İş cinayetini protesto ederken gözaltına alınan öğrenciler serbest bırakıldı

Kocaeli Üniversitesi’nde inşaat işçisi Ali Çalışkan’ın yaşamını yitirdiği iş cinayeti hakkında basın açıklaması yaparken gözaltına alınan 15 öğrenci serbest bırakıldı. Kocaeli Üniversitesi’nde çalıştığı inşaatta yaralanarak hastaneye kaldırılan inşaat işçisi Ali Çalışkan için basın açıklaması yapan öğrencilere polis müdahale etmiş ve öğrencileri gözaltına almıştı. Kocaeli Üniversitesi Umuttepe yerleşkesinde, geçtiğimiz günlerde meydana gelen iş cinayetinde, kampüs içerisinde […]

Kocaeli Üniversitesi’nde inşaat işçisi Ali Çalışkan’ın yaşamını yitirdiği iş cinayeti hakkında basın açıklaması yaparken gözaltına alınan 15 öğrenci serbest bırakıldı.

İş cinayetini protesto ettikleri için gözaltına alınan Kocaeli üniversitesi öğrencileri serbest bırakıldı

Kocaeli Üniversitesi’nde çalıştığı inşaatta yaralanarak hastaneye kaldırılan inşaat işçisi Ali Çalışkan için basın açıklaması yapan öğrencilere polis müdahale etmiş ve öğrencileri gözaltına almıştı.

Kocaeli Üniversitesi Umuttepe yerleşkesinde, geçtiğimiz günlerde meydana gelen iş cinayetinde, kampüs içerisinde yapılmakta olan bir inşaatta kalıp ustası olarak çalışan Ali Çalışkan isimli işçi, 4. katından aşağıya düşmüştü. Yüz ve kaburga kemikleri kırılan 35 yaşındaki Çalışkan, birkaç gün sonra sonucu hayatını kaybetmişti.

Çalışkan’ın ölümü üzerine öğrenciler, iş cinayetlerine tepki göstermek amacıyla yürüyüş ve basın açıklaması yapmak isteyen yerleşkede toplandı. Ancak açıklamaya izin vermeyen polis henüz öğrenciler açıklama yapmaya hazırlanırken özel güvenlik eşliğinde müdahale etti. “KAZA DEĞİL CİNAYET, TAŞERONA HAYIR” yazılı pankartı yırtan polis toplam 15 öğrenciyi de gözaltına aldı.

Kocaeli üniversitesi öğrencileri gözaltına alınırken

Öğrencilerin gerçekleştiremediği basın açıklamasında şunlar yazıyordu:

Basına ve kamuoyuna,

4 Şubat 2018 tarihinde üniversitemizin Batı Yerleşkesi’nde devam eden Eğitim Fakültesi inşaatında alınmayan önlemler nedeniyle Ali Çalışkan adlı işçi 4.kattan düştü. Bir hafta boyunca komada kalan işçi 11 Şubat’ta hayatını kaybetti. İnşaat alanına gittiğimizde, alanın çevresinde olması gereken güvenlik ağının olmadığını ve işçilerin takması gereken emniyet kemerinin bulunmadığını öğrendik. Milyon liralarla şekillenen bu projelerde, işçilerin önlemleri için ayrılacak olan para oldukça küçük bir miktara denk düşüyor. Kimi zaman kader kimi zaman fıtrat denilerek üzeri örtülmeye çalışılan işçi cinayetlerinin gündelikleştiği ülkemizde, üniversitemiz sınırları içerisinde taşeron bir şirketin daha fazla kar elde etmek amacıyla almadığı güvenlik önlemleri sonucu bir işçinin yaşamını yitirmesi açık bir cinayetten başka bir şey değildir.

Üniversitenin yüksek kademesindekilerin kendi lükslerinden ödün vermezken öğrencilerin cebindeki son kuruşlara göz dikildiği,gözünü para hırsı bürümüş okul yönetiminin paralı uygulamalara her geçen gün bir yenisini eklemesiyle yönetmeye çalıştığı üniversitemizde yine para hırsı nedeniyle gerekli önlemleri almayarak bir işçinin yaşamını yitirmesine neden olan bir şirketle iş yapılması tesadüfi olmasa gerek. Bu ihalelerin denetlenmesinde ve şekillenmesinde doğrudan payı olan Rektör Sadettin Hülagü’nün de en az taşeron firma kadar ihmali vardır.

İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi’nin 2018 ocak ayı raporuna göre en az 141 işçi hayatını kaybetti. 2017 yılı raporu ise kayıtlara geçen işçi ölümlerinin sayısının en az 2006 olduğunu ortaya koyuyor. Her geçen gün yeni mega projeler ortaya konulurken kar hırsı ve zamanla yarış işçilerin güvenliğiyle ilgili alınması gereken tüm önlemleri geri plana atıyor, işçiler bu taşeron sistem sonucu tamamen savunmasız bırakılıyor. Özellikle inşaat sektörü her geçen yıl kontrolsüzce büyümeye devam ederken güvencesizlik ve denetimsizlik katlanarak artıyor. Yalnızca inşaat sektöründe sayısı 300’ü geçkin taşeron şirketleri denetleme mekanizmaları ise çok büyük ölçüde göstermelik olmaktan ibaret. İktidara yakın olmalarıyla bilinen dev inşaat şirketleri rekabete devam ederken ve güvenlik için alınması gereken tüm önlemler göz ardı edilirken, bu şirketleri denetlemekle görevli olan denetçilerin ceza yazmaları isteseler de çok zor. Kamusal bir işçi sağlığı ve iş güvenliği alanı yaratmak için bütünlüklü bir sistem gerekiyor. Taşeron oldukça bu sistem mümkün değil. Özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarına son verilmesi ve göstermelik denetimler yerine sistemli bir denetim mekanizması kurulması şart.

İşçi Sağlığı ve Güvenliği’nin pek çok fakültede ders olarak verildiği üniversitelerimizde, daha fazla kar hırsı nedeniyle işçi güvenliğini göz ardı eden bir taşeron şirkete üniversite sınırları içerisinde inşaat işi verilmesi sonucu bir işçinin hayatını kaybetmesi kabul edilebilir değildir.

Biz Kocaeli Üniversitesi öğrencileri olarak duyuruyoruz. Daha geçtiğimiz ay taşeron bir şirketin işlettiği yemekhaneden 50’ye yakın arkadaşımız zehirlendi. Bugün taşeron bir şirketin para hırsı yüzünden üniversite sınırlarımız içerisinde alenen bir işçi cinayeti gerçekleşti. Tüm bunlar denetimsiz, güvencesiz ve taşeron çalıştırmanın sonuçlarıdır. Kamusal alanın taşeronlarla kuşatıldığı bu ortamda öğrencisinden, işçisine herkesin hayatı tehlike altındadır. Ve bunlardan bu şirketler kadar, bu ihaleleri verenler, bu denetimsizliğe göz yumanlar ve üniversitemizin her köşesini gözünü para hırsı bürümüş bu şirketlere açanlardır. Biz Kocaeli Üniversitesi öğrencileri olarak, tüm bunları kabul etmiyoruz. Bunların ne kaza, ne fıtrat ne de kader olmadığını biliyoruz. Başta üniversitelerimiz olmak üzere memleketin her yerinde kamusal alanların nitelikli dönüşümünü, taşeronun değil güvenli ve denetimli bir mekanizmanın hakim olduğu bir sistemin mücadelesini vereceğiz.”

 

emek.org.tr

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar