Saros körfezinde rant hırsı ve hukuksuzluk

Saros körfezinde bölge halkının ve halk örgütlerinin karşı çıkmasına rağmen, ısrarla Körfezde doğal gaz boşaltım tesisi ve kara boru hattı inşaatı devam ettiriliyor. İnşaatın deniz ve karada yaratacağı doğa tahribatları ve bölge yaşam alanlarına vereceği zararları gösteren raporlar da görmezden gelinerek, zorla inşaat faaliyetleri sürdürülüyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı izin veriyor, BOTAŞ bildiğini okuyor. Keşan […]

Saros körfezinde bölge halkının ve halk örgütlerinin karşı çıkmasına rağmen, ısrarla Körfezde doğal gaz boşaltım tesisi ve kara boru hattı inşaatı devam ettiriliyor.

İnşaatın deniz ve karada yaratacağı doğa tahribatları ve bölge yaşam alanlarına vereceği zararları gösteren raporlar da görmezden gelinerek, zorla inşaat faaliyetleri sürdürülüyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı izin veriyor, BOTAŞ bildiğini okuyor.

Keşan Kent Konseyi ve Saros Gönüllüleri Dayanışması tarafından yapılan açıklamada:

“1. ÇED raporunda 80 olarak belirtilen kuş türlerini 2. ÇED raporunda sahada mevsimsel gözlemler yapmadan 128’e çıkardılar. Yani daha 48 çeşit kuş türünün bu bölgede var olduğunu keşfettiler. Uluslararası koruma altındaki Deniz Çayırlarının sökülüp bir başka bölgeye taşınabilineceğini yazdılar. Denize ve orman ekosistemine bir zarar verilmeyeceğini yazarak Saros Körfezini koruyan planlara ve mevzuata ve bilime aykırılığa imza attılar.” denilerek hukuksuzluk işaret edildi.

Deniz ve orman ekosistemini bozma tehlikesi yaratan FSRU inşaatının durdurulması talebinin vurgulandığı basın açıklamasında:

“BOTAŞ derhal Saros körfezinden çıkmak zorundadır. Bilim, koruma altındaki körfezimizde Botaş’ın Limanının yapılamayacağını farklı bilirkişi raporlarıyla ispatlamıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Saros turizmini ve Saros Körfezini koruma görevi çerçevesinde hukuka aykırı olduğu ortaya çıkan imar planlarını derhal iptal etmelidir” denilerek, özellikle bakanlığın körfezi koruma konusunda görevleri de hatırlatılıyor.

Basın açıklamasının tamamı şöyledir.

DEĞERLİ BASINIMIZA VE SAYGIDEĞER KAMUOYUNA,

BOTAŞ şirketinin ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, Keşan Sazlıdere ve Gökçetepe köyleri arasına halka rağmen yaptığı Saros FSRU Limanı ve kara boru hattı inşaatına bilimsel raporlar görmezden gelinerek ticari bir hedef ile acımasızca ve büyük gürültülerle devam edilmektedir.

Edirne İdare Mahkemesine 2.Çed Olumlu Kararının iptali için açtığımız davada 4 Ağustos 2021 günü gerçekleştirilen duruşma sonrası verdiği kararı tarafımıza tebliğ edilmiştir. Edirne İdare Mahkemesi Saros Gönüllülerinin bilime ve hukuka aykırı olarak verilen 2. ÇED Olumlu kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali talepli davamızı Danıştay’a TEMYİZ yolu açık olarak reddetmiştir.

Bu davada verilen Bilirkişi Raporunda Ziraat Mühendisi bilirkişinin raporunda şöyle denilmektedir ; “ÇED raporunda toprakların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin proje kapsamında analiz edilmediği… anlaşılmaktadır…bu yatırımın etki edeceği topraklara ait analitik veri için toprak örneği alınmadan 1970’li yıllarda üretilmiş bir harita verisinin kullanılması…uygun bulunmamıştır. İnşaat sahası ve boru hattının geçeceği güzergahta herhangi bir toprak örneği almadan, örneklerde fiziksel ve kimyasal analiz yapmadan ve toprak izleme çukuru(profili) açmadan genel bir ifade kullanılması eksik bir yaklaşımdır.”

  1. ÇED Olumlu kararı Edirne İdare Mahkemesinde oybirliği ile iptal edildikten sonra BOTAŞ’ın 10 Mart 2020 tarihinde yazılı olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığına 2009/7 sayılı genelgeden yararlanabilir miyiz diye görüş sorması ve Bakanlığın yıldırım hızıyla 12 Mart 2020 günü evet yararlanabilirsiniz diye yanıt vermesi 2.ÇED sürecinin ilk hukuksuz adımıdır. Çünkü bu genelge Edirne İdare Mahkemesinin iptal kararını kapsamamaktadır. 2009/7 sayılı genelgenin 3. maddesi “…. mahkeme ÇED raporunu bir veya birkaç maddesinden iptal etmişse, iptal edilen maddeler düzeltilerek süreç (İDK) İnceleme Değerlendirme Komisyon’undan devam ettirilir. “Demektedir. Oysa Edirne İdare Mahkemesi iptal kararı 14 ayrı maddeden oluştuğu gibi karara dayanak on kişilik Bilirkişi Raporunda on ayrı bilim insanı ve uzman 90 civarında maddeden ÇED Raporunu kusurlandırmışlardı.

Bunun üzerine BOTAŞ şirketi 1428 sayfa olan 1. ÇED raporunu bir buçuk aylık kısa bir sürede ve dünyayı kavuran çeşitli kısıtlamaların yaşandığı pandemi koşullarında yeterli bilimsel saha araştırması yapmadan, halkın itirazlarını hiç dikkate almadan, güncel verilere dayanmadan 2050 sayfaya çıkararak 2. ÇED raporunu hazırlayıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sundu. Bu rapor birçok ilginçlikleri içeren bir rapordu. Örneğin; 1. ÇED raporunda 80 olarak belirtilen kuş türlerini 2. ÇED raporunda sahada mevsimsel gözlemler yapmadan 128’e çıkardılar. Yani daha 48 çeşit kuş türünün bu bölgede var olduğunu keşfettiler. Uluslararası koruma altındaki Deniz Çayırlarının sökülüp bir başka bölgeye taşınabilineceğini yazdılar. Denize ve orman ekosistemine bir zarar verilmeyeceğini yazarak Saros Körfezini koruyan planlara ve mevzuata ve bilime aykırılığa imza attılar.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, BOTAŞ’ın bu şekilde hazırladığı 2.ÇED raporu başvurusunu kabul edip İnceleme Değerlendirme Komisyonu sürecini başlattı ve İDK toplantısının pandemi kısıtlamalarına rağmen 06 Mayıs 2020 tarihinde yapılacağını duyurdu. Bakanlık Saros körfezinde yaşayanların 180.000 imzasını, yazılı itiraz dilekçelerini hiç dikkate almadan ÇED yönetmeliğine aykırı olarak ve kurum görüşlerini yazılı isteyerek İDK sürecini tamamladı ve 2. ÇED olumlu kararını açıkladı. Oysa ÇED Yönetmeliği İDK toplantılarının yüz yüze yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Bizler haklı davamızdan ve mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Verilen kararın bozulması için hukuksal sürece Danıştay’da devam edeceğiz. Saros Fsru Liman projesinin alt ölçekli planlarının yürütmesinin durdurulması ve iptali talepli davamız Edirne İdare Mahkemesinde halen devam etmektedir. Bu davada Bilirkişi Heyeti oybirliğiyle hazırladığı raporda Saros Fsru Limanı planlarının hukuka ve üst ölçekli planlara aykırılığını bilimsel olarak ispatlarıyla mahkemeye sunmuştur. Edirne İdare Mahkemesinin hukuksuz planların iptaline dair kararını da acilen beklemekteyiz.

BOTAŞ derhal Saros körfezinden çıkmak zorundadır. Bilim, koruma altındaki körfezimizde Botaş’ın Limanının yapılamayacağını farklı bilirkişi raporlarıyla ispatlamıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Saros turizmini ve Saros Körfezini koruma görevi çerçevesinde hukuka aykırı olduğu ortaya çıkan imar planlarını derhal iptal etmelidir. Saros Körfezini korumakla görevli Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verdiği bilime aykırı ÇED Olumlu kararlarını derhal iptal etmelidir. Denizimizi mahveden, orman ekosistemini yok eden inşaatları durdurmak halka saygının gereğidir.

Saygıyla kamuoyuna sunarız. 03.09.2021

Keşan Kent Konseyi – Saros Gönüllüleri Dayanışması

xxx   xxx   xxx

Mahkeme kararının tamamını da yayınlayan Kent konseyi ve Saros Gönüllüleri dayanışması usulsüzlükleri işaret etmektedir. Mahkeme kararı şöyledir:

 

  1. Edirne İdari Mahkemesi esas no: 2020/956 ve Karar no:2021/1056 sayılı kararı: (13 sayfadır)

DAVACILAR VEKİLİ         : AV. BÜLENT KAÇAR

DAVALI        : ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

VEKİLİ          :

MÜDAHİL    : BOTAŞ BORU HATLARI İLE PETROL TAŞIMA ANONİM ŞİRKETİ

(Davalı)

VEKİLLERİ  :

Bilkent Plaza A1 Blok Bilkent Çankaya/ Ankara (Botaş) Merkez/ANKARA

DAVANIN  ÖZETİ   : Davacılar tarafından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının web sitesinde 25/06/2020 tarihinde duyurusu yapılan Edirne İli, Keşan İlçesi, Sazlıdere Köyü mevkiinde Boru Hatları İle Petrol Taşıma AŞ. tarafından yapılması planlanan “Saros FSRU Gemi İskelesi” projesi hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının; usul ve yasaya aykırı olduğu, ÇED İDK toplantısının yapılmayarak görüş bildirme haklarının engellendiği, daha önce verilen ÇED olumlu kararının Edirne İdare Mahkemesinin E.2019/943 sayılı dosyasında iptal edildiği, dava konusu projenin planlama ilkelerine aykırı olduğu, ÇED raporunda detaylı bir hidrojeoloji raporunun mevcut olmadığı, gemilerin giriş çıkışlarında atıkların ve sızıntıların olacağı, döşenecek boru hattının çevreye çok büyük zararlar vereceği ve ağaçların kesilmesine neden olacağı, deniz ekosisteminin ve su kuşlarının olumsuz etkileneceği, tarımsal faaliyetlerin sınırlanacağı, flora ve fauna açısından yeterli inceleme yapılmadığı, Saros Körfezi Sucul Ekosistem durum değerlendirmesinin ÇED nihai raporunda yapılmadığı, ülkede enerji açığı bulunmadığından kararda kamu yararı olmadığı, sağlıklı çevrede yaşam hakkının ihlal edildiği, Saros Körfezinin 1. derece tehlikeli deprem bölgesi olduğu, parsel bazında gerçekçi ve bilimsel niteliğe uygun jeolojik-jeoteknik rapor alınmadığı, yapılacak çalışmanın doğal varlıkları, denizi, kıyıları, tarım alanlarını ve ormanlık alanlara zarar vereceği, ÇED süreci tamamlanmadan sondaj faaliyetlerinin başladığı ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ:Usul yönünden; davacıların ikametgahlarının araştırılarak belde sakini olmayanların tespiti halinde davanın usulden reddedilmesi gerektiği, süresinde açılmayan davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, davanın BOTAŞ’a ihbar edilmesi gerektiği, esas yönünden;  dava konusu ÇED Olumlu kararının proje ilgili nihai izin onay niteliğinde olmadığı, 19/04/2019 tarihli ÇED Olumlu kararının Mahkemece iptaline karar verilmesi üzerine Mahkeme kararı dikkate alınarak yeniden ÇED sürecinin başlatıldığı, proje alanının Saros Körfezi Kültür ve Turizmi Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırları içinde kalmakta olduğu, imar planı çalışmaları için kurumlardan alınan görüşler doğrultusunda alt ölçekli imar planı çalışma sürecini kısıtlayan bir durum söz konusu olmadığından imar planı sürecinin tamamlandığı, proje alanında doğal sit sınırının bulunmadığı, proje ile ilgili 08/08/2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı nın 15 no’lu kararı ile kamu yararı kararı alındığı, deprem riski nedeni ile liman, boru hattı ve bölgenin etkileneceği iddialarının ÇED Raporunda değerlendirildiği, ÇED raporunda belirtilen tüm önlemlerin alınarak sahada inşaat ve işletme çalışmaları gerçekleştirileceği hususunun taahhüt altında olduğu, Saros Körfezinde oluşacak gemi trafiğinin ve çevre güvenliğinin sağlanmasına yönelik olabilecek etkilerin ve alınacak önlemlerin Raporda incelendiği, covid-19 tedbirleri kapsamında proje için toplantı düzenlenmediği, dava konusu işlemin Kanun ve Yönetmelikteki usul ve esaslara riayet edilmek suretiyle tesis edilmiş olduğu, ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

MÜDAHİL

DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Usul yönünden; davacıların ikametgahlarının araştırılarak belde sakini olmayanların tespiti halinde davanın ehliyet yönünden reddedilmesi gerektiği, derneklerin ve sitelerin dava açma ehliyetinin olmadığı, esasa ilişkin olarak E.2019/943 sayılı dosyada verilen karar gereğince ÇED raporundaki eksikliklerin giderildiği, dava dilekçesinde yer alan ÇED sürecinin imar mevzuatına aykırı yürütüldüğü iddiasının kabul edilmez olduğu, bir enerji yatırımı olarak Saros FSRU projesinin kamu hizmeti niteliğinde olduğu, projenin bölgenin ve ülkemizin doğalgaz arz güvenliği açısından önemli bir destek noktası olarak planlandığı, lokasyon açısından stratejik öneme sahip olduğu, projenin üstün kamu yararı gözetilerek planlandığı, Yunasitan ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminin de benzer FSRU projeleri olduğu, davaya konu projenin doğalgaz piyasasında uluslararası rekabet açısından büyük önem arz ettiği proje alanının sit alanı ilan edilme sürecinde olduğu ve söz konusu alanda kıyı alanları yönetim planlarının hazırlanmakta olduğu iddiasının nihai ÇED raporunun iptali için ileri sürülemeyeceği, imar planlarına ilişkin sürecin hukuka ve usule uygun yürütüldüğü, uluslararası mevzuatlara ve diğer şartlara uygun hareket edildiği, çevreye duyarlı ve ekosistemi canlandırmaya yönelik çalışmalar yapıldığı, flora ve faunanın korunmasına ilişkin çevresel normlar ihlal edilmeyecek şekilde bütün önlemlerin alınacağı, projenin tamamlandıktan sonra çevreye zarar vermemesi açısından gerekli önlem planlarının hazırlandığı, davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.

TÜRK  MİLLETİ ADINA

Karar veren Edirne İdare Mahkemesi’nce, 2577 sayılı Kanun’un 20/A. maddesinin ikinci fıkrası gereğince  dosya  tekemmül  ettiğinden,  duruşma  için  önceden  belirlenen  04/08/2021  tarihinde davacılar

…………., ………….., ………….., …………..,     , ile vekilleri Av. Bülent Kaçar’ın ve davalı idare

vekili ………….., ve müdahil vekili ………….., ile Çevre Mühendisi      , geldikleri görülerek açılan

duruşmada taraflara usulüne uygun olarak söz verilip açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilmek suretiyle dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:

Davalı idare ile müdahilin usule dair itirazları yerinde görülmeyerek işin esasının incelenmesine geçildi.

Dava, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının web sitesinde 25/06/2020 tarihinde duyurusu yapılan Edirne

İli, Keşan İlçesi, Sazlıdere Köyü mevkiinde Boru Hatları İle Petrol Taşıma AŞ. tarafından yapılması planlanan “Saros FSRU Gemi İskelesi” projesi hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istemiyle açılmıştır.

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 1.maddesinde; Kanun’un amacının, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak olduğu belirtilmiş; 2. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; Proje Tanıtım Dosyası: Gerçekleşmesi plânlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı ifade eder, hükmüne yer verilmiş; 3.maddesinde, çevrenin korunmasına, iyileştirilmesine ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel ilkelere yer verilmiş, karar alma süreçlerinde sürdürülebilir kalkınma ilkesinin gözetilmesi, yapılacak ekonomik faaliyetlerin faydası ile doğal kaynaklar üzerindeki etkisi sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde uzun dönemli olarak değerlendirilmesi, çevre politikalarının oluşmasında katılım hakkının esas tutularak, Bakanlık ve yerel yönetimler; meslek odaları, birlikler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların çevre hakkını kullanacakları katılım ortamını yaratmaları bu genel ilkeler arasında sayılmış; aynı Kanun’un 9. Maddesinde de, “Çevrenin korunması amacıyla; doğal çevreyi oluşturan biyolojik çeşitlilik ile bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunması esastır. Biyolojik çeşitliliği koruma ve kullanım esasları, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili diğer kuruluşların görüşleri alınarak belirlenir. Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır..” hükmüne yer verilmiş; 10. maddesinde; “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez….Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye  tâbi  plân  ve  programlar  ve  konuya  ilişkin     usûl ve  esaslar           Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” hükmüne yer verilmiş; Ek 2. maddesinde ise; “Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmeler çevre yönetim birimi kurmak, çevre görevlisi istihdam etmek veya Bakanlıkça yetkilendirilmiş kurum ve kuruluşlardan bu amaçla hizmet satın almakla yükümlüdürler. Bu konuyla ilgili usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir” kurallarına yer verilmiştir.

25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 4. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelikte geçen;…c) Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları,…h) Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını,… ifade eder..” düzenlemelerine; aynı Yönetmeliğin “Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya Proje Tanıtım Dosyası Hazırlama Yükümlülüğü” başlıklı 6. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama … (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez.. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır.” hükmüne; Çevresel Etki Değerlendirmesine Tabi Projeler başlıklı 7.Maddesinde, ” Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur.” hükmüne, Seçme, Eleme Kriterlerine Tabi Projeler başlıklı 15.Maddesinde, ” Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir..” hükmüne “Komisyon tarafından incelenerek son şekli verilen çevresel etki değerlendirmesi raporu ve ilgili dokümanların bakanlığa sunulması” başlıklı 13. maddesinde, “Komisyon tarafından incelenerek son şekli verilen ÇED Raporu, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar tarafından inceleme değerlendirme toplantılarının sona erdirilmesinden sonraki on (10) takvim günü içinde Bakanlığa sunulur. Sunulan raporda eksiklik tespit edilmesi durumunda rapor iade edilir, iade edilen rapordaki eksikliklerin doksan (90) takvim günü içerisinde tamamlanmaması halinde ÇED süreci sonlandırılır.” hükmüne; “Çevresel etki değerlendirmesi olumlu veya çevresel etki değerlendirmesi olumsuz kararı” başlıklı 14. maddesinde, “(1) Komisyon tarafından incelenerek son şekli verilen ÇED Raporu, halkın görüş ve önerilerini almak üzere, Bakanlık ve/veya Valilik tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile on (10) takvim günü görüşe açılır. Bakanlıkça proje ile ilgili karar alma sürecinde bu görüşler de değerlendirilir. Bakanlık halktan gelen görüşler doğrultusunda, rapor içeriğinde gerekli eksikliklerin tamamlanmasını, ek çalışmalar yapılmasını ya da Komisyonun yeniden toplanmasını isteyebilir. Nihai ÇED Raporu ve eklerinin proje sahibi taahhüdü altında olduğunu belirten taahhüt yazısı ve noter onaylı imza sirküleri beş (5) iş günü içerisinde Bakanlığa sunulur. Kamu kurum/kuruluşlarından imza sirküleri istenmez. (2) Birinci fıkrada belirtilen belgeler, süresi içerisinde gerekçesi belirtilmeden sunulmaz ise, projenin ÇED süreci sonlandırılır. (3) Bakanlık, Komisyon çalışmalarını ve halkın görüşlerini dikkate alarak proje için “ÇED Olumlu” ya da “ÇED Olumsuz” kararını

on (10) iş günü içinde verir ve bu kararı Komisyon üyelerine bildirir. Proje için verilen “ÇED Olumlu” ya  da “ÇED Olumsuz” kararı Bakanlık ve Valilik tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile halka duyurulur.” kurallarına yer verilmiştir.

Yapılan düzenlemeler ile, gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü oldukları, çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler ile seçme-eleme kriterleri uygulanacak projeler listesinin ÇED Yönetmeliği ekinde belirlendiği, Ek-2 listesinde yer alan projelerin seçme, eleme kriterlerine tabi projeler olduğu, bu projeler hakkında çevresel etki değerlendirmesi gerekli olup olmadığının hazırlanacak proje tanıtım dosyası incelenerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı veya yetki devri suretiyle Valiliklerce karar alınacağı, çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararının, Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini ifade ettiği anlaşılmaktadır.

Düzenlemeler ile; bütün vatandaşların ortak varlığı olan çevrenin korunması, iyileştirilmesi, kırsal ve kentsel alanda arazinin ve doğal kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması, su, toprak ve hava kirlenmesinin önlenmesi, ülkenin bitki ve hayvan varlığı ile doğal ve tarihsel zenginliklerinin korunarak, bugünkü ve gelecek kuşakların sağlık, uygarlık ve yaşam düzeyinin geliştirilmesi ve güvence altına alınması hususlarının amaçlandığı, bu amaçlar doğrultusunda, gerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede, gerek Çevre Kanunu’nda, gerekse  Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde yatırımcıların projeleri için izlemeleri gereken yol ve sürecin ayrıntılı olarak belirlendiği görülmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; Edirne İli, Keşan İlçesi, Sazlıdere Köyü ile Gökçetepe köyleri  arasındaki alanda Boru Hatları İle Petrol Taşıma AŞ. tarafından yapılması planlanan “Saros FSRU Gemi İskelesi” ile ilgili olarak ÇED sürecinin başlatıldığı ve proje ile ilgili olarak ÇED Raporunun hazırlandığı, hazırlanan rapora göre proje için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 19/04/2019 tarih ve 5473 No’lu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının verildiği, bu kararın iptali istemi açılan davada Mahkememizin 26/02/2020 tarih E.2019/943 K.2020/270 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi üzerine, proje ile ilgili olarak yeniden ÇED Raporunun hazırlandığı, Edirne İli, Keşan İlçesi, Sazlıdere Köyü mevkiinde Boru Hatları İle Petrol Taşıma AŞ. tarafından yapılması planlanan “Saros FSRU Gemi İskelesi” projesi hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı verildiği, anılan kararın Çevre ve Şehircilik Bakanlığının web sitesinde 25/06/2020 tarihinde duyurusunun yapılması üzerinde de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Mahkememizin 26/02/2020 tarih E.2019/943 K.2020/270 sayılı kararının Danıştay 6. Dairesinin 07/07/2020 tarih E.2020/3689 K.2020/6850 sayılı kararı ile bozulması üzerine Mahkememizin E.2020/938 sayılı dosyasında yeniden esasa alınan dava dosyasında aynı konuya ilişkin 09/11/2020 tarihinde keşif yapıldığından, Mahkememizin 19/02/2021 tarih ve E.2020/956 sayılı kararı ile E.2020/938 sayılı dosyasında seçilen bilirkişiler tarafından projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığı, ÇED raporunun yeterli uzman personel tarafından hazırlanıp hazırlanamadığı, raporun yeterli bilimsel verilere dayanıp dayanmadığı, çevresel etkiler ve alınacak önlemler bakımından yeterli detaylar içerip içermediği, “çevresel etki değerlendirmesi olumlu” kararının ilgili mevzuat hükümlerine uygun düzenlenip düzenlenmediği, Edirne İl Çevre Düzeni Planı’nın plan notları ile uyumlu olup olmadığı hususlarında dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 24/05/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle;

“1. ZİRAAT MÜHENDİSLİĞİ YÖNÜNDEN

  1. Projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığı,

ÇED Nihai Rapor Olumlu olarak ilan edilen “Saros FSRU Gemi İskelesi” yapımında tarımsal açıdan “4” ana potansiyel olumsuz yön bulunmaktadır. Bunlar 1. Kazı ve inşaat sırasında oluşacak toz, 2. Kazı ve inşaat sırasında yüzeyden alınacak bitkisel toprağın nakliyesi ve depolanması, 3. Tarım alanlarının tarımsal amaç dışında kullanımı ve 4. İnşaat faaliyetleri sırasında araçların bakım onarı sırasında ortaya çıkabilecek kimyasal atıklardan toprakların kirlenmesi. Bu konulara ÇED Nihai Raporunun 302. Sayfasında “IV.5.3. Sıvı Atıkların Bertaraf Yöntemleri ve Deşarj Edileceği Ortamlar” başlığı ile 319. Sayfasında “IV.11. Projenin Civardaki Tarım Alanlarına, Tarım Ürünlerine Olabilecek Etkileri” ve başlığı altında ayrıntılı biçimde değinilmiştir. Bu doğrultuda:

  1. Kazı ve inşaat sırasındaoluşacak tozuma

Bu bağlamda Rapor’un 320. Sayfasında aşağıdaki açıklamalar yapılmıştır:

  1. Arazöz ile sulayarak kazı ve inşaat materyalinin sürekli nemli kalmasının sağlanması, b. Araçlara hız sınırlaması getirilerek tüm araçların bu hız sınırına uyması sağlanacaktır, c. Malzeme taşıyan kamyonların üzeri branda ile kapatılarak rüzgâr kaynaklı malzeme tozumasının önüne geçileceği ve d. Depolama alanlarında bekletilen kazı malzemesinin üst kısmının %10 nemde tutulması sağlanacağı. Ayrıca arazide oluşabilecek tozlanmayı minimuma indirgemek için Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Kontrol Yönetmeliği’nin ekinde açıkta depolanan tozlu yığma malzemelerle ilgili hava kalitesi standartlarını karşılama hususlarına uyulacağı.

Bu açıklamalar doğrultusunda tozlaşma riskinin azaltılacağı değerlendirilmiştir.

  1. Kazı ve inşaat sırasında yüzeyden alınacak bitkisel toprağın nakliyesi ve depolanması

Bu soruna yönelik olarak ÇED Nihai Raporunun birçok yerinde ve ayrıca Ek-15’de verilmiş İmar Planı Plan Açıklama Raporunun 37. Sayfasında aşağıdaki açıklama yer almaktadır:

“Planlanan projenin inşaat aşamasında proje alanı içerisinde kara kısmında şantiye alanı, geçici hafriyat depolama alanı, geçici bitkisel toprak depolama alanı, geçici atık depolama alanı ve sızdırmasız fosseptik alanı oluşturulacağı, İnşaat aşamasında kazı çalışmalarında oluşacak bitkisel toprak, hafriyat atıkları ile karıştırılmadan proje alanı içerisinde belirlenen bitkisel toprak depolama alanında depolanacağı belirtilmektedir. İnşaat çalışmaları sonrasında proje alanında peyzaj düzenlemeleri kapsamında tekrar kullanılacağı, İnşaat kazı çalışmalarında oluşacak hafriyat atıkları ise proje alanı içerisinde çalışma yapılacak alanlarda eğime bağlı engebelerin düzeltilmesi, arazinin tesviyesi ve peyzaj gibi saha içi işlemlerde değerlendirilmek üzere kullanılacağı ve artan hafriyat toprağı ise proje alanı içerisinde belirlenen hafriyat depolama alanında depolanacağı belirtilerek söz konusu toprağın akar ve kuru dereler başta olmak üzere bu tip doğal oluşum alanlarına dökülmeyeceği ifade edilmiştir.

Bu bağlamda açıklama yeterli görülmüştür.

  1. Tarım alanlarının tarımsal amaç dışında kullanımı.

Saros FSRU Gemi İskelesi inşaatı sırasında Tarım alanlarının tarımsal amaç dışı kullanımına bağlı olarak Raporun 219. Sayfasında “Proje alanı ve kara boru hattında yer alan tarım arazileri Edirne Tarım ve Orman İl Müdürlüğü teknik personelince sahada parsel bazında incelendiği, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında “Toprak Koruma Projesi” hazırlandığı ve ilgili kuruma sunulduğu ve Toprak Koruma Projesi onaylamış ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 13. maddesi kapsamında tarım dışı kullanım izni alındığı belirtilerek 16.07.2019 tarih ve 65 karar nolu Edirne İli Toprak Koruma Kurulu Kararının Ek-32’de verildiği yazmaktadır. Bu bağlamda mevzuata uygun işlem ve izin süreçlerinin izlendiği görülmüştür.

  1. Toprak Kirliliği

Bu soruna yönelik olarak raporun 302. Sayfasında aşağıdaki ibare yer almaktadır.

Proje kapsamında kullanılacak araçların bakım ve onarımı sahada yapılması zorunlu olan durumlarda, araçlar sızdırmazlığı sağlanmış bir alana getirileceği, bakım onarımı esnasında 08.06. 2010 tarih ve 27605 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik”te belirtilen hükümlere uyulacağı ifade edildiğinden konu hakkında yeterli açıklama yapıldığı görülmüştür.

  1. ÇED raporunun yeterli uzman personel tarafından hazırlanıp hazırlanamadığı,

Hacıabdullahoğlu Cad. (1. Cad.) No: 55/8 Balgat/Çankaya/Ankara adresinde bulunan “ANKA ÇED

ÇEVRE DANIŞMANLIK MÜHENDİSLİK  PLANLAMA  İNŞ. TİC. LTD.  ŞTİ.” tarafından hazırlanan  ÇED

Nihai Raporunu hazırlayan personel içerisinde 1 adet ziraat mühendisinin yer aldığı Raporun 417. Sayfasında belirtilmektedir.

Bu nedenle yeterli personel tarafından hazırlandığı anlaşılmaktadır.

  1. ÇED raporunun yeterli bilimsel verilere dayanıp dayanmadığı, çevresel etkiler ve alınacak önlemler bakımından yeterli detaylar içerip içermediği,

“Saros FSRU Gemi İskelesi” projesinin inşaat ve boru hattı kazı çalışmalarında oluşması beklenen tozlaşma, bitkisel toprağın nakliyesi ve depolanması ile toprak kirliliğine karşı yeterli önlemlere ait açıklamalar raporun 302, 304, 319 ve 320 sayfalarında açıklanmıştır. Bununla birlikte ÇED Raporunda toprakların fiziksel ve kimyasal özellikleri proje kapsamında analiz edilmediği Raporun 269. Sayfasında yapılan açıklama ve EK-13’te verilen haritadan anlaşılmaktadır. Raporun 269. Sayfasında inşaat sahası ve boru hattı boyunca baskın toprakların Kireçsiz Kahverengi Orman toprağı oluğu ifade edilmektedir. Bu ifadenin kaynağı da aynı raporda EK-13’te verilen 1/50.000 ölçekli olduğu ifade edilen toprak haritasının ki bu altlık harita orijinal olarak 1966–1972 yılları arasında Toprak Su Genel Müdürlüğü tarafından ülkenin akarsu havzalarını esas alarak 1/100.000 ölçekte yapılan toprak haritaları ve bunların Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (KHGM) tarafından iller bazında revize edilmiş formatları basılı olarak bulunan temel kartografik materyallerdendir. Bu raporda 1/100.000 ölçekli haritanın yakınlaştırma yapılarak ölçeğinin 1/50.000’e büyütülmesi uygun bir teknik değildir. Bu nedenle proje kapsamında üretilmemiş bir harita temel alınarak toprakların Kireçsiz Kahverengi Orman Toprağı oldukları ve doğal verimliliklerinin düşük olduğu ifade edilmektedir. Türkiye’nin sanayi ve ekonomisi açısından çok önemli yer teşkil edecek bu yatırımın etki edeceği topraklara ait analitik veri için toprak örneği alınmadan 1/200.000 ölçekli 1970’li  yıllarda üretilmiş bir harita verisinin kullanılması tarafımca uygun bulunmamıştır. Raporun bilimselliğine yönelik diğer bir konuda Sayfa 269’da “Kireçsiz Kahverengi Orman Topraklar (N), Bu topraklarda üstte koyu renkli bir kat ve altta bundan biraz farklı bir kat bulunur. Topraklar kireçsizdir ve reaksiyon asit, nötr veya kalevidir. Doğal verimlilikleri fazla değildir” ifadesi ve bu ifadenin dayanağı olarak da ticari bir internet sitesi bağlantısının verilmesidir1. İnşaat sahası ve boru hattının geçeceği güzergahta herhangi bir toprak örneği almadan, örneklerde fiziksel ve kimyasal yapmadan ve toprak izleme çukuru (profili) açmadan genel bir ifade kullanılması eksik bir yaklaşımdır.

Bu bağlamda ÇED Nihai Raporunun bu kısmı yeterli değildir.

  1. “Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu” kararının ilgili mevzuat hükümlerine uygun

düzenlenip düzenlenmediği,

Proje inşaat ve boru hattı tarım arazilerinden geçtiğinden 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında “Toprak Koruma Projesi” hazırlanması gerekmektedir. Bu 1/25.000 Ölçekli Çevre Düzeni Plan Paftasında Tarımsal Niteliği Sınırlı Alanlar olarak nitelendirilen alanlar için Edirne İli Toprak Koruma Kurulu’nun 16.07.2019 tarih ve 65 sayılı kararı ile Tarım Dışı Kullanım İzni Kararı  alındığı Ek32’de görülmüştür. Bu bağlamda Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu” kararının ilgili mevzuat hükümlerine uygun düzenlendiği anlaşılmıştır.

Sonuç olarak tarım açısından Yüce Mahkemenin talep ettiği sorular içinde sadece “ÇED raporunun yeterli bilimsel verilere dayanıp dayanmadığı” sorusuna yönelik olarak raporun yetersiz olduğu diğer sorularda ise yeterli olduğu görülmüştür.

  1. ORMAN MÜHENDİSLİĞİ YÖNÜNDEN
  2. Proje Sahası Alanının Orman Alanları ile İlişkisinin ve Orman Ekosistemi Bütünlüğü Yönünden Değerlendirilmesi

Saros FSRU Gemi İskelesi ve kara boru hattı projesinin deniz içinde yapılacak olan iskele ve platform ile kara kısmında yapılacak diğer inşaatlar için planlanan 53,2 ha lık alan üzerinde orman alanı olmadığı, ancak 17.121 m uzunluğundaki kara boru hattının geçeceği 37,81 ha’lık alanın 12,92 ha’lık kısmının orman alanları içerisinde kaldığı, kara boru hattı güzergâhında yaklaşık 1,3 m derinlik, 1,5 m genişlik olacak şekilde kazı yapılacağı, hat üzerinde kalan bazı ağaçların kesilip taşınacağı, kara boru hattı temel kazısından oluşacak hafriyat toprağının güzergâh boyunca hattın sağında ve solunda depolanacağı, boru hattının montaj çalışmalarının tamamlanmasında sonra ise hafriyat toprağının çoğunun hattın üzerine serilerek kullanılacağı, boru hattının geçeceği orman alanları herhangi bir muhafaza ormanları, gen koruma alanları, bilimsel çalışmalar için ayrılmış araştırma ormanı, araştırma istasyonu, araştırma proje deneme sahaları, kent ormanları, endemik ve korunması gereken nadir ekosistem alanları, tohum meşcereleri içinde kalmadığı fakat yangına hassas sahalar içinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

  1. “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının orman alanları açısından ilgili mevzuat

hükümlerine uygun düzenlenip düzenlenmediği konusunun incelenmesi

Sonuç olarak, bu değerlendirmeler kapsamda ÇED Raporu hazırlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sunulması ve verilen ÇED Olumlu kararı ilgili mevzuat hükümlerine uygun ve ilgili tüm kurum ve kuruluşların onayları alınarak düzenlendiği değerlendirilmiştir.

  1. Projenin orman üzerindeki olumsuz etkileri hakkında, projede alınacağı belirtilen önlemlerin,
  2. ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığı

Saros FSRU Gemi İskelesi ve kara boru hattı projesi faaliyetinden kaynaklanabilecek olan orman alanlarına muhtemel etkiler Nihai ÇED raporunda tartışılarak, buna göre alınacak tedbirler belirtilmiştir. Bununla, beraber yapılan tüm bu açıklamaların ve taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğiyle ilgili takip ve kontroller ilgili idare/idareler tarafından yapılmalıdır.

  1. Raporda orman alanları açısından yer alan bilgilerin yeterli uzman ve bilimsel verilere dayanıp dayanmadığı

Proje sahası üzerindeki ormanlık alanların genel özellikleri konusunda, Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü İzin ve İrtifak Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan ÇED İnceleme Değerlendirme Formu (Ek-20) ve Nihai ÇED raporundaki ilgili konulara yönelik bilgi sunan uzmanlar ve bilimsel veriler incelendiğinde, ormanlık alanlarla ilgili rapor ve açıklamaların, yetkili kurumundaki uzman kişiler ve amirler tarafından imzalandığı anlaşılmıştır. Ormanlık alanların sınırları ve genel durumları ile ilgili ÇED İnceleme Değerlendirme Formunda imzası bulunan kişiler, İzin irtifak şube müdürü, müdür yardımcısı, KDM şefi vekili, Çamlıca İşletme şefi, Korudağ işletme şefi ve Orman İşletme Müdür Vekili olduğu ve orman konusunda yetkili oldukları anlaşılmıştır.

  1. JEOLOJİ-HİDROJEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ YÖNÜNDEN

Ek-43 ile sunulan Hidrojeoloji Raporu bir Hidrojeoloji çalışmasında olması gereken bazı hususları içermese de gerek Şekil x1 ve x5 birlikteliği gerek rapor bünyesinde verilen bilgiler ve gerek se LNG gazının temel özellikleri bir arada değerlendirildiğinde;

? Botaş tarafından projelendirilen boru güzergâhı ile ortam etkileşimin jeolojik ve hidrojeolojik açıdan sorun oluşturmayacağı anlaşılmaktadır.

  1. JEOFİZİK MÜHENDİSLİĞİ YÖNÜNDEN

Sonuç olarak;

Mart 2019 ve Haziran 2020 ÇED raporları topluca değerlendirildiğinde;

1)         Zemin ve depremsellik açısından araştırmaların ve raporun yeterli olduğu,

2)         Bölgenin deprem riskinin çok yüksek olması nedeniyle; araştırma raporlarında belirtilen zemin sınıfı özelliklerinin, bunlara ait fiziksel parametrelerin, güvenirlik katsayılarının azami dikkate alınması ve hesaba katılması suretiyle, sahada planlanan imalatın yapılmasının mümkün olduğu kanaatindeyim.

  1. BİYOLOJİ UZMANLIĞI YÖNÜNDEN
  2. Projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve

bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığı

Raporda belirtilen ifadeler doğrultusunda alınacak önlemler yeterli bulunmuştur.

  1. ÇED raporunun yeterli uzman personel tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı

Raporun düzenlenmesinde görevli uzmanların alana dair yetkin kişilerden oluştuğu öngörülmüştür. Nihai ÇED raporundaki ilgili konulara yönelik bilgi sunan uzmanlar ve bilimsel veriler incelendiğinde uygun olarak değerlendirilmiştir.

  1. ÇED raporunun yeterli bilimsel verilere dayanıp dayanmadığı, çevresel etkiler ve alınacak önlemler bakımından yeterli detaylar içerip içermediği

Nihai ÇED raporundaki ilgili konuya yönelik bilgi ve detaylar yeterli bulunmakla beraber uygulamaların takibi ve denetlenmesi flora- faunanın korunması açısından kaçınılmazdır. Ayrıca bilirkişi olarak, Türkiye flora-faunaya ait coğrafi koordinatlı noktasal verilerin, mekânsal parametrelerle (bölge, bölüm, il, flora bölgeleri ve kareleme sistemi) ilişkilendirilmesi ve sorgulanması ile (mekânsal istatistik analizler uygulanarak) Türkiye endemik taksonlarının mekânsal dağılışlarının anlaşılmaya (coğrafik bilgi sistemleri) çalışılması tavsiye edilmektedir.

  1. Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu” kararının ilgili mevzuat hükümlerine uygun

düzenlenip düzenlenmediği

İlgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendiği görülmüştür.

  1. ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ YÖNÜNDEN
  2. Projenin çevre üzerindeki olumsuz etkileri hakkında, projede alınacağı belirtilen önlemlerin, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığı

Sonuç olarak, projede alınacağı belirtilen önlemler ile çevre kirliliğinin, ilgili mevzuat ve bilimsel

esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde tutulabileceği anlaşılmıştır.

  1. ÇED raporunun yeterli uzman personel tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı

Haziran 2020 tarihli Nihai ÇED Raporu’nun son sayfasında “ÇED RAPORUNU HAZIRLAYACAK ÇALIŞMA GRUBUNUN TANIMI” başlıklı bölümde “PERSONEL TABLOSU”ndaki isimler ve uzmanlıklar incelendiğinde, raporun “1 Yüksek Çevre Mühendisi, 2 Çevre Mühendisi, 1 Şehir Plancısı, 1 Biyolog, 1 Hidrojeoloji Mühendisi, 1 Uzman Hidrobiyolog, 1 Jeofizik Yüksek Mühendisi, 1 Ziraat Mühendisi, 1 Orman Mühendisi, 1 Kimya Mühendisi, 1 İnşaat Mühendisi, 1 Uzman Biyolog” olmak üzere toplam 13 teknik personel tarafından hazırlanmış olduğu, burada verilmiş bilgilerden, raporun yeterli personel tarafından hazırlanmış olduğunun kabul edilebileceği, sözü edilen tabloda herbir personelin sorumlu olduğu konuların, bölüm numaraları ile birlikte verilmiş olduğu, ÇED Raporunu hazırlayan firmanın 196 no’lu yeterlik belgesine sahip olmuş olması, sözü edilen personelin, konuları ile ilgili olarak çalıştıkları yıl bakımından da yeterli şartları sağladıkları anlamına geldiğinin kabul edilebileceği anlaşılmıştır.

  1. ÇED raporunun yeterli bilimsel verilere dayanıp dayanmadığı, çevresel etkiler ve alınacak önlemler bakımından yeterli detaylar içerip içermediği

Yukarıda belirtilen çevresel etkiler ve proje sahibince alınacağı belirtilen önlemlerin, ilgili yönetmelikler çerçevesinde uygulanması gereken önlemler olup, yeterli açıklamaların verildiği  anlaşılmıştır.

  1. “Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu” kararının ilgili mevzuat hükümlerine uygun

düzenlenip düzenlenmediği

“SAROS FSRU GEMİ İSKELESİ” projesi, 25.11.2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği”nde Ek-1 Listesinde ;

Madde 9-b)- 1.350 DWT ve üzeri ağırlıktaki deniz araçlarının yanaşabileceği ticari amaçlı liman, iskele, rıhtım ve dolfenler,

Madde 31) Kapasitesi 50.000 m3 ve üzeri olan petrol, doğalgaz, petrokimya ve kimyasal

maddelerin depolandığı tesisler

kapsamında kalmakta olup, Nihai ÇED Raporunun hazırlanması ve sunulması sürecinde takip

edilen işlemlerin, mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü görülmüştür.

  1. KİMYA MÜHENDİSLİĞİ YÖNÜNDEN

“SAROS FSRU GEMİ İSKELESİ” projesi, 25.11.2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği” kapsamında kalmakta olup, Nihai ÇED Raporunun hazırlanması ve sunulması sürecinde takip edilen işlemlerin, mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü görülmüştür. Mehmet Zeybek ve diğer davacıların vekili Av. Bülent Kaçar tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce Edirne ili, Keşan İlçesi Sazlıdere Köyü mevkiindeki BOTAŞ tarafından yapılması planlanan “Saros FSRU Gemi İskelesi” “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararını iptali istemi ile açılan dava hakkında, yukarıda yapılan değerlendirmeler neticesinde, hukuksal takdiri sayın mahkemenizde olmak üzere, dava konusu alanda yapılacak “Saros FSRU Gemi İskelesi” “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı”nın Kimya Mühendisliği açısından yerinde olduğu belirlenmiştir.

  1. ŞEHİR PLANLAMA YÖNÜNDEN

Sonuç olarak, yukarıda ifade edilen hususlar çerçevesinde 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı ve 1/25.000 ölçekli Edirne İl Çevre Düzeni Planı plan hükümlerinde Tarımsal Niteliği Sınırlı Alanlar, Orman Alanları ve Saros Kültür ve Turizm Gelişme Bölgesi alanlarında doğalgaz iletim/dağıtım tesisi ile ilgili şartlı hükümlerin bulunduğu ve ilgili mevzuat çerçevesinde ilgili idarelerin iznine tabi olduğu, bu alanlara yönelik ilgili izinlerin bir kısmının gerçekleştirildiği ve diğer hususların raporda belirtildiği, proje alanına yönelik planlama çalışmalarının tamamlandığı tespit edilmiştir. Davaya konu alanın bulunduğu plan ve plan hükümlerindeki fonksiyonlara göre alınan/taahhüt edilen izinler çerçevesinde 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı ve 1/25.000 ölçekli Edirne İl Çevre Düzeni Planı’na aykırı bir durum bulunmadığı değerlendirilmektedir.

  1. İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ YÖNÜNDEN

Daha önce değerlendirilen sonrasında itiraz edilen ve bu itiraza cevap verilen bilirkişi değerlendirme raporundan sonra tarafımıza iletilen 956 nolu ÇED raporu değerlendirilmiş ve aşağıdaki sonuçlara varılmıştır.

Daha önce kıyı mühendisliği açısından önemli olan liman içi su sirkülasyonu ve limanın (servis tekneleri için yapılan kısım) kıyı morfolojisi üzerinde ne gibi etkileri olduğu/olabileceği sunulan raporlarda

eksik olarak görülmüştür. Revize edilen raporda Ek 25’te sunulan “Saros Rüzgar Dalga İklimi ve Dalga İlerlemesi Raporu” da revize edilerek daha önce kıyı yapısı (liman) yok iken yapılan sayısal modellere yapı da eklenerek dalga ilerlemesi ve yapı etrafında ve içinde dalga özellikleri hesaplanmıştır. Buna karşılık sediment modeli yapılmamıştır. Sunulan değerlendirmelere göre, liman içerisinde dalga etkisi olmamaktadır. Dalga etkisinden korunan bölge çok sınırlı olmakta bu da bölgedeki genel durumu değiştirmeyecek boyutta kalmaktadır. Sediment için modelleme ve buna bağlı bir değerlendirme verilmemesine rağmen, mevcut dalga iklimi modellerinden bu konuda sonuca gidilebilir. Limanın küçük boyutta kalması bölgedeki dalga iklimini değiştirmeyecek yapıda olması sediment taşınımı üzerinde de sınırlı etki yaratacaktır. Dalga etkisinin (dalga yüksekliğinin) çok küçük olduğu alan oldukça sınırlıdır bu nedenle liman içi su sirkülasyonu dolayısı ile liman içi su kalitesi üzerindeki etki de çok sınırlı kalacaktır. Sonuç olarak projenin çerçevesindeki yakın kıyı bölgesinde dalga ve su kalitesi üzerinde önemli etkisi olmayacak. Kıyıda çok önemli morfolojik değişikliklere yol açmayacaktır.

SONUÇ

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce Edirne ili, Keşan İlçesi Sazlıdere Köyü mevkiindeki BOTAŞ tarafından yapılması planlanan “Saros FSRU Gemi İskelesi” “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararını iptali istemi ile açılan dava hakkında, yukarıda yapılan değerlendirmeler neticesinde, Bilirkişi Heyeti’nde;

  1. Ziraat Mühendisliği açısından yerinde olmadığı,
  2. Orman Mühendisliği açısından yerinde olduğu,
  3. Jeoloji-Hidrojeoloji Mühendisliği açısından yerinde olduğu,
  4. Jeofizik Mühendisliği açısından yerinde olduğu,
  5. Biyoloji açısından yerinde olduğu,
  6. Çevre Mühendisliği açısından yerinde olduğu,
  7. Kimya Mühendisliği açısından yerinde olduğu,
  8. Şehir Planlama açısından yerinde olduğu,
  9. İnşaat Mühendisliği açısından yerinde olduğu, ” şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür.

Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, davacı tarafın rapora yaptığı itirazlar raporu kusurlandırıcı nitelikte bulunmadığından, söz konusu raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; her ne kadar ziraat mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede “proje kapsamında üretilmemiş bir harita temel alınarak toprakların Kireçsiz Kahverengi Orman Toprağı oldukları ve doğal verimliliklerinin düşük olduğunun ifade edildiği, Türkiye’nin sanayi ve ekonomisi açısından çok önemli yer teşkil edecek bu yatırımın etki edeceği topraklara ait analitik veri için toprak örneği alınmadan 1/200.000 ölçekli 1970’li yıllarda üretilmiş bir harita verisinin kullanılmasının uygun olmadığı, sayfa 269’da “Kireçsiz Kahverengi Orman Topraklar (N), Bu topraklarda üstte koyu renkli bir kat ve altta bundan biraz farklı bir kat bulunur. Topraklar kireçsizdir  ve reaksiyon asit, nötr veya kalevidir. Doğal verimlilikleri fazla değildir” ifadesinin ve bu ifadenin dayanağı olarak ticari bir internet sitesi bağlantısının verildiği, inşaat sahası ve boru hattının geçeceği güzergahta herhangi bir toprak örneği almadan, örneklerde fiziksel ve kimyasal yapmadan ve toprak izleme çukuru (profili) açmadan genel bir ifade kullanılmasının eksik bir yaklaşım olduğu,” ileri sürülmekte ise de ziraat mühendisliği yönünden değerlendirmelerin ÇED raporunu kusurlandırıcı nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, hazırlanan nihai ÇED Raporunun ÇED mevzuatlarına uygun olarak hazırlandığı ve ÇED olumlu karar sürecinin de uygun olarak yürütüldüğü, Nihai ÇED Raporunun yeterli sayıda uzman personel tarafından hazırlanmış olduğu, raporun bilimsel verilere dayandırılarak hazırlandığı, proje kapsamında alınacak önlemler bakımından ÇED Raporu’nun yeterli detaylar içerdiği, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin mevzuat ve bilimsel esaslara göre de kabul edilebilir düzeylerde olduğu, kirletici değerlerin mevzuatta verilmiş sınır değerlerin altında kalacak şekilde çalışılacağı, davaya konu alanın bulunduğu plan ve plan hükümlerindeki fonksiyonlara göre alınan/taahhüt edilen izinler çerçevesinde 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı ve 1/25.000 ölçekli Edirne İl Çevre Düzeni Planı’na aykırı bir durum bulunmadığı, projenin mahiyeti ve yeri itibariyle Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne göre çevresel etki değerlendirmesinin olumlu bulunmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 10.066,20 TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 3.110,00.-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, müdahil tarafından yapılan 136,20 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak müdahile verilmesine, fazladan yatırılan 384,10 TL keşif harcının istemi halinde davacılara iadesine, artan posta ücretinin ise kararın kesinleşmesinden sonra davacılara ve müdahile iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren (15) gün içerisinde Danıştay Başkanlığı nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 17/08/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

emek.org.tr

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar