Enerji Bakanlığı strateji planında iş cinayetlerini önemsemedi!

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Strateji planında enerji sektörü sorunlarını rapor eden bakanlığın iş cinayetleri ve işçilerin yaşamlarını kaybetmesi olgularını neden-sonuç bağlantılarıyla inceleme yerine, alınan önlemlerin yatırım maliyeti artışları getirdiğini ve bunun da durgunluğa neden olduğu tespitini yaptı. Planda sermayenin çıkarları temel alınarak stratejik tespitler yapılırken, emek ve emekçilerin sorunları gözardı edildi. Soma’da 301, Karaman […]

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Strateji planında enerji sektörü sorunlarını rapor eden bakanlığın iş cinayetleri ve işçilerin yaşamlarını kaybetmesi olgularını neden-sonuç bağlantılarıyla inceleme yerine, alınan önlemlerin yatırım maliyeti artışları getirdiğini ve bunun da durgunluğa neden olduğu tespitini yaptı.

Planda sermayenin çıkarları temel alınarak stratejik tespitler yapılırken, emek ve emekçilerin sorunları gözardı edildi.

Soma’da 301, Karaman Ermenek’te ise 18 madencini yaşamını yitirdiği maden faciaları sonrasında birçok madende işçiler can güvenliği olmayan şartlarda çalışmaya  ve iş cinayetlerinde ölmeye devam ediyor. Stratejik planda iş cinayetleri konusu, yatırım ve üretim durgunluğu kadar önemsenmedi.

Bakanlığın 2019-2023 yıllarını kapsayan staretejik plan raporunda, Soma ve Ermenek’te yaşanan katliamlar için “2014 yılında Soma ve Ermenek’te meydana gelen elim yeraltı kömür madenciliği kazaları sonrasında yapılan kanuni düzenlemelerle yeraltı üretim maliyetleri bir anda artmış ve sektör açısından durgun bir sürecin başlamasına neden olmuştur. Öngörülemeyen kazalar ve buna bağlı olarak yapılan kanuni değişikliklerden dolayı, plan hedeflerinde önemli sapmalar meydana gelmiştir” ifadeleri yer aldı.

Yurtdışı Açılımı’ sınıfta kaldı

Daha önceki stratejik planda hedeflenen “yurtdışı açılımının” sınıfta kaldığı tespiti yapıldı. “Tesis yenileme” işlerinden “yeni ürünlerin pazarlama-satış çalışmaları sonlanmadığı” gerekçesiyle vazgeçildi. Yatırım bütçesinde önemli daralmalara gidilmesinin kurumun yeni üretim teknolojilerinin uygulanması konusunda sınırlı kalmasına yol açtığı belirlendi. Tasarruf tedbirlerinin makine alımlarına da yansıdığı açığa çıktı. Yeni makine alınmaması durumunda randımanı düşük makinelerin hizmet dışına çıkarılamaması risk faktörü olarak görüldü.

Cumhuriyet’ten Şeyma Paşayiğit‘in haberine göre, Türkiye enerji tüketiminin yüzde 24.3’ünü yerli kaynaklar; yüzde 75.7’si gibi önemli bir kısmını da ithal kaynaklardan elde ettiği kaydedildi. Birincil enerji arzının kaynaklara dağılımında yıllar içerisinde önemli değişiklikler söz konusu olduğu belirlendi. 1971 yılında arzın yüzde 46.5’i petrol, yüzde 29’u biyoenerji ve atıklardan ve yüzde 23.5’i yerli kömürden karşılanırken, 2017 yılına gelindiğinde en büyük payın yüzde 30.4 ile 1980’li yılların ortalarından itibaren ithalatına başlanan doğalgaz olduğu kaydedildi. Petrol ve petrol ürünleri yüzde 30,4 gibi az bir farkla doğalgazdan sonra yer alırken, ithal kömürün yüzde 17.1 seviyesine yükseldiği belirlendi.

Termik santraller itirafı

Kömüre dayalı santrallere kamuoyunun da olumsuz baktığı belirtildi. Planda, yerli termik santrallerin filtre sistemlerinin hava kirliliğini önlemede yetersiz kaldığı itiraf edildi.

emek.org.tr

 

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar