Ankara Gar katliamı davasında ADALET YOK!

10 Ekim Ankara Garı katliam davasında Sincan’daki Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi dün kararını açıkladı. Yaşamını yitirenlerin yakınları ve avukatların talep ve itirazlarının dikkate alınmadığı, kamu sorumlularının yargılanmadığı mahkemede adalet sağlanamadı. Barış Mitingini kana boyayan IŞİD’li halk düşmanları “Anayasal düzeni ihlal” ve “kasten öldürme” ve “örgüt üyeliği”nden yargılandı. Bu suçlarından 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis […]

10 Ekim Ankara Garı katliam davasında Sincan’daki Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi dün kararını açıkladı. Yaşamını yitirenlerin yakınları ve avukatların talep ve itirazlarının dikkate alınmadığı, kamu sorumlularının yargılanmadığı mahkemede adalet sağlanamadı.

Barış Mitingini kana boyayan IŞİD’li halk düşmanları “Anayasal düzeni ihlal” ve “kasten öldürme” ve “örgüt üyeliği”nden yargılandı.

Bu suçlarından 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan 9 IŞİD sanığı, ayrıca öldürmeye teşebbüsten 10 bin 557’şer yıl hapisle cezalandırıldı. Hakkında müebbet hapis cezası verilen sanıkların isimleri şöyle: Abdulmubtalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakup Şahin, Hakan Şahin, İbrahim Halil Alçay, Resul Demir, Hüseyin Tunç, Hacı Ali Durmaz.

Sanıklar Esin Altıntuğ, Hatice Akaltın, Abdulhamit Boz, Yakup Yıldırım için alt sınırdan, sanıklar Burak Ormanoğlu, Suphi Alpfidan, Talha Güneş, Mehmedin Baraç ve Nihat Ürkmez hakkında “terör örgütü üyeliği” suçundan karar verildi. Erman Ekici için yöneticilikten ceza verildi.

Kamu görevlilerinin yargılanmadığı davada tutuklu sanıklardan tahliye olan olmadı.

Karara karşı tepkiler

“Bu karar da Türkiye’de gerçek adaletin olmadığını gösterdi”

Katliamda 32 yaşındaki oğlu Korkmaz Tedik’i kaybeden Zöhre Tedik, şunları söyledi:

İstihbarat raporlarına rağmen katliama göz yuman, güvenlik önlemi almayan, yaralıların üzerine gaz sıkan ve ambulansların gönderilmesini engelleyen tüm kamu görevlileri yargı önüne çıkarılmadan içimiz rahat .İki yıl geçti, 53 duruşma oldu. Gerçek adalet istiyorum. Bu karar da Türkiye’de gerçek adaletin olmadığını gösterdi. Ama ben vazgeçmeyeceğim.”

Kamu görevlileri yargılansın”

CHP milletvekili Mahmut Tanal yaptığı açıklamada:”İstihbarat raporlarına rağmen katliama göz yuman, güvenlik önlemi almayan, yaralıların üzerine gaz sıkan ve ambulansların gönderilmesini engelleyen tüm kamu görevlileri yargı önüne çıkarılmadan içimiz rahat etmeyecek.” Dedi

“Adalet bu ülkede zor”

Karara ilişkin bir değerlendirme yapan  avukat İlke Işık : “10 Ekim günü önlem almayanları, Gaziantep’i IŞİD hücresi haline getirenleri biliyoruz. Adalet bu ülkede zor. Ama dayanışma, mücadele var diye de sanıklar tahliye edilemedi. Mahkeme gerçek sorumluları yargılayamadı” dedi. Cezaların yetersiz olduğunu belirten İlke Işık, katliamı planlayan sanıkların halen 16’sının firari olduğunu, ülkenin çeşitli yerlerinde faaliyet gösterdiğini söyledi. Işık, katliamla ilgili kamu görevlilerinin ve bağlantılarının dava dosyasında yer almadığını söyledi.

“İnsanlık suçu sayılsın”

10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Avukat Mehtap Sakinci Coşgun, 10 Ekim’de eşini kaybetmişti. Coşgun, “Yaşadığımız tüm engellere karşın katliamın bir insanlık suçu sayılmasını istemekten vazgeçmeyeceğiz. Bu suçun gizlendiği sürece toplumda yeni katliamların önünün açılacağı yönündeki görüşümüzü ısrarla yineleyeceğiz. Adalet yok, adalet yerini bulmuyor diye sus-pus kalmayacağız” dedi.

İstanbul’da protesto eylemi

İstanbul Kadıköy*Kalkhedon Meydanında yapılan basın açıklaması eylemine  birçok devrimci demokrat sosyalist parti ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı ve mahkeme kararı protesto edildi. Eylemde 10 Ekim katliamının unutturulmayacağı ve hesabının sorulacağı ifade edildi.

BU DAVA BURADA BİTMEZ! ADALET YERİNİ BULMADI

DİSK Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, 10 Ekim katliamı davası kararına dair açıklama yaptı. Açıklamada “Bu dava burada bitmez! Adalet yerini bulmadı” denilerek şunlar ifade edildi:

Adalet yerini bulmadı çünkü müfettiş raporlarına, mahkeme kararlarına, tüm bunların ötesinde milyonların tanıklığına rağmen sorumluluğu bulunan hiçbir kamu görevlisi hesap vermedi. “Canlı bomba” istihbaratı alıp tertip komitesinden gizleyen, bombacıların adını, sanını, eşkâlini bilip “patlamadan yakalamayan” kamu görevlileri, bırakın hesap vermeyi, mahkemeye bile çağırılmadı. Adı sanı eşkali belli katillerin Gaziantep’ten Ankara’nın göbeğine gelişleri sorgulanmadı. Katliamdan sonra oylarının yükseldiğini ifade eden siyasetçilere “ne demek istediği” bile sorulmadı. Güvenliğini almakla yükümlü oldukları bir mitingde gerçekleşen katliam ile ilgili hicap duyup istifa eden tek bir kamu görevlisi bile olmadığı gibi, en hafif ifadeyle “ihmal” ihtimalini bile yok sayan bir dava sürecinden tabii ki adalet çıkmadı.

Adalet yerini bulmadı çünkü sanıklar hakkındaki eksik belgelerin başka illerdeki mahkemelerden istenmesi yönünde mağdur avukatlarının yaptığı talepler yerine getirilmedi. Eylemi gerçekleştirilen örgütün şemasını, bağlantılarını, görüştükleri kişileri, örgütün hiyerarşisini ve derin ilişkilerini ortaya çıkarabilecek bilgiler-belgeler istenmeden davanın kapatılmak istenmesi manidardır.

Adalet yerini bulmadı çünkü 10 Ekim Ankara katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suç iken, mahkeme bu katliamı insanlığa karşı suç kabul etmedi ve böylece bomba yeleklerinde parmak izi bulunan şahıslar dahi ilerleyen yıllarda yakalansa “zaman aşımı” ile cezasız kalma olasılıkları doğdu.

Mahkeme 10 Ekim Ankara katliamının tek başına IŞİD tarafından gerçekleştirdiğine kanaat getirdi. Bu karar ile beraber, katliamın gerçekleştiği günden itibaren, daha cenazeler kaldırılmamışken, hiçbir veriye dayanmadan “kokteyl terör” iddiasını ortaya atan siyasetçilerin, yine en hafif ifadeyle “soruşturmayı saptırdıkları” kesinleşmiş oldu. Tek başına bu bile hukuki olduğu kadar politik sonuçları olması gereken bir durumdur. Ancak mahkeme, davanın siyasi yönünü kasıtlı olarak, sistematik biçimde yok saymıştır.

Kısacası Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki 53 celsenin ardından adalet yerini bulmamıştır. Ne bu eylemi yapan örgüt hakkıyla açığa çıkarılmış, ne ilişkilerinin üzerine gidilmiş, ne de kamu görevlilerinin ve ülkeyi yönetenlerin sorumlulukları sorgulanmıştır.

Adaletin yerini bulmaması, acımız kadar öfkemizi de büyütmektedir. Evlatlarını, anne babalarını, sevdiklerini yitiren insanların dahi sığmadığı, karar duruşmalarının “kaçırıldığı” Sincan Cezaevi Kampüsü içindeki mahkeme salonundan vicdanları rahatlatacak bir karar çıkmamıştır. Bu adaletsizlikte imzası ve sorumluluğu bulunanlar tarihe bir kara leke olarak geçecektir.”

emek. org.tr

 

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar