ZET FARMA işyerlerinde işçi sağlığı ve meslek hastalıkları – Adnan Alin*

ZET FARMA şirketi,  İlaç üreticisi şirketlerin ilaç paketleme ve birçok şehirde bulunan depolara ilaç dağıtım işlerini yapıyor. Zet Farma Lojistik Şirketinin 20 yıla yakın geçmişi var ve beş ayrı işyeri toplamında yaklaşık 500 işçi çalışıyor. İlaç paketleme ve ilaç dağıtım işi nedeniyle yapılan iş stratejik karakterde görülebilir.    İş yerlerinde meslek hastalıkları dahil, işçi sağlığı […]

ZET FARMA şirketi,  İlaç üreticisi şirketlerin ilaç paketleme ve birçok şehirde bulunan depolara ilaç dağıtım işlerini yapıyor. Zet Farma Lojistik Şirketinin 20 yıla yakın geçmişi var ve beş ayrı işyeri toplamında yaklaşık 500 işçi çalışıyor. İlaç paketleme ve ilaç dağıtım işi nedeniyle yapılan iş stratejik karakterde görülebilir. 
 
İş yerlerinde meslek hastalıkları dahil, işçi sağlığı ve iş güvenliği kapsamında değişik sorunlar yaşanmaktadır. 
 
Taşımacılık iş kolunda bulunan işyerinde, 2014 Kasım ayı başında sendikalaşma sürecinin henüz başlamışken 11 işçi işten atıldı. DİSK Nakliyat-İş sendikasının örgütlenme çalışmalarını yoğunlaştırmasıyla birlikte, işten atılan işçilerin işlerine geri dönme mücadelesi fabrika önünde direniş çadırı kurularak ileri bir boyuta taşındı. İstanbul-Hadımköy’de sürdürülen direniş, 19 Ocak 2015 itibariyle de 78. günü geride bıraktı. 
 
Bu süreçte işyerlerinde işçilerin yaşadıkları birçok sorun ve sendikal haklar yanı sıra, işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunları da, sendika çalışanları ve işçiler arasında gerçekleşen iletişimlerde sorgulanarak tartışılmaya başladı. 
 
Bu sorgulama ve incelemeler sonunda, Zet Farma işletmelerindeki çalışma koşullarının, işçilerin değişik meslek hastalıklarını yaşamasına neden olduğunu tespit ettik. İş kazası sayılan örneklerde de işçiler işten çıkarılmış ve şirket onlardan “kurtulmuş”…  Bu konuda örnek vakalar da yakın süreçte yaşanmış bulunuyor.  
 
Çalışmakta olan işçilerin bir kısmında işyeri koşullarından kaynaklı hastalıklar yaşanıyor. Yaygın olarak Bel ve boyun fıtığı, Varis, Mide ve cilt hastalıkları gibi meslek hastalıklarına yakalandıklarını gözlemledik.
 
İşçiler işe alınırken sağlık testleriyle ve en önemlisi  “resmi Sağlık Raporu”yla işe alınıyor. Fakat işyerinde meslek hastalıklarına karşı sistemli-kalıcı önlemler alınmayarak işçi sağlığı konusunun önemsenmediği de gösterilmektedir. İşçilerin sağlıkları bozulduktan sonra da hiçbir şey olmamış gibi kapı önüne bırakabiliyor. Şu an işten atılan işçiler arasında varis, bel ve boyun fıtığı hastalıkları bulunan işçiler vardır. İşçiler, sağlıklı olarak girdikleri işyerinde zamanla meslek hastalığı sahibi olarak çalıştırılıyor veya işten çıkarılıyor.
 
Bu örnekten anlaşılıyor ki, işçiler Mesleki hastalıklar nedeniyle sağlık sorunu yaşayan işçiler Meslek Hastalıkları kapsamında ve SGK gibi kurumların sağlık hakları güvenceleri dışına itilmiş durumdadır. İşçilerin işgücünden geri kalmaları, sağlıklı olmadıkları için ileride iş bulamamaları olasılığı veya sağlıklarını kaybetmeleri olguları Zet Farma patronlarının umurunda değildir.
 
Zet Farma işyerlerinde işçiler bir dizi sağlık sorunuyla birlikte çalışıyor. İşverenler maliyet kaygısıyla işçilerin sağlıklarını önemsemiyor. İşçinin hastaneye gitmesi, tedavi olması, rapor alması olguları; patron açısından ücreti ödenmiş işgücünün gereksiz biçimde çalışma dışına çıkması anlamına geliyor. 
 
İşçiler ise bilinçsizlik nedeni ve işsiz kalma korkusuyla, sorunun üzerine gidemiyor. Sendikasız ve örgütsüz olma durumu, işçilerin patron karşısında iyice savunmasız kalmasını sağlıyor. Sendikal sürecin başarılmasıyla birlikte bu sorunların da üzerine gidildiği ve daha da gidileceği açıktır.
 
Zet Farma işyerlerinde çalışma koşulları 
 
Kadın ve erkek işçilerin birlikte çalıştığı işyerlerinde, işçiler açlık sınırı altında tutulan asgari ücretle çalıştırılıyor. İşçiler uzun çalışma süreleri nedeniyle ikinci bir ek-iş yapma olanağına da sahip olmadığından yoksulluk ve yoksunluklar içinde bulunuyor.  
 
Dikkatimizi çeken bir olgu, ücretlerin yıllardan beri ısrarlı biçimde asgari ücret düzeyinde tutulması olayıdır. İşe yeni giren bir işçi ile 10 yıldır çalışan işçi arasında ücret farkı yok gibidir. Ortalama bir işçi ücreti, AGİ ücretiyle birlikte ortalama 1.050 tl kadardır. Yılda üç maaş tutarında ikramiye ücreti ödenmektedir. Yıllık asgari ücret artışının dışında ücretler artırılmıyor. 
 
Fazla mesai çalışmaları karşılığında işçilerin aldığı ücret düşüktür. İş yoğunluğunun fazla olduğu dönemlerde işçilerin çoğunluğu her gün ortalama 3 ila 4 saatlik çalışma süresiyle fazla mesaiye kalıyor. Bırakalım insani boyutunu yasal olarak da sınırlanmış olan aylık fazla çalışma süreleri sınırı, Zet Farma işyerlerinde rahatlıkla aşılabilmektedir. Çok sayıda yeni işçi istihdam edileceği yerde, mevcut işçilere fazla çalışma yaptırılması yöntemi uygulanıyor ve dolayısıyla patron daha fazla kazanıyor.
 
Zet Farma işletmeleri, işçi sınıfının sayıca çok bulunduğu ve işsizliğin yaygın olarak yaşandığı Esenyurt-Kıraç-Hadımköy havzası içerisinde bulunuyor. Sosyolojik-psikolojik boyutlarıyla yaşanan İşsizlik korkusu, işçilerin yıllar boyu sömürüye ve baskılara boyun eğerek çalışmasını getirmiş. İşçinin karşılaştığı sömürü oranı yüksektir. Sendikal örgütlenme ve hak arama mücadelesi yıllardır buraya uğramamış ve ancak yeni başlamış durumdadır.
 
İşyerinde yemek ve ulaşım servisi şirket tarafından karşılanıyor. Yemeklerin kalitesine yönelik şikâyetler süreklidir ve dolayısıyla mide rahatsızlıkları bulunan işçi sayısı bir hayli çok. Yemek kalitesinin düşüklüğü yanı sıra, birçok işçi yoksulluk stresinin işçilerin midelerini bozduğunun farkındadır. 
 
Sendikalaşma yasağı ve işten atılma korkusu, yakın zamana kadar geçerli olgu olarak anlatılmaktadır. Hemen birçok işyerinde işçiler üzerinde estirilen “sendikalaşırsan işinden olursun”  baskı ve stresi burada da yaşanmış. 
 
Ancak insanca yaşama olanakları sağlamayan düşük ücret gerçeği ve sosyal haklardan yoksunlukla birlikte koşulların artık dayanılmaz oluşuyla birlikte sendikal örgütlenme de gündeme gelmiştir. DİSK Nakliyat-İş sendikasının örgütlenme çalışmaları ve direnişin etkileriyle bu korkular da kırılmıştır. Sendikal örgütlenme güçlenmesi sonucunda da, kısa sürede sendikal yetki için Çalışma Bakanlığı’na başvurulmuş.
 
Sendikalaştıkları için işten çıkarılan işçilerin geri alınması amacıyla, 3 Kasım 2014 tarihinde İstanbul- Hadımköy işletmesi önünde direniş çadırı kurularak sendikal mücadele ivmesi yükseltilmiştir. İşten atılmaların ve baskıların ters teptiği işyerlerinde,  İşçilerin çoğunluğu sendikal çatı altında birlik sağlamış ve direnişe açıktan destek olmuştur. İşverenin katı tutumu çalışan işçileri tavır almaya yöneltmiş. Örneğin işçiler, emeklerinin karşılığını da alamadıklarını düşündükleri fazla mesai çalışmasını reddederek, artık topluca tavır almaktadır. İşçilerin her çay ve yemek molasında ve iş çıkışlarında direnişçilerin yanına gelmeleri, attıkları sloganlarla destek vermesi, işçilerin kendi irade ve kararlılıklarının somut bir göstergesi durumundadır.
 
Vurgulamak istediğimiz bir nokta da şudur. Direnişin ve işçiler arasındaki sendikal birlik sağlanması, iş güvencesi konusunda olumlu etki yapan bir olgudur. Bu nedenle işverenin yeni işçi çıkarımı engellenmiştir. 
 
Zet Farma’da işçi sağlığı sorunları
 
Zet Farma işyerlerinde haftada bir gün belli saatte işyerine gelen işyeri hekimliği uygulaması vardır. Bu uygulamada, işçilere ilaç yazılması ve az da olsa hastaneye sevk edilme ötesinde bir işlevi olmayan işyeri hekimliği söz konusudur. Meslek hastalıkları konusunda işyeri hekimliğinin inceleme yönlendirme çabası olmadığını işçiler anlatmaktadır.
 
Ayrıca özel sosyal güvenlik şirketlerinden yılda birkaç kez alınan eğitimler söz konusudur. İşçiler, genellikle soyut ve kâğıt üzerinde kalan bu eğitimlerden bir şey kazanmadıklarını belirtmektedirler. İşyerinde işçi sağlığı kapsamında değerlendirilecek konularda yüzleşme ve iyileşme henüz yoktur. Göstermelik olarak yapılan işçi sağlığı iş güvenliği kapsamında eğitim çalışmaları dışında bir gelişme yoktur. 
 
Meslek hastalıkları kapsamında görülebilecek hastalıklara yol açan bir ortam sunan çalışma koşullarına, ısrarla devam edilmektedir. İşyerinde direkt ilaçlarla bağlantılı işler söz konusu olduğundan bu risk daha da yüksektir. 
 
İşçiler genellikle ısının düşük tutulduğu bir ortamda çalışılıyor. Örneğin karekod yazılım ve paketleme işleri, sürekli olarak 18 dereceyi aşmayan soğuk mekân ortamında gerçekleşiyor.
 
İnsan vücudu için soğuk sayılan düşük ısıdaki çalışma ortamı nedeniyle işçiler sağlık sorunu ve rahatsızlıklar içindedir. Yaygın biçimde görünen kas ağrılarının kalıcı olarak yaşandığı işçiler tarafından belirtiliyor. İşçiler sürekli kas spazmı ve ağrıları çekerek işlerini yapıyor. Özellikle bel, omuz ve boyun bölgelerinde kas tutulmaları ve eklem ağrılarından şikâyet etmektedirler. 
 
İlaç yükleme ve boşaltma kısımlarında çalışan işçilerde boyun ve bel fıtığı rahatsızlıklarının yaygın olduğu bizzat işçiler tarafından dile getiriliyor. Sürekli soğuk ortamda bulunma nedeniyle eklem ağrıları çekilmesi de süreklilik kazanmış durumdadır. 
 
Sürekli ayakta çalışmaktan dolayı Varis hastalığı işçilerde yaygın ve bazılarında da ileri derecede görünmektedir. 
 
Kullanılan makineler, sürekli yüksek desibelli gürültü ortamı yaratmaktadır. İşitme sorunu ve rahatsızlığı çeken işçiler bu durumdan şikâyetçidir.
 
Sürekli ve süratli bir biçimde evrak düzenleme işi yapan işçilerde, kol kaslarında ve eklemlerinde doku tahribi yaşanmaktadır. İrsaliye, fatura ayırma-düzenleme işi yapan işçilerde bu rahatsızlık şikâyetleri görülmektedir.
 
İlaçların kutulanması ve tarifelerin yerleştirilmesi işlemi sonrasında, işçilerin ellerinde, yüzlerinde alerjik durumlar yaşanıyor. Cilt tahribatları, kızarma, kaşınma, deri dökülmeleri gibi işten kaynaklı rahatsızlıkların sürekliliği işçiler tarafından özellikle anlatılmaktadır.
 
İlaç paketleme işinden dolayı Farenjit, gözlerde sulanma, kaşınma, gözyaşı kuruması gibi sonuçlar gözlenmektedir.
 
İşyeri hekimi, ağrı kesici verme dışında bu rahatsızlıklara yönelik yeterli denilebilecek önlemleri almış değildir. İşveren ise süre-giden bu durumdan memnun olmalı…
 
İşçilerin anlatımlarından edindiğimiz bir bilgiyi de ekleyelim. İşyerinde rahatsızlanma sonucu hastaneye sevk edilme durumunda, işçiler kendi imkânıyla hastaneye ulaşıyor. İşçinin ailesine haber veriliyor veya rahatsızlanan işçi, en iyi durumda yakından geçen minübüs-dolmuş yoluna bırakılıyor. İşveren ve idareciler, rahatsızlanan işçiyi şirket araçlarıyla da olsa hastaneye ulaştırmaktan genellikle uzak durulduğunu işçiler ifade ediyor.
 
İş koşulları nedeniyle hasta olan ve rahatsızlık çekenler, normal hastanelerden tedavi almaktadır. Ancak bunlar mesleki hastalıklar kategorisinde değerlendirilmemektedirler. 
 
İşçilerin genelde meslek hastalıkları konusunda bilgisiz olduklarını gözlemledik ve her fırsatta da bunu gidermeye çalışıyoruz. Sendikal mücadelenin gelişmesiyle başlayan işyeri koşullarını tartışma ve sorgulama ile birlikte, işçi sağlığı boyutuyla durumun farkına yeni varmaktadırlar. Nakliyat-İş’le birlikte başlayan sendikal çalışma sonrasında, işçiler arasında bel ve boyun fıtığı rahatsızlıkları yaşayanların ne yapabileceği, ilaç işleme nedeniyle bunun olası etkileri karşısında neler yapılabileceği ve işyeri hekiminden nasıl yararlanılacağı, Meslek hastalıkları konusu ve Meslek Hastalıkları Hastanesinin işlevleri vb konular yaygın olarak konuşulmaya ve tartışılmaya başlanmıştır.
 
Bu ise SGK denetimleri ötesinde özellikle sendikal örgütlenmenin yasal zeminde de tanınarak, işçilerin işyeri yönetimine fiilen katılımının sağlanmasına bağlıdır. Bu anlamda gerçekleşecek olan kurumsal ve fiili bir işçi denetimi ve işleyişi hayati önemdedir. Aksi halde yüksek kar ve düşük maliyet derdinde olan işverenin insafına bırakılan işçi sağlığı konuları hep geride seyretmeye devam edecektir.
 
Belirtelim ki Zet Farma işyerlerinde de işçiler, güçlü bir sendikal örgütlenmeye ve bunun üzerinden de Toplu İş Sözleşmesi hukukuna kavuştukları zaman, işçi sağlığı sorunları ve konularına da doğru müdahalelerde bulunabilecek ve insani çalışma koşullarına kavuşabilecektir. 
 
DİSK Nakliyat-İş Sendikası Çalışanı

 

İlgini çekebilecek diğer içerikler