Kristal-İş ile İzocam işvereni arasındaki toplu iş sözleşmesi sürecinin tıkanmasıyla, Kocaeli Dilovası ve Mersin Tarsus’ta bulunan fabrikalarda başlayan grev 9. Günü geride bıraktı. İşverenin oyalama çabalarına rağmen 4.5 yıl sonra sendikal yetki alan işçiler ve Kristal-İş sendikası, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde işten çıkarılanların geri alınması ve zam talebi ile yaptıkları grev bugün dokuzuncu gününe […]

Kristal-İş ile İzocam işvereni arasındaki toplu iş sözleşmesi sürecinin tıkanmasıyla, Kocaeli Dilovası ve Mersin Tarsus’ta bulunan fabrikalarda başlayan grev 9. Günü geride bıraktı.

İşverenin oyalama çabalarına rağmen 4.5 yıl sonra sendikal yetki alan işçiler ve Kristal-İş sendikası, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde işten çıkarılanların geri alınması ve zam talebi ile yaptıkları grev bugün dokuzuncu gününe girdi.

Grevde yapılan açıklamalarda ağır iş kolu statüsündeki fabrikalarda çalışma koşullarından şikayetçi olan işçiler, “Kulaklarımızda yıpranmalar oluyor, çünkü ciddi ses var,135 desibele kadar. Sıcak var, radyasyon var. Radyoaktif maddeler var. Çalıştığımız fabrikada emeğimizin karşılığını almamız lazım ki gönül rahatlığıyla çalışalım. Gebze’deki tesiste 70 kadrolu personel, 60 tane de müteahhit personeli var. Bundan fazlası da Tarsus’ta var. Orada mağdur olan 155 kadrolu personelimiz var. STK’lar bizimle dayanışma içinde. Onlardan gelen ilgi güzel. Dilovası halkı da güzel tepkiler veriyor. Buradan arabasıyla geçerken korna çalanlar durup selam verenler oluyor. Kazanım elde edene kadar direnişe devam edeceğiz.” Diyerek işten çıkarılan işçilerin de işlerine dönmesini istiyorlar.

Grevin dokuzuncu günü sendika yönetimi ve demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti temsilcileri,  İZOCAM’ın, Tarsus’ta bulunan Camyünü Üretim Tesisi’nde grev yerindeydi. Tarsushaber sitesinin haberine göre, Kristal-İş sendikası başkanı Bilal Çetintaş konuşmasında şunları söyledi:

“İzocam işvereni özellikle yargı sürecinde, kasıtlı olarak yetkisiz mahkemelere başvuruda bulundu. Mahkemelerin yetki karmaşası ve bu arada yaşanan gelgitler nedeniyle de yetki belgemiz dört buçuk yılı aşkın bir süre gecikti. Ancak ne olursa olsun biz bu mücadeleden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Çünkü İzocam işçileri bize güvendi, sendikamıza güvendi, bizde onlara güvendik ve aramıza kimse giremedi.

Buradan bir kez daha işverene sesleniyorum. Bizler biat kültürünü sevmeyiz, sadaka da istemeyiz. Bizler fabrikalarımızı seviyoruz ve çalışıyoruz. Bizler üretmeyi seviyoruz, biz ürettiğimiz için fabrikalar var, biz kaliteli ürünler ürettiğimiz için rekabet edebiliyorlar.

Biz sadaka değil alın terimizin karşılığını istiyoruz. Bizler olmadan o fabrikalar olmaz. O fabrikalar bizim. Biz olmazsak onlar da olmaz, üretemezler. Ancak buna rağmen Kristal-İş Sendikasının buraya girmesini istemediler. İstememelerinin nedeni; Kristal-İş’in ’79 ile ’93 yılları arasında çok grev yapmış olmasıymış. Kristal-İş’in çok eylem yaptığından şikâyet ediyorlarmış.

Oysa biz hiçbir zaman grevi amaçlamadık. Ne olursa olsun biz grev yapacağız demedik. Grevi bir hedef olarak görmedik. Siyasi grevler de yapmadık. Keyfi eylemler de yapmadık. Biz hakkımız olanı almak için, grevi bir araç olarak kullanmayı şiar edindik.”

emek.or.tr

 

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar