Katalonya sorunu kriz ve baskılarla devam ediyor

İspanya hükümeti, Avrupa birliğini de yanına alarak Katalonya’da gelişen bağımsızlık iradesini tanımıyor. 27 Ekim’de yaptığı bağımsızlık ilanı ve Katalonya parlamento kararlarının askıya alınması sonrası tarafların açıklamaları devam ediyor. Aynı zamanda baskıları artırarak, “halkın kendi kaderini tayin hakkı” gibi demokratik hakkın kullanımını da zora dayalı olarak reddediyor. ”Özgür olmak için seçmek istiyoruz” ve ”daha fazla demokrasi” […]

İspanya hükümeti, Avrupa birliğini de yanına alarak Katalonya’da gelişen bağımsızlık iradesini tanımıyor. 27 Ekim’de yaptığı bağımsızlık ilanı ve Katalonya parlamento kararlarının askıya alınması sonrası tarafların açıklamaları devam ediyor.

Aynı zamanda baskıları artırarak, “halkın kendi kaderini tayin hakkı” gibi demokratik hakkın kullanımını da zora dayalı olarak reddediyor.

Özgür olmak için seçmek istiyoruz” ve ”daha fazla demokrasi” talebiyle Katolonya halkı sandığa gittiğinde, Guardia Civil ve Ulusal Polis tarafından sert bir şekilde şiddete maruz kaldı. Yaklaşık 900 insanın yaralandığı biliniyor.

İspanya Başsavcılığının Katalonya Özerk Yönetim Hükümeti Başkanı Carles Puigdemont, Başkan Yardımcısı Oriol Junqueras, 12 bakan, Katalonya Parlamentosu Başkanı Carme Forcadell ve Divan Kurulunun 5 üyesi hakkında “devlete başkaldırı, ayaklanma ve kamu malını kötüye kullanma” suçlamalarından dava açma talebi, mahkemeler tarafından kabul edildi. 16 Ekim’de, en önemli özgürlük hareketinin iki genel başkanı tutuklandı. Bunlar Jordi Sànchez (2011 yılında kurulmuş olan Katolonya Ulusal Topluluğu, ANC) ve Jordi Cuixart (1961 yılında kurulmuş olan Omnium, Katolonya Kültür Derneği) isimli lider kişiliklerdi.

Belçika’da bulunan Katalan lider Carles Puigdemont ise diyalog yanlısı açıklamalar yapıyor.

Katalonya’da yaşanan olayın sadece “bağımsızlık” talebiyle sınırlı olmadığı ve uygulanan neoliberal politikaların Katalonya’da neden olduğu toplumsal gerilikler ve krizin etkili olduğu anlaşılıyor. Sosyal ve ekonomik kriz, işsizlik ve bunların yol açtığı toplumsal etkiler sürüyor.

Katalan Halkının Komunist Partisi, ‘halkların kaderlerini tayin hakkı vazgeçilmezdir’ anlayışıyla bağımsızlık ilanını tanıyor.

Bu süreçte geçtiğimiz günlerde Katalan Halkının Komunist Partisi (PCPC)  yürütme komitesi, .  Junge Welt gazetesinde açıklamasını yayınladı. PCPC, “Rüşvetci, müsrif monarşi rejiminin saldırı ve İspanyol devletinin baskı güçlerine karşı örgütlenmek, harekete geçmek için büyük bir halk ve işçi hareketi zorunludur” çağrısını yaptı. Açıklamayı, Almancadan çeviri olarak yayınlayan EÖC-Enternasyonal’den aktararak farklı bir bakış açısı olması nedeniyle aşağıda veriyoruz.

“        1. PCPC Katalonya Cumhuriyetinin bağımsızlık ilanını tanır. Çünkü bu 1 Ekimde yapılan Referandumun sonucunun da gereğidir. PCPC olarak daima halkların kaderlerini tayin hakkının kesinlikle vaz geçilmez olduğunu savunduk ve bu Katalan halkı içinde geçerlidir.

PCPC ve kardeş partimiz PCPE (İspanya Halklarının Komunist Partisi) birlikte İspanya da konfederal karekterde bir sosyalist cumhuriyeti (İspanya devletindeki demokratik ulus ve halkların gönüllü birliği) önerisini savunduk. PCPC Katalan halkının isteğini ve demokratik hakkını tanımak, onun bağımsızlığını yaşamasını, ispanya devletinden özgür uluslar ve halklardan oluşan bir ulus yaratmak konusundaki  tarihsel yetersizliğini defalarca kanıtlamış   oligarşiye ve merkezi hükümete karşı savunmak zorundadır.  Bu gün merkezi iktidarın uluslararası nazi faşizminin desteği ve silah zoruyla 2. İspanyol Cumhuriyetine karşı başarı kazanmış olan Franco rejiminin sadık bir devamcısı olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.

  1. PCPC bu günden itibaren, Katalan Cumhuriyetini emperyalist oluşumlar (Nato, Avrupa Birliği, €uro para birimi) içerisinde tutma hedefinde olan Katalan Burjuva sınıflarına alternatif olarak, -en derin şekilde enternasyonalist- Sosyalist Katalonya Cumhuriyetinden söz edecektir/konuşacaktır. Sınıflar savaşının bu yeni çerçevesi içerisinde Katalan işçi sınıfının baş düşmanı Katalan Burjuvazisi ve Avrupa tekelleri olacaktır. Katalan burjuvazisi, Katalan işçi sınıfının baskı altında tutlup sömürülmesi amacıyla birçok yasa ve kararda İspanyol burjuvazisini destekledi.
  2. PP hükümeti ve onun iradesine tabi olan PSOE ve Ciutedans‘ın desteğiyle, Rajoy un da halihazırda açıkladığı; İspanya anayasasını 155. maddesinin uygulanarak Otonom bölge hükümetinin ve başbakanının görevden azledilmesi, parlamentonun feshedilerek 21 aralıkta yeni parlamentonun belirleneceği seçimin yapılacağı gibi gelişmelerden hareketle, PCPC bütün işçi ve halk katmanlarını demokratik Katalan kurumlarını ve kendi sınıf çıkarlarını savunmaya çağırıyor. Rüşvetci, müsrif monarşi rejiminin saldırı ve İspanyol devletinin baskı güçlerine karşı örgütlenmek, harekete geçmek için büyük bir halk ve işçi hareketi zorunludur.
  3. PCPC ortaya yeni çıkan bu günkü koşullar altında işçi ve halk cephesi önerisini açıklayacağı 2. olağan üstü kongresini 13 Ocak 2018 tarihinde toplayacaktır.”

 

emek.org.tr

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar