İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu, çocukların kaçırılması ve şiddet görmesini Galatasaray Meydanı’nda yaptıkları basın açıklaması ile protesto etti. İHD Basın açıklaması şöyle: “BASINA VE KAMUOYUNA ÇOCUK İSTİSMARINA VE ÇOCUK CİNAYETLERİNE DUR DE! Son yıllarda giderek artan kayıp çocuklar, çocuk istismarı ve çocuk cinayetleri gerçeği ile yüz yüzeyiz. Çocukların korumasız bırakıldığının açık göstergesi […]

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu, çocukların kaçırılması ve şiddet görmesini Galatasaray Meydanı’nda yaptıkları basın açıklaması ile protesto etti.

İHD Basın açıklaması şöyle:

“BASINA VE KAMUOYUNA
ÇOCUK İSTİSMARINA VE ÇOCUK CİNAYETLERİNE DUR DE!

Son yıllarda giderek artan kayıp çocuklar, çocuk istismarı ve çocuk cinayetleri gerçeği ile yüz yüzeyiz.

Çocukların korumasız bırakıldığının açık göstergesi olan bu gerçekler, ülkeyi yönetenlerin ve toplumun, çocukları koruma konusunda üzerlerine düşeni yapmadığının da kanıtı. Kaybolmasının ardından tecavüz edilerek öldürülmüş halde bulunan Eylül ve günler sonra cansız bedenine ulaşılan Leyla’nın yaşadıklarının kamuoyuna yansıması nedeniyle oluşan duyarlılık ve hadım ve idam üzerinden faile verilecek cezaya odaklı tartışmalarsa çocukların bu vahşetten korunması noktasında oldukça yetersiz. Biliyoruz ki; failin aldığı ceza değil, çocuk istismarını ve çocuk cinayetlerini daha gerçekleşmeden önlemeye yönelik etkili tedbirler kurtarır çocuğu.

Çocuk haklarını ve karşılaştıkları sorunlara çocukların yararını esas alarak ve yine çocukların katılımı ile çözüm üretmeyi esas almadığımız müddetçe, çocukları savunmasız bırakmış, her türlü tehdide açık bir yaşama mecbur etmiş oluyoruz. Çocuk, kendisini koruması gereken büyüklerin kurbanı olmaktan kurtulamıyor.

Eğitim Sen tarafından açıklanan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda “Çocuklarımız ve Gerçekler Raporu” na göre;
Adalet Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısı, son 10 yılda yaklaşık 3 kat arttı.
TÜİK verilerine göre, son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu devletin izniyle evlendirildi. Son 6 yılda 142 bin 298 çocuk anne oldu ve bu çocukların büyük kısmı dini nikâh ile evlendirildi.
Çocuğun cinsel istismarında Türkiye dünya listesinde 3’üncü sırada.
Adalet Bakanlığı’nın 2015 verilerine göre de yılda ortalama 17 bin istismar davası açılıyor, bu davaların yüzde 45’i mahkûmiyetle sonuçlanmıyor!

Son sekiz yılda 104 bin çocuk kayboldu.

Yetişkinlerin çocukları düşünmeksizin oluşturduğu dünya düzeninde çocuklar taciz, tecavüz, istismar ve ölümlere terk edilmektedir. Çocuklar işçileştiriliyor, ticari bir araç gibi alınıp satılır hale getiriliyor, eğitim hakları engelleniyor, göçe zorlanılıyor ve nihayetinde yaşam hakkından ediliyor.
DSM-5 ( Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) ve ICD (Dünya Sağlık Örgütü’nün Hastalıkların uluslararası sınıflandırması- International Classification of Diseases) ile dünya sağlık örgütlerinin üzerinde birleştiği nokta; tecavüz de tıpkı ölüm ile yüz yüze gelmek gibi insanlarda ruhsal yaralar bırakmaktadır.

İstismar, çocukların bedeninde ruhunda düzeltilmesi güç yaralar oluşturduğu gibi geleceğe dair umutlu bakış açısını karartmaktadır. Bu ruh hali toplumdaki diğer çocukları da içine çekmektedir.

Tarafı olduğumuz BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, uluslararası hukuk ve iç hukukta anayasa ve yasalar devlete, çocukların korunması ve sağlıklı gelişmelerini sağlama yükümlülüğü getirmektedir.

Devlet ve toplumun çocukları korumak konusundaki yetersizlikleri ve yanlışları, çocukları ve çocuk iradesini yok sayma eğilimleri, çocukların korunmasını güçleştirmektedir. Devlet aklı ve toplumsal yapı çocuklardansa kendisini korumayı tercih etmektedir. Bu da çoğu kere, mağdur çocuk ve ailesinin suçlanarak susturulması, bu vahşi suçları işleyenlerin korunması ve cezasızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuk her hâlükârda; failin, ailesinin, toplumun ve devletin mağduru haline getirilmekte, cezalandırılmaktadır.

Çocuklara yönelik suçlar artmasına rağmen, çocuğu korumakla yükümlü devlet de çocuğu yok saymayı tercih etmektedir. Çocukların yaşadıkları, kangren olmuş, ağır ve yaşamlarını tehdit eden sorunlar bir Çocuk Bakanlığı kurulmasını zorunlu kılarken, son günlerde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile birleştirilmesi tartışılmaktadır.

Kadın cinayetleri ve cinsiyet ayrımcılığı ile mücadele için Kadın Bakanlığı kurulması gerekirken kadının adını bile silen iktidar bu kez de çocuklar için aynı şeyi yapmaktadır.
Bu politikalar çocuğu değil baba temelli aileyi, çocuğun haklarını değil merkeziyetçi otoriter yapıyı güçlendirmeyi hedeflemektedir.
Bu kapsamda çocuk ailenin pasif bir üyesi olarak yaşayacak ve çocuğa karşı işlenmiş aile içi bütün suçlar ile faili aile dışından olmakla birlikte duyulması halinde aileyi zedeleyeceği düşünülen suçlar örtbas edilmeye devam edilecektir.

115 hamile çocuk vakasını ortaya çıkartan Kanuni Sultan Süleyman hastanesi çalışanı İ. Nergis hakkında sürgün ve soruşturma kararı verilmesi, çocuk ve kadın haklarıyla ilgili verilen komisyon kurulmasına dair önergenin AKP ve MHP oylarıyla ret edilmesi, Ensar Vakfı olaylarından sonra dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema RAMAZANOĞLU’ nun ‘bir kereden bir şey olmaz’ ve ‘tecavüze uğrayan kadınlar doğursun, devlet bakar’ diyen eski sağlık bakanı Recep AKDAĞ ‘ın söylemleri devletin çocuk istismar ve ihmaline bakış açısını ortaya koymaktadır.

Diyoruz ki,
Bir yandan 11 yaşındaki çocuğun tecavüze rızasını tartışırken, öte yandan çocuğa yönelik taciz ve tecavüzü engelleyemezsiniz.
Cinsel istismar davalarını yıllarca sürünceme de bırakarak, mağdur çocuğun travmasını yıllarca canlı tutarak faili cezalandırmış olmazsınız.

Bir yandan çocukları cemaatlerin, tarikatların insafına itiyorken öbür taraftan çocuklardan ses çıkarmasını bekleyemezsiniz.
Çocukları, kadınları yoksullaştırıyor, var olan haklarını kullanamaz hale getiriyorken, çocuklara yönelik suçlarda bir iki faili hadım ya da idam ederek sorunu çözemezsiniz.

Acil olarak,
Çocuğu, temel haklarının yanında, hakkındaki kararlara katılma hakkı olan bir birey olarak kabul edin.
Kadın ve çocukların yoksullaşmasının önüne geçin.
Çocuğun, Uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve yasalardan kaynaklı haklarını kullanabilmesini güvence altına alın .
Yasal mevzuatta yer alan ve çocuk istismarını meşrulaştıran ve teşvik eden düzenlemeleri kaldırın. Mevzuatı çocuk hakları ve insan haklarına uygun hale getirin.
Bağımsız bir Çocuk Bakanlığı kurun.
Çocukların uğradıkları hak ihlallerini araştırmak için TBMM de daimi bir komisyon kurun.
Çocukları ailede, okulda, sokakta olumsuzluklardan koruyacak önlemleri alın ve uygulayın.
Anne – babalar ve toplumu, sağlık, cinsel sağlık ve çocukların haklarını koruma yöntemleri konusunda eğitin.
Sosyal hizmetleri artırın ve çocukları istismardan koruyucu mekanizmaları kurun.
İstismar suçu işlemiş derneklerin, kurumların, yurtların ve ailelerin hukuktan kaçmasının önüne geçin.

Bizler insan hakları savunucuları olarak bir kez daha; Çocukları koruma yükümlülüğü bulunan devleti acil önlemler almaya ve toplumu çocukların korunması için göreve çağırıyoruz.

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu”

 

emek.org.tr

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar