Bu savaş emekçi halkların savaşı değildir!

Rusya-Ukrayna savaşı, bölgesel ancak tüm dünyayı etkisi altına alan emperyalist paylaşım savaşıdır. Korkunç savaş mekanizmalarını göstererek koparılan savaş yaygaraları ve tehditler, Ukrayna, Rusya veya dünya emekçi halklarından yana değildir. Bu yeni durum, bölge ve dünya emekçi halkları arasında huzursuzluk ve kaygılar yaratan, karşısında olduğumuz bir gelişmedir. Çok açık bir tavır içinde olunması gerekmektedir. Dünyanın her […]

Rusya-Ukrayna savaşı, bölgesel ancak tüm dünyayı etkisi altına alan emperyalist paylaşım savaşıdır.

Korkunç savaş mekanizmalarını göstererek koparılan savaş yaygaraları ve tehditler, Ukrayna, Rusya veya dünya emekçi halklarından yana değildir. Bu yeni durum, bölge ve dünya emekçi halkları arasında huzursuzluk ve kaygılar yaratan, karşısında olduğumuz bir gelişmedir.

Çok açık bir tavır içinde olunması gerekmektedir. Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de işçi sınıfı ve devrimci sosyalistler; birbirlerine karşı savaş çığlıkları ve bir dizi yaptırımlarla tavır alan kapitalist-emperyalistlerden herhangi birinin yanında yer almak zorunda değildir.

ABD, Avrupa Birliği, İngiltere, NATO ve Rusya emperyalistleri; tümüyle savaş hesapları ve çatışmaları üzerinden güç artırma ve egemenlik alanları peşindedir. NATO sınırlarının Ukrayna’yı da kapsaması riski, emperyalistler arasındaki çelişkileri ve bunalımı artırmış, Ukrayna çatışmalarıyla bölgesel sıcak savaş boyutuna taşınmıştır. Ukrayna işgaliyle başlatılan savaş üzerinden bölge ve dünya dengeleri yeniden şekillendirilecektir. Biden ve Putin çatışmasının ardındaki gerçek budur.

Hiçbir emperyalistler arası çelişki ve çıkar gerekçesi; insanlığa, halklara ve doğaya yıkım getiren paylaşım kavgasını ve askeri saldırıları haklı çıkaramaz.

Bölgesel sıcak çatışmalardan ve savaş ortamından  kazançlı çıkan sadece uluslararası sermaye güçleridir. Başta savaş sanayi olmak üzere sermaye hareketliliği, ekonomik faaliyetleri ve egemenlik düzenlerini yenilemektedirler. Savaş ortamlarında kaybeden halklar, beslenip güçlenen sermayedir.

Savaş ve gerginlikler, bölgede yaşayan halkların ve dünya emekçi halklarının zararınadır. Savaş ortamında kentleri bombalanan, hayatını kaybeden, göç eden, açlık ve yoksunluklarla sıkıntılara düşürülen, yaşam kaygıları yaşayan halklardır.

Bölgemiz ve ülkemiz de bu savaş ortamından hemen etkilenmeye başlamıştır. Kırılgan yeni-sömürge ekonomisi, rantçıların elinde yeni krizlere ve sorunlara açıktır. Yine olan işçilere, emekçilere, işsiz ve yoksullara olacaktır. Petrol fiyatları ve doların yükselmesi en çok biz yoksul halkı, asgari ücretle geçinmeye çalışan emekçi kitlelerini vurmaktadır.

Maalesef onlar dağınıktır; kolay manipüle edilebilen, güçsüz ve sahipsiz kitlelerdir. Çünkü güçlü halk örgütlerinden yoksun durumdalar. Kendi yaşamlarını alt-üst eden savaş gibi korkunç yıkım aracına ‘dur’ diyebilecek düzeyde birlik ve dayanışma içinde değiller. Sadece Rusya ve Ukrayna emekçi halkları değil, dünyanın başka yerlerindeki halklar da aynı yoksunluk içindedir.

Ukrayna ve Kafkasya’da, bölge halklarının özgür iradeleriyle ülkesel-toplumsal yaşamlarını düzenlemeleri kapsamında demokratik haklarına saygı duyulmalıdır. Halkların kendi kaderini tayin etme ilkesine saygı duyulmalıdır. Tüm işgalciler ve manipülasyonlar peşindeki güçlerin bölgeden uzaklaşması tek doğru yoldur.

Bölge halkları barış içerisinde kalmalıdır. Ülkeler arasında karşılıklı saygı, eşit ve adil ilişkiler çerçevesinde, birlikte veya ayrı ayrı ama barış içinde yaşama politikası temel olmalıdır. Toplumların zenginliklerin yıkıma uğratılıp değersizleştirilmesi, doğanın tahribatı, insanların ölümü ve yaşanacak savaş acıları; biz emekçileri, aydınları, devrimci ve sosyalistleri ancak üzer.

Bu haksız kirli savaşta taraf tutamayız. Savaş sorumlularının ve suçluların teşhir edilip karşı tavır almak da insani sorumluluk gereğidir.

Tüm emperyalist ülkelerin bölgeyi yıkıma uğratmaları, bölge halklarına insanlık dışı savaş koşulları yaşatmaları reddedilmelidir.

Ukrayna işgali ve ardındaki küresel hesaplar bir şeyi daha gösteriyor. Dünya emek güçlerinin dünya yaşamına müdahale etmesi artık zorunludur. Devrimci sosyalist güçleri ve emekçi halk kitleleri, dünyayı yakıp yıkan paylaşım kavgalarına son vermek için birlik içerisinde örgütlenip güçlenmelidir. O nedenle coğrafyamızda da demokratik güçler arası birlik ve dayanışmaya çok ihtiyaç var.

Tek yolumuz bulunuyor, o da emperyalizmden ve onun savaş yaratan bunalım ve hesaplarından kurtulmamızdır. Tüm emek örgütleri, özellikle emekten yana demokratik, sosyalist politik güçler, sorumluluk alarak tarihsel değişimler yaratma mücadelesini yükseltmelidir.

emek.org.tr

 

 

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar