış, hatta Genel-İş sendikası genel merkezi, yerel şube iradelerini hiçe sayarak merkezi müdahaleyle, anti-demokratik bir biçimde sözleşme kararı almış ve bunu uygulamıştı.

Yani çalışma yaşamında sendikaların ve “sosyal demokrat” belediyelerin; işçilerin ve sendikaların sendikal hak ve özgürlüklerini kullanma konularında sicilleri bozuk…

Öncelikle “sosyal demokrat” işveren belediyelerin anlayış ve tutumlarının sorgulanması ve eleştirilmesi gerekiyor. Sendikalar birlik oluşturarak seçimlerde destekledikleri partinin bu sahte tutumuna karşı ortak yaptırım gücü oluşturabilir. Bu yönde tavırlar almaları da doğru olacaktır.

Bakırköy belediyesinde nasıl bir oyun oynanıyor?

Belediye başkanının demokratik işçi hak ve özgürlükleri karşısında aldığı tavırlarla, sahte yüzünü göstererek samimi olmadığını, her işveren gibi aldatan patron kişiliğine sahip olduğunu gösterdi. Yıllardır bu konuda nasıl bir sahtelik içerisinde yöneticilik yaptığı bir kez daha açığa çıktı.

Peki sendikaların durumu nedir? İki sendika da genel hizmetler işkolunda örgütlenmekte, kendilerine özgü bir mücadele içerisinde bulunmaktadır. Aslında sendikaların nasıl olduğunu işçilere sormakta yarar var. Çünkü Her iki sendika da belediye işçisi tarafından sert biçimlerde eleştiriliyor. Bu eleştirileri sendika yönetimleri de biliyor. Ama eleştirileri yapıcı olarak değerlendirmiyor.

Süreç şimdi iki sendikanın “birlikte davranma” gibi tarihsel bir fırsatı onların önüne koydu. Aralarındaki her türlü sorunu bir kenara bırakarak, sendikaların ve işçilerin kazanması için akıllarını ve güçlerini birleştirerek, birlikte kazanmanın yoluna bakmaları doğru turum olacaktır. Sendikalar buna hazır mıdır? İşçiler bu yönde tutum alırsa bu gerçekleşebilir mi?

Ya da işçiler kendi iradelerini açığa çıkaracak bağımsız bir örgütlenme tarzıyla sendikaları daha doğru çizgiye çekmekte etkili olabilir mi? Örneğin işyerlerinde işçi komiteleri bu anlamda işlevli olabilir. İşyeri işçi komiteleri örgütlenmesi hem belediye yönetimini hem de sendika yönetimlerini, sadece işçi çıkarları ve demokratik kazanımlar için doğru rotaya sokabilecek güçtür. Bu da işçilerin özellikle öncü işçilerin çalışmasına ve tercihlerine bağlıdır. Bakırköy belediyesi işçilerinin bilgi birikimi, örgütlenme yetenekleri ve tecrübesi buna yeterlidir. İşyeri işçi komitelerin oluşturacağı “belediye işçi meclisi” çok şeyi değiştirebilir. İşleyişleri ve işlevleri zenginleşecek olan sendikalar da bu temel yapının üzerinde yükselebilir…

Bakırköy meydanındaki Genel-iş sendikasına üye direnişçilerin hemen 30 metre ilerisinde Belediye-İş sendikası işçilerinin grev eylemleri yapılıyor. Aynı meydanda yan yana dolaşıyorlar…

İki sendika ve işçiler birlikte yüklenirlerse, ortak talepleri için birlik oluştururlarsa kazanırlar. Hem de ne kazanma! İşçiler işlerine geri de döner, TİS sözleşmeleri de yapılır. Buradan önermiş olalım. Aslında iki sendika bir “Güç birliği masası” kurabilme yeteneği gösterse, birbirlerinin ‘altlarını oyacaklarına’, esas hedefle yani işverenle boğuşmuş olurlar. Bu daha hayırlı olmaz mı?

Sendika yönetimleri aralarındaki sorunları çözebilecek yetenek ve kapasitede insanlardır. Bunu istemeleri ve bir araya gelmeleri yeterlidir. İşçiler de bunu zorlamalıdır.

Sendikalar demokratik toplu sözleşme haklarını kullanmak ve insanca koşullarda çalışıp yaşayabilecekleri bir Toplu İş Sözleşmesi yapmak istiyor. İşveren “sosyal demokrat” başkan ise sendikayı da istemiyor ve TİS yapmak da istemiyor! İzlenecek yol ne kadar basit ve açık değil mi?

Sendikalar ve işçiler bu durumu birlikte çözebilir, küskün ve gergin emekçiler görüntüsünden kurtulabilirler. İşçi birliğini ve dayanışmasını yaratabilirler. Bu durumdan kimin fayda gördüğü, kimin zarar gördüğü açık değil mi?

Genel-İş sendikası ve direnişçi işçilerin talepleri; işten çıkarılan dört işçinin işlerine iadesi ve TİS için belediyenin açtığı davadan feragat etmesi, insanca yaşayabilecekleri ücretler ve insani çalışma koşulları…

Belediye-İş sendikasının amacı ise insanca koşullarda çalışmayı sağlayacak onurlu bir TİS yapmaktır.

Karşılarında ise emek hakları karşıtı söylemleri ve tavırları belli olan bir işveren…

İki sendika da bu talepleriyle ortak noktadadır. Taleplerin tümü de ortak payda oluşturuyor. Sloganlar, talepler, eleştiriler, hukuk mücadeleleri vs. bu durumu, işçilerin ve mücadeleci sendikal birliğin yararına kullanabilirler.

İki sendika emekçilerine ve üyesi olan işçi dostlarımıza önerimizdir:

Şimdi birlik ve birlikte kazanma zamanıdır!

Emek.org.tr

 

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar