Sendika hakkını engellemeye hapis cezası

Sendikal örgütlenme hakkına yönelik işverenin tahammülsüzlüğünü biliyoruz. Örgütlenme hakkının işverenler veya işveren yanlıları tarafından engellenmesi, sendikal çalışma yürüten işçilerin baskı ve şiddet görmesi, işten çıkartma tehdidiyle sendikadan istifa ettirme, sendika değiştirme olaylarını sıklıkla yaşıyoruz. Patronlar ve onları destekleyen resmi devlet kurumlarının demokrasi palavralarını açığa çıkaran bir konu da, sendikal örgütlenme hakkı olduğunu iddia etmek, ama […]

Sendikal örgütlenme hakkına yönelik işverenin tahammülsüzlüğünü biliyoruz. Örgütlenme hakkının işverenler veya işveren yanlıları tarafından engellenmesi, sendikal çalışma yürüten işçilerin baskı ve şiddet görmesi, işten çıkartma tehdidiyle sendikadan istifa ettirme, sendika değiştirme olaylarını sıklıkla yaşıyoruz.

Patronlar ve onları destekleyen resmi devlet kurumlarının demokrasi palavralarını açığa çıkaran bir konu da, sendikal örgütlenme hakkı olduğunu iddia etmek, ama bu hakka karşı gösterilen tahammülsüzlük, açıktan yapılan baskı, tehdit ve engellemeler karşısındaki sahte tavırlar konusudur.

Yani patronlar sendika istemedikleri, sendika düşmanlığı yaptıkları ve dolayısıyla sendikaya yönelen işçilere karşı baskıcı davranıyor. Çalışma koşullarını, sömürü olayını, işyerinde sıkı bir disiplin sağlamak için sendikaya şiddetle karşı çıkıyor, yasaklar ve cezalar öngören hukuk kurallarını da çiğniyor. Karşılığında ise yaptırım gücü olan bir ceza uygulaması bulunmuyor.

Patronlar, yasaklanmasına ve cezai yaptırımı olmasına rağmen, sendikal özgürlüklere saldırmaya devam ediyor. Yıllardan beri süregelen bu durumla birlikte, adil ve eşitlikçi bir adalet mekanizması olmadığını görüyoruz.

Bu durumun yaygın olarak yaşanmasının bir önemli nedeni, hak ihlallerini cezalandıran yasaların uygulanmamasıdır. İşveren bu yasaları ihlal ediyor, yargılanıyor, hapis cezası alıyor ama hapis yatmıyor. Yani ceza ya erteleniyor veya para cezasına çevriliyor.

Dolayısıyla yasanın içeriği hayata geçmiyor. Bu durumda cezai yaptırım olmadığı veya ciddiyeti kalmadığından işverenler baskı ve şiddet uygulamaya engellemeler yaratmaya devam ediyor. Bu durum genelde işçi sınıfı açısından yargının patronları koruduğu ve onlardan yana olduğu düşüncesine neden oluyor.

Bir olumsuz gerçeği burada dile getirelim. Sendikalar yıllardan beri bu ceza yasalarını bilmelerine rağmen, kararlı bir biçimde yasanın uygulanmasını takip etmemişlerdir. Ceza yasalarını ihlal etmeyen işyeri kalmamışken, sendikalar ceza hukuku maddelerinin tam anlamıyla neden uygulanmadığının üzerine girmemiş ve bu durumu teşhir edememişlerdir.

Yasa uygulanmıyor veya etkisiz kalıyorsa, işçi sınıfına ve sendikalara önemli bir görev düşüyor demektir. Sendikalar ve işçiler birlikteliklerini, örgütlenmelerini güçlendirerek işverenin sendikal baskılarını, tehditlerini boşa çıkarmalıdır. Bu konuda başarı; kararlı, inançlı, disiplinli, kitlesel, fiili ve militan sendikal mücadeleyle sağlanabilecektir. İşçiler üretimden gelen güçlerini doğru biçimlerde kullanırsa patronların baskı ve engellemeleri boşa çıkarılabilir. Bunun örneği çoktur.

Sendikal örgütlenme hakkı, kapitalizm ve baskıcı toplumsal koşullarında kazanılmış bir haktır. Hukuk sisteminde de yerini almıştır. Dolayısıyla burjuvazi ve sermaye kurumsal olarak bu hakkı tanımak ve gereğini yerine getirmek durumundadır. Patron bu hakkın kullanımını engellemek için birçok baskıya ve oyuna başvurmaktadır. Ancak onları, bir mücadele hattıyla bu hakka saygı duymasını sağlamak gerekmektedir. Yasaları çiğneyen, demokratik yasal meşru örgütlenme hakkını tanımayan patronlar teşhir edilmeli ve güçlü işçi mücadelesiyle geri püskürtülmelidir.

Ceza hukukunda sendikal örgütlenmeyi engelleyen, işçiler üzerinde baskı kuran, işten atma tehdidiyle bu hakkın kullanımını sınırlandıran, şiddet içeren davranışlar, ceza öngören maddeyle yasaklanmış ve cezalandırılmak istenmiştir. Bu yasanın işçiler ve sendikalar tarafından iyi kavranması, uygulanmasının sağlanması çok önemlidir. Yasa maddelerinin özellikle işçiler tarafından bilinmesi ve sendikalar tarafından uygulamanın takip edilmesi için de çaba gösterilmelidir.

Ceza hukukunda geçen yasa maddeleri şöyledir:

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu MADDE 117

İŞ VE ÇALIŞMA HÜRRİYETİNİN İHLALİ

(1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikayeti halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

TCK MADDE 118:

SENDİKAL HAKLARIN KULLANILMASININ ENGELLENMESİ

Madde 118-

1-Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

2-Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası hükmolunur.

emek.org.tr

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar