‘Kanal İstanbul’ eko-yıkım projesidir’ AKP iktidarının ortaya koyduğu rant ve yağmaya dayanan ‘ekonomik kalkınma projesi’ iddiasını teşhir eden raporlar yayınlanıyor. Aynı zamanda sürdürülen bilimsel tartışmalarla da Kanal İstanbul’un bir çok yönüyle yıkım projesi olduğu ortaya konuluyor. Değişik alanlardan bilim insanları, mimarlar ve mühendisler odaları, sağlık emekçileri birlikleri, sendikalar, çevreci örgütler, devrimci-demokrat ve sosyalist kurumlar, kadın […]

‘Kanal İstanbul’ eko-yıkım projesidir’

AKP iktidarının ortaya koyduğu rant ve yağmaya dayanan ‘ekonomik kalkınma projesi’ iddiasını teşhir eden raporlar yayınlanıyor. Aynı zamanda sürdürülen bilimsel tartışmalarla da Kanal İstanbul’un bir çok yönüyle yıkım projesi olduğu ortaya konuluyor.

Değişik alanlardan bilim insanları, mimarlar ve mühendisler odaları, sağlık emekçileri birlikleri, sendikalar, çevreci örgütler, devrimci-demokrat ve sosyalist kurumlar, kadın örgütleri, kent konseyleri, doğa koruma ve savunma platformları, aydınlar, sanatçılar…vb tarafından yoğun biçimde tartışılırken, tepkiler de koyulmaya başladı. İtiraz dilekçelerini, salon etkinlikleri ve basın açıklamaları ve gösteriler izlemeye başladı.

12 Ocak günü, Avcılarda hazırlığı sürdürülen ve tüm İstanbulluların davet edildiği, insan zinciri oluşturma gibi, kanal projesi karşıtı gösteri planlanıyor.

Avcılar ilçesi projeden birinci derecede etkilenecek ilçelerden birisidir.

Önceki gün Avcılar Kent Konsey ve çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisinin katıldığı salon etkinliğinde tartışmalar yapıldı. Toplantıya Avcılar Kent Konseyi yönetimi, konsey bileşenleri kurumları olan siyasi partiler, Pir Sultan Abdal derneği, Halkevleri, Avcılar Kültür Sanat derneği gibi kurum temsilcileri tarafından proje eleştirildi ve engellenmesi için de birçok eylem biçimi önerildi.

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Pelin Pınar GİRİTLİOĞLU ve Jeofizik Mühendisi ve Sismoloji Doktoru Savaş KARABULUT, toplantıda yaptığı bilimsel açıklamalarla, kanal projesinin birçok açıdan vereceği zararları ve yıkımları ortaya koydular.

Katılımcılar da tepkilerini göstererek projenin ve engellemesi için örgütlenme ve mücadele biçimleri önerilerinde bulundular. Birlikte mücadelenin önemi sık sık vurgulandı.

Her iki bilim insanı da alanlarından doğru değerlendirmeye tabi tuttukları kanal projesinin kent yaşamına, tarım ve hayvancılık sektörlerine, ormancılık ve su kaynaklarına, turizm ve SİT alanları açısından yaratacağı yıkımlara, yerleşim yerlerinin yok edileceği ve halkın geçim, beslenme ve barınma gibi temel yaşamsal konularda nasıl sorunlar yaşayacağını anlattılar.

“Kanal İstanbul, eko-yıkım projesidir”

Jeofizik Mühendisi ve Sismoloji Doktoru Savaş KARABULUT, Proje alanını ve bağlantılı güzergah üzerinde üç aktif fay hattı bulunduğunu ve bölgenin deprem yanı sıra, tsunami riski de içerdiğini vurguladı.

Doç. Dr. Pelin Pınar GİRİTLİOĞLU TMMOB İstanbul Koordinasyon Kurulu adına yaptığı “Bir Eko-Kırım Projesi: Kanal İstanbul Yenişehir” başlığı altında sunumda, Kanal İstanbul Neden Kabul Edilemez?” sorusunu da yanıtlayarak, kamu yararı boyutları açısından projeyi olumsuz bulduğunu açıkladı.

Doçent Giritlioğlu, projenin şehrin tüm kuzey bölgesini ve hassas ekosistemleri kentsel gelişme baskısı altına almak bakımından “Planlama İlke ve Esasları Boyutu, Doğal ve Kültürel Varlıkların Korunması Boyutu, Ekolojik Boyutu, Katılım Boyutu, Uluslararası Boyutu, Güvenlik Boyutu” gibi alanlarda projenin ciddi sıkıntılar taşıdığını vurguladı.

Giritlioğlu’nun sunumundan aldığımız notları aktarıyoruz.

 

KANAL İSTANBUL TEHDİTLERİ

Su havzaları üzerine yoğun bir yapı ve nüfus baskısı getirmektedir.

Havzaların koruma alanlarını yapılaşmaya açarak, havzalarla ilgili koruma kararlarını geçersiz saymaktadır.

Proje ile tüm nüfus ve istihdam dengesi alt üst olacaktır. Kanal İstanbul ve İki Yeni Şehir Projesi üst ölçekli planın nüfus eşiğini katlayarak artıracaktır.

Avrupa’nın acil korunması gereken 100 orman alanı arasında yer alan ve ÇDP ile de korunması öngörülen kuzey ormanlarına güçlü baskı:

– 45 km lik güzergâhın yaklaşık 20 km’si orman alanından geçiyor. 200 metre Kanal genişliği üzerinden hesapla yaklaşık 400 ha orman alanı, yalnızca kanalın etkisiyle yok oluyor.

PROJE KIRSAL YAŞAM ÜZERİNDE BÜYÜK TEHDİTTİR

– Tarım alanları tükeniyor: Yaklaşık 102 milyon m2 tarım arazisi yok olacak. Kanal İstanbul’un etki alanı: 130 milyon m2 ‘Mutlak tarım arazisi’ olan korunması gereken yaklaşık 5 milyon 300 bin m2’lik tarım alanı projenin etki alanında yer alıyor.

– Kırsal ekonomi sürdürülebilir olmaktan çıkıyor

– Köylerin kırsal karakteri tamamen yok oluyor

PLAN ORMAN ALANLARI ÜZERİNDE NEŞTER OPERASYONU YAPMAKTADIR.

Planda orman alanları planlama alanının kuzeyinde Terkos ile Alibeyköy Havzaları arasında kalmakta olup Su yolunun doğusu ve batısında bulunan orman alanları plan kararı olarak korunan önemli bir doğal eşiktir.

TARIM ALANLARI

Planda gösterilen tarım alanlarında mümkün olduğunca ekonomik değeri yüksek olan ekolojik ve özel ürünlerin yetiştirildiği tarımsal aktiviteler teşvik edilmelidir.

KANAL İSTANBUL TÜM TRAKYA BÖLGESİNDE TARIM TOPRAKLARINI BİTİRMEKTEDİR.

 

MEVCUT SU KAYNAKLARI YOK EDİLİYOR, YERİNE YENİLERİ PLANLANIYOR

– İstanbul Avrupa Yakası su kaynakları potansiyelinin muhafaza edilebilmesi için Sazlıdere

Barajının yerine, Balaban Barajının (Kırklareli) ve Demirköy Barajının (Kırklareli) içme suyu amaçlı planlandığı belirtilmektedir. Bununla beraber Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nce Karamandere Barajı (İstanbul/Terkos), Hamzalıdere Barajı (İstanbul/Büyükçekmece) ve Pirinççi Baraj (İstanbul/Alibeyköy), İSKİ Genel Müdürlüğü’nce Hisarbeyli Barajı (İstanbul/Terkos) planlanma aşamasında olan barajlardır.

– Buna göre planlama alanının kuzeyi Terkos ve Pirinççi Havzaları sınırları içerisindedir.

SİT ALANLARI YOK EDİLİYOR

Arkeolojik sit alanlarının alt ölçekte arkeolojik park alanı olarak planlanması açısından incelendiğinde:

Küçükçekmece İç Dış Kumsal Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı (Avcılar-Küçükçekmece)

Küçükçekmece Gölü ve Çevresi 1. ve 3. Derece Arkeolojiik Sit Alanları (Avcılar-Başakşehir)

Resneli Çiftliği Arkeolojik ve Tarihi Sit Alanı (Başakşehir)

Filiboz Viranlığı 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı (Arnavutköy)

Spradon 1. ve 3. Derece Arkeolojik Sit Alanları (Avcılar)

Region 1. ve 2. Derece Arkeolojik Sit Alanları (Küçükçekmece)

Yarımburgaz Mağarası 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı (Başakşehir)

BU SİT ALANLARI KENTSEL GELİŞME ALANI İÇİNDE KALIYOR

 

TURİZM

Ana Strateji 1: Yenişehir’e Turizm Şehri Statüsü Kazandırmak “Yenişehir’i turizm sektöründe marka haline getirmek” politikalarına dayanıyor.

Planlama alanında eko turizm amaçlı kullanılabilecek alanlarda eko turizmin gelişmesi için gerekli örgütlenme ve altyapı olanakları sunulacaktır. Böylelikle, bu bölgelerde yaşayan insanlar için istihdam ve gelir kaynağı sağlanması da amaçlanmaktadır. Terkos Havzası ve bölgedeki ormanların korunması temel ilke olarak benimsenmiştir.

PLANLA KENTSEL BÖLGESEL YEŞİL VE SPOR ALANLARI

Genelde büyük kentsel hizmet kullanımlarıyla mekânsal olarak ilişkilendirilmiş olan bu koridorların içinde yeşil alanlar olabileceği gibi, kentsel hizmet alanları ve günübirlik turistik tesisler de yer alabilecektir. Ancak bu alanlardaki yapılaşmalar, kentin nefes alabilmesi, afetler açısından riskli alanlar ve dere koruma bantları göz önünde bulundurularak sınırlı tutulacaktır.

DERE KORUMA BANTLARI 1/3 ORANINA DÜŞÜRÜLÜYOR

YEŞİL ALAN İÇİNE TİCAR FONKSİYONLAR GİRİYOR

 

KENTSEL BÖLGESEL YEŞİL VE SPOR ALANLARI

Genelde büyük kentsel hizmet kullanımlarıyla mekânsal olarak ilişkilendirilmiş olan bu koridorların içinde yeşil alanlar olabileceği gibi, kentsel hizmet alanları ve günübirlik turistik tesisler de yer alabilecektir. Ancak bu alanlardaki yapılaşmalar, kentin nefes alabilmesi, afetler açısından riskli alanlar ve dere koruma bantları göz önünde bulundurularak sınırlı tutulacaktır.

DERE KORUMA BANTLARI PLANLA 1/3 ORANINA DÜŞÜRÜLÜYOR

YEŞİL ALAN İÇİNE TİCAR FONKSİYONLAR GİRİYOR

 

NERELER ZARAR GÖRECEK:

Yeniköy, Akpınar, Baklalı, Balaban, Boyalık, Çilingir, Dursunköy, Hacımaşlı, Haraççı, İzzettin,

Karaburun, Kestanelik, Nakkaş, Sazlıbosna, Taşoluk, Tayakadın, Yassıören ve daha birçok köy ve mahallenin temel yaşam çevreleri. Arnavutköy’ün kuzeyindeki 8 orman köyü, niteliğini yitirecektir.

Bazı köyler Kanal kazı alanında kalacaktır.

  1. Kuzey ormanlarında filtre edilmiş hava temizleyici hâkim rüzgârların, su havzalarının, kuş göç yollarının bulunduğu İstanbul için yaşamsal öneme sahip düşey ekolojik koridorlarından biri olan Terkos-Haliç-Çekmece ekolojik koridoru.

HUKUKİ AÇIDAN

  • Proje kentin üst ölçekli planına sonradan işlenmiştir ve plan ana kararlarıyla çelişmektedir. Bu anlamda hukuksuz ve yok hükmündedir.
  • Kanal İstanbul projesinde ÇED süreci tamamlanmadan 1/1000 plan değişikliğinin acilen İstanbul’un kent anayasası olarak kabul edilen Çevre Düzeni Planı’na işlenmiş olması, planın hukuki zemininin aksaklığına işaret etmektedir.
  • İtirazlar değerlendirilmeden, hatta itiraz süresinin son günü bile beklenmeden planın askıya çıkması, iktidardan yükselen “her ne olursa olsun bu Kanal yapılacak” sesleri, hukuksuz bir sürecin halka dayatılması anlamı taşımaktadır.
  • Proje, altında imzamız olan birçok uluslararası sözleşmeye aykırıdır.
  • Projenin dayanağı Anayasanın 46. Maddesidir. Buna göre Kanal İstanbul, bir kalkınma projesi olarak gerekçelendirilmektedir. Üstteki maddeler okunduğunda, projenin bir kalkınma projesi olamayacağı açıkça anlaşılmaktadır. Yani Anayasal dayanağı olmadığı gibi, Anayasa’nın 56. Maddesine aykırıdır. Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını elinden almaktadır.

PLANLAMA KARARLARI AÇISINDAN

  • ÇED Raporuna göre ömrü 100 yıl olan projenin maliyetinin, faydasının çok üzerinde olduğu açıkça ortadadır
  • Plan, her ne kadar 500 bin nüfustan söz etse de gerçekte üç canlı fay hattı üzerine yaklaşık 2-3 milyon nüfus yerleştirmekte ve devletin Anayasal sorumluluğu olan afetlere karşı güvenlik tedbirleri alma görevini ihlal etmektedir.
  • Planın, Sazlıdere Barajı boyunca yer alan dere mutlak koruma alanlarını kentsel gelişme alanı için daraltarak, koruma bantını tüm dere boyunca, yaklaşık üçte bir oranına indirdiği dikkat çekmektedir.
  • 1/100 000 ölçekli Çevre Düzeni Planına göre korunması gerekli maden ve taş ocakları kentsel gelişme alanı haline gelmektedir. Bu durum bu alanda dolgu yapılmasını kaçınılmaz kılacaktır.
  • Trakya’da tarım toprakları ve meralar imara açılacak, böylece en verimli topraklarımızda tarım ve hayvancılık  bitecektir.
  • Mülksüzleştirmeye  yol açacaktır.

ÇED raporuna göre Düzenleme Ortaklık Payı kullanılarak uygulama yapılacaktır. Yani halkın elinden, arazilerinin yüzde 45’i (yarıya yakını) bedelsiz alınacak ve el değiştirecektir. Bu araç, DOP’un amacına da aykırıdır. Kullanılması ardarda dava süreçlerinin başlamasına neden olacaktır. Bu mülksüzleştirme süreci, Anayasa’nın mülkiyet hakkına sadece kamu yararı amacıyla dokunulabileceğini belirten 35. maddesine aykırıdır. Kanal Istanbul’da bir kamu yararı yoktur

        

ARKEOLOJİK AÇIDAN

  • Kanal içinde, su yüzeyinde oldukça büyük bir arkeolojik SİT alanı kalmaktadır.

Üstelik Çevresel Etki Değerlendirme Raporuna göre, birçok arkeolojik alan, planın uygulanmasından yüksek derecede etkilenecektir.

  • Plan değişikliğinin, Küçük Çekmece gölü kenarında arkeolojik SİT alanının içine kentsel gelişme alanı ve üniversite alanı kararı getirdiği görülmektedir. Böylece alan içindeki çok önemli bir arkeolojik alanı tamamen yok etmektedir.
  • Planlama alanında iki antik şehir, doğal ve arkeolojik SİT alanları kaybedilecektir.

 EKOLOJİK AÇIDAN

Karadeniz’in kıyı coğrafyası bozulacaktır.

Karadeniz ve Marmara’da balık türleri son derece azalacaktır.

70 canlı grubu, sadece 124 kuş türü ortadan kalkacaktır. Projenin ÇED Raporu, “kuşlara bir belirli alan ayırıyoruz” demektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, proje raporları ile doğaya adres gösterilemez. Üçüncü havalimanında ortaya çıkan vakalar bu durumu çok iyi açıklamaktadır.

Denizlerimiz çürük yumurta kokacaktır.

Plan, havza koruma kuşaklarını daraltan kararlar içermektedir.

Aynı şekilde, orman alanını da yarıp geçmekte, böylelikle orman alanı sınırlarını daraltmaktadır.

Yaklaşık 20 bin futbol sahası büyüklüğünde, üçte biri meşe ve kayın karışımı doğal orman yok olacaktır.

Yaban hayatı hızla tükenecektir.

Önemli kuş koruma alanları yok olacaktır.

Hat boyunca inşa edilecek köprüler, yollar, bağlantı yolları, vs.  Kanal güzergahının yanısıra, İstanbul’un doğal yaşam alanı olan ve bu özelliği ile korunması gerekli olan Kuzey Batısını  ulaşım projelerinin baskısı altında  yerleşim alanı olarak geliştirecektir.

Su fakiri Istanbul’un su kaynakları yok olacaktır. Daha şimdiden çatlak olan ve su tutmayan Melen’e güvenmek mümkün değildir. Temel haklardan olan yaşam hakkı, su hakkı halkın elinden alınmaktadır.

RİSKLER AÇISINDAN

Riskler açısından bakıldığında, bir yerine, iki riskli Boğazımız olacaktır. İstanbul Boğazının daha kısa ve daha geniş olduğu dikkate alınırsa, ikincisi çok daha risklidir.

Afet risklerini artıracak, 3 canlı fay hattının yer aldığı bölgede yoğun nüfus birikimi yaratacaktır.

Sonuç olarak;

Söz konusu Kanal projesi, kamu yararı içermeyen, mülkiyet haklarını ihlal eden, uzman katımını görmezden gelen, maliyeti faydasından çok yüksek, ömrü kısa, temel yaşam haklarını halkın elinden alan bir eko-kırım projesidir. Başlanması halinde, telafisi imkansız sonuçlar ortaya çıkması kaçınılmazdır.

(kaynak Doç. Dr. Pelin Pınar GİRİTLİOĞLU TMMOB İstanbul Koordinasyon Kurulu adına yaptığı “Bir Eko-Kırım Projesi: Kanal İstanbul Yenişehir”)

 

emek.org.tr

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar