Tam kapanma’da, halk sağlığı değil sermaye ön planda

“Tam Kapanma” tedbirlerine yönelik eleştiriler gelmeye devam ediyor. Esnaflar, işçi sendikaları, devrimci ve sosyalist siyasi yapıların eleştirileri devam ederken, TTB Pandemi Çalışma Grubu da yaptığı alınan önlemlerin emekçileri değil sermayeyi ön planda tuttuğuna dikkat çekerek önerilerde bulundu. TTB’den “hayatı değil çarkları durdurma” çağrısı geldi: “Desteksiz, Korumasız Kapatma Çözüm Değil!” TTB Pandemi Çalışma Grubu, iktidar tarafından […]

“Tam Kapanma” tedbirlerine yönelik eleştiriler gelmeye devam ediyor. Esnaflar, işçi sendikaları, devrimci ve sosyalist siyasi yapıların eleştirileri devam ederken, TTB Pandemi Çalışma Grubu da yaptığı alınan önlemlerin emekçileri değil sermayeyi ön planda tuttuğuna dikkat çekerek önerilerde bulundu.

TTB’den “hayatı değil çarkları durdurma” çağrısı geldi: “Desteksiz, Korumasız Kapatma Çözüm Değil!”

TTB Pandemi Çalışma Grubu, iktidar tarafından “tam kapanma” olarak duyurulan tedbirlerle ilgili değerlendirmesini çevrimiçi bir basın toplantısı düzenleyerek kamuoyu ile paylaştı

Önerilen tedbirlerin çalışma yaşamında emekçileri ve emekli-yaşlı kesimini içermesi gerektiği ve aşı yapılmasının yanı sıra sağlık kurallarına vurgu yapıldı.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Pandemi Çalışma Grubu, “tam kapanma” olarak duyurulan tedbirleri bugün yaptığı basın toplantısında değerlendirdi.

TTB Merkez Konseyi üyeleri ve Pandemi Çalışma Grubu üyeleri ile İstanbul, Ankara ve Diyarbakır tabip odalarının başkanları katıldı.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, üretimin durdurulmadığını, evlerine kapatılan insanların yoksullaşmasına ve ev içi şiddet olgularına çözüm üretilmediğini belirterek “tam kapanma” nın halk sağlığını amaçlamadığını ifade etti.

Türkiye’nin toplumsal destek miktarını da eleştiren Fincancı, COVID-19 destek miktarını 638 milyar TL lik meblağın sadece %10’unun sosyal destek programları olduğunu, %90’a yakın kısmının ise prim ödemelerinin ertelenmesi, borçların yapılandırılması, yeni krediler verilmesi gibi sosyal destek olmayan uygulamalar olduğunun altını çizdi. Korur Fincancı, konuşmasının son bölümünde ise 1 Mayıs’ta açık alanlarda yapılacak buluşmaları engellemenin de güvenlikçi perspektifin bir yansıması olduğunu vurguladı.

Salgın ve tedbirlerin sınıfsal karakteri: Emekçiler değil, sermaye ön planda

Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Ali Karakoç: “Emekçiler için yapılan hiçbir düzenleme yok maalesef. Bilimsellikten uzak, bilim insanlarının ve sağlık emek-meslek örgütlerinin hiçbir görüşü alınmayan, tek merkezden yapılan ve zorla dayatılan güvenlikçi bir program var.” Diyerek alınan önlemlerin sınıfsal karakterine vurgu yaptı.

TTB Pandemi Çalışma Grubu adına basın açıklamasını ise Prof. Dr. Feride Aksu Tanık okudu. Çalışma yaşamına ilişkin önerileri şöyle sıraladı:

-İşçilerin, işsizlerin, yoksulların yaşamlarının ve sağlıklarının olumsuz etkilenmesini engelleyecek ücretsiz su-ısınma-elektrik giderlerinin karşılanması gibi destekler; açıklanan “tam kapanma” boyunca sağlanmalıdır.
-Gündelik işlerde, kayıt dışı çalışan insanların sosyal ve ekonomik açıdan desteklenmesi yaşamsal önem taşımaktadır.
-Tek başına yaşayan yaşlıların günlük yaşamsal gereksinimlerinin karşılanmasına yönelik kamusal önlemlerin alınması sağlanmalıdır.
-Engelli, kronik hastalığı olan kişilerin, çalışmak zorunda olan ebeveynlerin çocuklarının gündüz bakımı sağlanmalıdır.
-Aşılama mutlaka hızla yaygınlaştırılmalı ve herkesi kapsamalıdır. Sağlık emekçilerinin aileleri mutlaka en kısa zamanda aşılanmalıdır.
-Parklar, açık alanlarda fiziksel mesafeye dikkat ederek zaman geçirebilmek olanaklı olmalıdır.
-Türkiye’de “sosyal destek kalkanı” toplam COVID desteğinin %1’inden biraz fazladır. Kısa çalışma ödeneği ve benzeri kalemlerle verilen doğrudan destek bütün “canlandırma desteği”nin %10’unun altında kalmaktadır. Kapanma sırasında gelir kaybına uğrayan ve işini kaybedenlerin zararı tazmin edilmeli, talep edenlere gelir seviyeleri göz önünde bulundurularak destek verilmelidir.
-Formel işgücünün önemli bir kısmı 50 ve üstü işçinin çalıştığı işyerlerinde çalışmaktadır. Yalnız İstanbul’da bu alanların toplumsal istihdamdaki oranı %40’a ulaşmaktadır. Fiziksel mesafe, havalandırma, kişisel koruyucu donanım olmaksızın bu işyerlerinde çalışmaya zorlanma kabul edilemez. Yaşamsal olmayan sektörlerdeki üretim mutlaka durdurulmalıdır.
-Belli bir sayıdan fazla işçinin bir araya geldiği yerlerde de özel havalandırma, yarı kadro/tam ücret, dönüşümlü üretim kurala bağlanmalıdır. İşyerlerine servis tesis etme mecburiyeti getirilmelidir.
-İşyeri COVID-19 kümelenmeleri tespit edilmelidir. Pandemide işçi sağlığı önlemleri, halk sağlığı ve salgın politikası demektir.

Emek.org.tr

 

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar