Nuriye Gülmen tahliye edildi!

Akademisyen Nuriye Gülmen, mahkeme kararından sonra gece yarısı  serbest bırakıldı. KHK ile atıldığı işine geri dönebilmek için 268 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın yargılandığı davanın 6’ncı duruşması bugün Ankara’da görüldü. Savcı, bugünkü duruşmaya getirilmeyen Nuriye Gülmen’in tahliyesini istedi. Duruşmaya verilen aranın ardından Nuriye Gülmen’in tahliyesine, Semih Özakça ve Acun Karadağ’ın tüm […]

Akademisyen Nuriye Gülmen, mahkeme kararından sonra gece yarısı  serbest bırakıldı.

KHK ile atıldığı işine geri dönebilmek için 268 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın yargılandığı davanın 6’ncı duruşması bugün Ankara’da görüldü. Savcı, bugünkü duruşmaya getirilmeyen Nuriye Gülmen’in tahliyesini istedi. Duruşmaya verilen aranın ardından Nuriye Gülmen’in tahliyesine, Semih Özakça ve Acun Karadağ’ın tüm suçlamalardan beraatine ve adli kontrol şartının kaldırılmasına karar verildi.

Olağanüstü hâl (OHAL) uygulaması kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilen ve “İşimizi geri istiyoruz” diyerek açlık grevine başlayan akademisyen Nuriye Gülmen ve sınıf öğretmeni Semih Özakça hakkındaki davanın altıncı duruşması, bugün Ankara’da başladı. Açlık grevinin 268’inci gününde görülen duruşmada savcı Gülmen’in tahliyesini talep etti.

 

Fotograflar: 02 Aralık 2017 00:18 SOL PORTAL

Akademisyen Nuriye Gülmen’in örgüt üyeliğinden 5 yıl hapis cezasına, cezanın artırımla 7,5 yıla çıkmasına, indirimle 6 yıl 3 ay cezasına karar verilerek, tahliyesine karar verildi. Eğitimci Semih Özakça ve Acun Karadağ’ın tüm suçlamalardan beraatine ve adli kontrol şartının kaldırılmasına karar verildi.

Son duruşmada dakika dakika yaşananlar

(kaynak: cumhuriyet.com.tr Yayınlanma tarihi: 01 Aralık 2017 Cuma)

20.49 Semih Özakça ve Acun Karadağ’ın tüm suçlamalardan beraatine ve adli kontrol şartının kaldırılmasına karar verildi.

Nuriye Gülmen’in örgüt üyeliğinden 5 yıl hapis cezasına, cezanın artırımla 7,5 yıla çıkmasına, indirimle 6 yıl 3 ay cezasına karar verilerek, tahliyesine karar verildi.

19.28 Duruşmaya kararın açıklanması öncesinde ara verildi.

19.27 Semih Özakça: Son sözüm var ama benim son sözümün vakti gelmedi. Nuriye Hoca son sözünde; Biraz uzun olacak, benim bir son sözüm var. Bülent abinin beni ziyarete geldiği gün tuttuğum günceden alıntı yapacağım. Son sözüm bu olacak.

19.22  Semih Özakça: Rıza Sarraf için yetkililer aciklama yapti, bir insan serbest bırakılmak icin herşeyi söyleyebilir dediler. O adam bile (Sarraf) bir şey söylerken kanıt sunuyor. Doğru mudur bilmem ama dekont vb. kanıt sunuyor

19.20 Semih Özakça: Sizinkinde (itirafçıda) ne var? Yardım nasıl olur para verirsin, evinde saklarsın vb. gibi şeyler. Açlık grevi yaparak ben nasıl yardım yataklık etmişim? İspat arıyorsanız şurada: Açığa alındım, gunler boyu oturdum, oturdum, oturdum… Kitap okumayı çok seven biriyim kitap bile okuyamaz oldum. Bunalım derecesinde.”

19.19 Semih Özakça: Mardin Mazıdağı’daydık eşimle beraber. Orada inan ki hiçbir sey yok. Öyle rahat bir yaşantımız da yoktu. Orada sedikalı arkadaşlarla da toplantılar aldık, şu an sendikanın hiçbir şey yapmadığı  gibi hiçbir şey yapılmadı.

19.18 Semih Özakça: Evimizi mi toplayalim ne yapalim derken 15-20 gun bekledik. Beklemekle hiçbir şey elde etmedim. Keske daha once açlık grevi yapsaydım.

19.17 Semih Özakça: Açlık grevi talimatla yapıldı diyorsunuz. 1. kurultayda yaptigimiz konuşmayı ispat sayıyorsunuz. Surekli ispat arıyorsunuz.

19.15 Av. Betül Kozağaçlı: Ömer Lütfi Zeren yalan tanıklık yapmayı kabul etmediği için görüyoruz şimdi tutuklu, yalan tanıklık yapıp onlara istediklerini veren Berk Ercan ve Fafih Solak ise serbest.

19.14 Av. Betül Kozağaçlı: Bu bitmiş bir yargılama değil, Nuriye daha savunmasını vermedi. Nuriye ile daha bir kez bile düzgün bir şekilde avukat görüşmesi yapamadık. Şimdi dosyanın işlemleri bitmiş mi oluyor gerçekten? Ne kadar etkili bir hukuk yolu olduğunu buradan anlamalıyız zaten. 2 yıllık meslek hayatımın sadece son bir yılında bana nasil bir avukat nasıl bir insan olmm gerektiğini gösterdikleri için Nuriye ve Semih’e tüm Yüksel direnişçilerine Mahkeme huzurunda teşekkür ediyorum.

19.13 Av. Betül Kozağaçlı:  Adalet Bakanlığı, bunlar örgüt üyesi ve ölebilirler, eylem yapılır dikkatli olun diyor. Sağlık bakanlığı sürekli zorla müdahale edeceği yönünde açıklamalar yapıp Nuriye’ye kendini tehdit altında hissettiriyor

19.12  Av. Betül Kozağaçlı: Tanık beyanları konusunda ek olarak, bu celse dinlenen ömer Lütfi Zeren tanık Fatih Solak ile aynı anda gözaltında imiş. Ömer Lütfi Zeren’ in avukatı ile görüştük. Müvekkiline gözaltında iken “köprüden önce son çıkış, sen de ifade ver, kurtul “denmiş

19.11 Av. Betül Kozağaçlı: İçileri Bakanlığı kitapçık çıkartmaya kadar getirdi olayı. Bunların hukuksuzluğundan daha ne kadar bahsedelim.

19.10 Av. Betül Kozağaçlı: Siz apar topar karar vermeye çalışıyorsunuz. Karar verilmiş zaten. Hükümet yetkilileri, bakanlıklar sürekli beyanlarda bulunarak ve bu beyanlarda onlardan hükümlü olarak bahsederek kararını açıklıyor zaten.

19.03 Av. Mehmet Refik Atalay söz aldı. Tanığın açlık grevine örgüt talimatı ile başladığına dair ifadelerini hatırlatarak bu konuda farklı tarihlerdeki ve sorular üzerine verdiği cevaplardaki çelişkileri ortaya çıkartıyor. Siyasi iktidar sürekli dosya üzerinde konuşuyor. OHAL Komisyonu’na başvurmamız söylendiğinde, 5 meslektaşım ile birlikte komisyon ile görüşmek için bulundukları yere gittik. Daha görüşme talebimize yanıt beklerken polis tarafından gözaltına alındık.

19.01 Av.Aytül Kaplan; Talimat aldığınızı, komisyon kararı açıklanmadan sizin karar vermeye çalıştığınızı düşündü insanlar. Haklılar, çünkü 20 Ekimdeki duruşmada bir ay sonraya attığınızda dakikalarca tartışmıştık, Simdi 10 gün sonra 3 gün sonraya duruşma günü veriyorsunuz.

18.51 Semih Özakça: “Burada bir şeyleri hızla karara bağlama çabası var. Bu acele neden? Ben çok mahkemelere çıkan biri değilim ama burada bir hata var…”

  1. 49 Acun Karadağ’ın sözlerini bitirmesinden sonra Semih Özakça söz alarak kendini ifade etti ve salondaki duygulandıran konuşmasına başladı.

18.46 Semih Özakça: “Savcılık benim için diyor ki üye olmamakla birlikte yardım etmek. Kanıtı nerede? Şu: Birisi var, cani cehenneme birisi, bir şey söylemiş. Kanıt bu.”

18.42 Acun Karadağ: “Halk Nuriye ve Semih’in açlık grevi yapmasına sebep olanları kınadı. Hindistan’da borçlu olanın kapısında açlık grevi yapan olunca kapısındakinin açlığına sepep olan borçluyu kınadıkları gibi halkımız da iktidarı kınadı.”

18.34 Acun Karadağ: “Ben açlık grevi yapmadıysam kalp pilim yüzündendir. Biz başkasına zarar veren eylemleri hiçbir zaman doğru bulmadık. Nuriye ile Semih açlık greviyle kime zarar verdiler? Ne yaptılar?”

18.32 Acun hoca: ” Hiç mi içimizde onur kırıntısı yok ki haksız yere işten atılıp direnmek için bir örgütten talimat bekleyeceğiz? Biz görevlerimize tepeden inme mi geldik? Hayır. Biz kazıya kazıya bulunduğumuz yere geldik.

18.30 Tanık ifadelerinden sonra Acun Karadağ öğretmen soz aldı : “20 yıllık öğretmenim. 6 celsedir öğrettiğim ve öğrendiğim her şeyin ters yüz edilmesini ibretle takip ediyorum.

18.23 Direnişçi Mahmut Konuk açlık grevi önerisini ilk başta “ağaç kökü yesinler” açıklamalarına çok sinirlenen Veli Saçılık’tan duyduğunu ve onun onerisi ile ihraç kamu emekcileri olarak hep birlikte tartıştıklarını ifade etti.

18.20 Avukat Mehmet Lütfü Tiryaki: “Semih öğretmenlik yaparken en ufak bir suçlama yok! Görevi ile ilgili tek bir mahkemede suçlama yok! Ama açığa alınıyor, sonra KHK ile görevden atılıyor! Açlık grevi öyle başlıyor.

18.15 Veli Saçılık bakanın “ağaç kökü yesinler” açıklamasının kendisinin onuruna dokunduğunun ve böylece kendisini direnişte bulunduğunu, direnmeyi ifade etti.

18.07 Veli Saçılık açlık grevi fikrini kendisinin bakanın bu açıklamasından sonra öğrenildiğini, ilk açlık grevi önerisinin kendisinden geldiğini ve Nuriye Semih Acun ile açlık grevini birlikte tartışıklarını ifade etti.

18.05 Veli Saçılık kendisinin ilk ortaya attığı açlık grevi fikrinin süresiz dönüşümlü açlık grevi yapma fikri olduğunu söyledi. Nuriye’nin açlık grevi fikrini biraz daha düşünelim diyerek birlikte düşündüklerini düşündüklerini anlattı.

17.53 Av. Derviş Emre Aydın söz aldı. Nuriye’nin duruşmaya getirilmemesi yönündeki idari kararların arkasındaki usulsüzlükleri dile getirdi

17.35 Avukat Murat Yılmaz savunma yapıyor:

Murat Yılmaz savunmasını “Sözlerimi Seyit Rıza’nın sözleri ile sonlandırmak istiyorum… Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun” diyerek sonlandırdı.

Duruşmaya 15 dakika ara verildi

15.00: Nuriye Gülmen ifade vermeye devam ediyor:

Kuvvetli suç şüphesi diye sihirli bir sözcüğünüz var, onu söyleyince her şey bitti tamam oluyor. Bunu doğuran şey de bir tanığın söyledikleri. Konsere gitmiş biri beni örgütle Nuriye tanıştırdı diyor. Bir konsere gidip kendini örgüt üyesi sanıyorsa ben ne yapayım. Yaprak’ın Fatih hakkında söylediklerine katılıyorum. Madde bağımlısı olduğu çok açıktı. Önünüzdeki pespaye dosya içinde ne vardı? Hiç bir şey. İlk iki duruşmada bu tanık beyanları da yoktu. Yine de bırakmadınız bizi. Sonra çürütülen tanık beyanlarına dayanıyorsunuz. Benim hakkımda zaten bir hüküm kurulmuş durumda. Öyle davranıyorsunuz çünkü. Artık bugün mahkemenin çok acelesi olduğu için o hükmü açıklayacak. Ama kendi hükümleri değil tabiki bu. Bu zamana kadar kendileri hiçbir şey yapmadıkları için hüküm de onların olmayacak. Hakkımızda kitapçıklar mı çıkartılmadı, açıklamalar mı yapılmadı? Heyet bir kere de ne yapıyorsunuz, yargılamamıza müdahale ediyorsunuz demedi. Ben artık heyete konuşmuyorum. Onlara olan tüm inancımı geçen celseden sonra özellikle yitirdim. Benim ne söylediğimin bir önemi yok çünkü onlar için. Ben tek bir sözümün çok kıymetli olduğu halkımız için konuşacağım. Dünyanın bir ucundan küçük bir çocuk bana mektup göndermişti, ‘öğretmenim size bir şey olsun istemiyorum’ diye. Ben o çocuk için konuşacağım.

Geçen celse kendimi tehdit altında hissettiğim için konuşmamıştım. Çünkü savunma vermememe rağmen bana ‘bu söylediklerin savunman sayılabilir geri kalanlar hakkında susma hakkını kullanmış kabul edilebilirsin’ demiştiniz. Ama şimdi umrumda değil, savunma mı sayacaksınız, sayın ya da saymayın, kendimi anlatmıştım yine kendimi anlatacağım. Biz direnerek kendimize hatırlatıyorduk öncelikle haksız yere işten atıldığımızı. Kimseye anlatamasak bile kendimize hatırlatıyorduk. Haksız yere işimizden atılmayı kanıksamadık çünkü. Bunun için kendimle de arkadaşlarımla da gurur duyuyorum. Bizim direnişimizi besleyen şey haklılıktı.

Daha açlık grevi gündemimizde değilken bir alman televizyonu belgesel çekmek istediğini söyledi. İki gün bizimle birlikte vakit geçireceklerdi. Sonunda peki ne olacak diye sordular, valla canımı sokakta bulmadım açlık grevine başlarım demiştim.

O zamanlar daha ihraç bile edilmemiştim, sadece açığa alınmıştım. Açlık grevi o kadar güçlü bir eylem ki açlık grevine başlarsam hemen sonuç alacağmı düşünüyordum. Ben açığa alınmış halimle eylem yapıp işime dönmeyi beklerken beni dalga geçer gibi ihraç ettiler.

Sonra açlık grevi gerçekten gündemimize geldi. Tamamen bir keyfilik içerisinde bize her gün saldırmaları öfkemizi büyütüyordu. Ama biz yılmadan her gün Yüksel’e çıkmaya devam ettik. Kemik acısı deyip direnişimize devam ediyorduk.

Açlık grevi fikri bu saldırılardan sonra, insanlarla, milletvekilleri ile, dostlarımızla konuştuktan sonra iyice olgunlaştı. Nihayet Meclis’te basın açıklaması ile açlık grevine başlayacağımızı duyurduk.

O gün Meclis çıkışında bizi gözaltına aldılar. 5 gün gözaltında kaldık ve açlık grevine böyle başlamış olduk. Biz gözaltında iken meydan boş kalmamıştı. İnsanlar gelip pankartlarımızı yapıp, anıtı her günki haline dönüştürmüşlerdi. Açlık grevi insanlarda büyük bir patlama yaşattı. Her zamankinden çok daha kalabalık oluyordu meydan. O en kalabalık olduğu bir günün fotoğrafı var, işte o fotoğrafın alındığı günden çok kısa bir süre sonra gözaltına alındık zaten. Anıtta açlık grevi yaparken canlı yayın yapıyorduk bazen. 38. günde yanlışlıkla bugün açlık grevinin 58. günü dedim. Sonra Allah korusun ne 58’i diye düzelttim. 58 gün o kadar uzaktı ki, oraya varmaz bizim işimizi geri vermeleri diye düşünüyordum çünkü.

“HEYETE TAVSİYE EDİYORUM, SİZ DE DİRENİN”

268 gün Semih’in de benim de düşündüğümüz bir şey değildi ama buna siz sebep oldunuz. Ne kadar çok saldırı olursa biz o kadar direnişe tutunuyoruz. Biz direnişe tutundukça bizi yenebilecek hiçbir şey yok çünkü. Hakkımızda vereceğiniz ara karar ya da hüküm asıl sizin hakkınızda olacaktır. Çünkü halk bizim hakkımızdaki kararını çoktan verdi. Bizim gönlümüz rahat o yüzden. Tavsiye ediyorum heyete siz de direnin. Talimat mı geliyor size, direnin. AKP iktidarının halka karşı saldırgan tutumuna set olmak açısından hem çorbada tuzunuz olur hem de asıl olarak alnınız ak olur.

“BURASI TAM KAVGANIN ORTASI…”

Sevgili direniş dostları, bu son sözüm değil ama şimdilik şunu söyleyeceğim: Burası tam kavganın ortası…

Gülmen’in konuşması alkışlar eşliğinde sona erdi.

14.20: Nuriye Gülmen ifadesine başladı: Bana henüz savunmamı vermemiş olmama rağmen ısrarla tanık beyanları ve mütalaaya karşı beyanlarımı sormanızı anlamıyorum. Üç duruşmadır bu böyle, bana SEGBİS’i dayatıyorsunuz, ben bu şekilde savunma vermek istemiyorum. Açlık grevinin vücudumda yarattığı zararların farkındayım. Vücudum her geçen gün lime lime eriyor. 268 gündür her gün buna şahit oluyorum. Savcı tahliye talep etmesine rağmen beni tahliye etmektense böyle bir çözüm buldular. Sağlık koşulları sedye gibi şeyler sağlanırsa gelirim dedim yine de. Ama getirmediler. Yine SEGBİS’e mecbur bırakılıyorum. Heyet benim savunmamı alamaz mıydı? Beni ilk duruşmaya getiremez miydi? Ya da tahliye edip kısa bir süre verilirdi ben gelirdim. Hiç biri yapılmadı ve hastane, ölümü göze aldığıma ilişkin yazı imzalamam karşılığında duruşmaya gitmeme izin verileceğini bildirdi. Nitekim getirilmedim yine. Bu tamamen göstermelik bir şeydi. Mahkeme ‘ben elimden geleni yapıyorum’ diye göstermeye çalıştı. Ama durum tabi ki öyle değil.  Avukatımla görüşme koşullarımı bizi gardiyan odasına alarak iyileştirdiklerini sanıyorsanız bu çok naifçe olur. Gardiyanlar odaya girip çıkıyor ve bir saat dolmaya yaklaştığında da sürekli taciz edip bölmeye başlıyorlar zaten.

14.10: Duruşma aradan sonra başladı. Semih Özakça savunmasına devam ediyor: Sizin için hala direniyorum, direneceğim ve yanınıza geleceğim. Özellikle yoksul çocuğum Serhad, ailenin bütün yükü senin omzunda gibiydi. Umarım bu yoksulluğun bitecek. Özellikle senin için direniyorum, tüm yoksul çocuklar için direniyorum, yoksul çocuğum Serhad.

12.35: Semih Özakça: Ben talimatı vicdan örgütünden aldım. Vicdanım evde oturmaya el vermedi. Bu haksızlığa karşı çıkmak istedim. Ben talimatı öğrencilerimden aldım. Onlar gözyaşı dökerken, onlara söz verdim geri geleceğim diye. Bu eylemim, talebim terör örgütlerine nasıl yardım edebilir? Nasıl onların işine yarar? Onlara yardım etmez, onların işine yaramaz. İşime dönersem bu durum öğrencilerime yarar. İhraç edilmiş bekleyen binlerce emekçiye umut olur ona yarar. Ben açlık grevinde işime dönebilme umudumu gördüm. Diğer tarafta beklemekte bir umut göremedim. Dava dediler mahkemeler bakmadı. Komisyon dediler ortada tek bir karar dahi yok.

Mahkeme heyeti Özakça beyanlarına devam ederken beyanı kesti ve 14.00 kadar ara verdi.

12.00: Savcı, Nuriye Gülmen’in delilleri karartma şüphesinin kalmaması ve kaçma şüphesinin olmaması gerekçesi ile adli kontrol talebi ile tahliyesini istedi.

11.50: Semih Özakça: Bizden suçsuz olduğumuzu örgütle bir bağlantımızın olmadığını ispat etmemiz isteniyor. Olumsuzluğun ispatı olur mu? Olmaz. Sizin benim suçlu olduğumu, örgütle bağlantım varsa bunu ispatlamanız lazım ama tek bir delil sunamıyorsunuz.

11.45: Acun Karadağ: 6 duruşmadır buradayız. Onur kırıntısı olsa Nuriye’yi tahliye ederdiniz. Vicdanen rahatsız olduğunuz belli ama iktidar tarafından şakağınıza bir silah dayanmış. Bu silahın kendinizde patlayacağınızı düşünüyorsunuz ve korkuyorsunuz. Lütfen Nuriye’yi tahliye edin.

11.40: Veli Saçılık tanık olarak dinleniyor: Ben ihraç edildiğimde Nuriye hoca Yüksel Caddesi’ndeki eylemine başlamıştı. Ben de yanına gidip ona katılmak istediğimi söyledim. Sonra Acun hoca da geldi. Hükümet bizi işimizden ederek aç kalmaya mahkum ettiği için biz de ilerleyen süreçte açlık grevi yapmayı hep düşündük. Eylemimize saldırılar sertleştikçe bu düşüncemiz ilerledi. Bense açlık grevinin dönüşümlü olarak yapılmasını teklif etmiştim. Ancak Nuriye, hükümetin bu tutumuna karşı daha etkili olacağını düşündüğü için dönüşümsüz ve kesintisiz yapılması gerektiğini söyledi.  Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevi yapma kararını kendi iradeleriyle aldı. Kimsenin talimatıyla eylem yapmadılar. Yüksel’de direnmeye devam ediyoruz. Nuriye ve Semih de devam ediyor. Biz her gün gözaltına alınıyor, saldırıyor uğruyor, dövülüyoruz. Ama işimizi geri alacağız.

11.30: Tanık Yaprak Yılmaz Nuriye Gülmen’i tanıdığını, eyleme polisin müdahale ettiğini ve eylemde kimsenin bomba atmadığını kaydetti. Yılmaz, gizli tanığı tanıdığını belirterek, “Yalancı biriydi, her şeyi abartırdı. Ben yalanları sebebiyle arkadaşlığımı kestim” dedi.

11.20: Tanık Ömer Lütfi Zeren şunları söyledi: Nuriye ve Semih hoca ile Gezi direnişi sırasında tanıştım. Ben de akademi camiasından biriyim. Nuriye hocanın çevirdiği Milenaya Mektuplar kitabını görmüştüm ve Eskişehir’de yaşadığını öğrendiğimde dikkatimi çekmişti. Berkin Elvan eylemine katıldım. Nuriye Gülmen’i orada gördüm. Öncesinde buluşmadım. O gösteriye çok kalabalık bir katılım olmuştu. Nuriye hocayı kitlenin ortalarında gördüm. O gösteride bir patlama olduğunu hatırlamıyorum. Gizli tanık Berk’in söyledikleri gerçeği yansıtmıyor.

11.15: Nuriye Gülmen, Numune Hastanesi’nden SEGBİS yolu ile duruşma salonuna bağlandı. Tanık Ömer Lütfi Zeren de duruşma salonuna bağlandı.

11.10: Mahkeme heyetinin gelmesiyle duruşma başladı.

11.00: Duruşma başlamak üzere… Nuriye Gülmen 6’ncı duruşmaya da getirilmedi.

 

emek.org.tr

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar