Soma madenci katliamının 6.yılında anma etkinliği düzenlendi

Soma işçi katliamının 6. yıl dönümünde İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından Kadıköy’de bir basın açıklaması ve anma etkinliği gerçekleştirildi. İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri basın açıklaması metni DİSK Yönetim Kurulu üyesi Kanber Saygılı tarafından okundu. Saygılı, aradan 6 yıl geçmesine rağmen ölümlere yol açan patronlara ve denetleme görevini yerine getirmeyen iktidara göstermelik […]

Soma işçi katliamının 6. yıl dönümünde İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından Kadıköy’de bir basın açıklaması ve anma etkinliği gerçekleştirildi.

İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri basın açıklaması metni DİSK Yönetim Kurulu üyesi Kanber Saygılı tarafından okundu. Saygılı, aradan 6 yıl geçmesine rağmen ölümlere yol açan patronlara ve denetleme görevini yerine getirmeyen iktidara göstermelik soruşturmalar ve cezalar dışında bir şey olmadığını, sorumluların adeta ödüllendirildiğini kaydetti.

‘SOMA’DAN BUGÜNE 38 SOMA DAHA YAŞANDI’

Sorumluların cezalandırılmaması nedeniyle aradan geçen sürede, işçi ve emekçi katliamın devam ettiğini vurgulayan Saygılı, “Soma’dan bu yana çeşitli iş kollarında gerçekleşen iş cinayetlerinde 11 bin 400 işçi yaşamını yitirdi. Yani Soma’dan bugüne 38 Soma daha yaşandı” dedi.

“Tüm emekçileri ve demokrasi güçlerini Soma ve salgın süreci başta olmak üzere tüm işçi katliamlarının hesabını sormak ve taleplerimiz için birleşmeye, kapitalizme karşı mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz.”

“Çarklar dönüyor, işçiler ölüyor”, “Soma’yı unutma, unutturma!”, “Evde açlık, işte salgın, kahrolsun kapitalizm!” sloganları atıldığı anma eyleminde okunan ortak basın metni şöyledir:

Fıtratınız Ölüm, Normaliniz Açlık

Kahrolsun Kapitalizm!

Bu topraklar çok acıya tanıklık etti. Ancak yakın tarihimiz bakımından biri var ki tüm işçi emekçiler ve demokrasi güçleri bakımından kanamayı sürdüren bir yara olmaya devam ediyor.

Evet, 13 Mayıs 2014’te yani 6 yıl önce bugün maden işçilerinin patronların karı uğruna göz göre göre ölüme sürüklenmesinden bahsediyoruz. Evet 301 canımızın dakika dakika, saniye saniye havasızlıktan, bölmelere dolan sudan boğularak ölmesinden bahsediyoruz. Ve evet Somadan bahsediyoruz.

Bir madenci annesinin ‘benim yavrum yüzmeyi bilmezdi ki sözleri çınlıyor kulaklarımızda!

Madenden çıkarılan bir işçinin ambulansı kirletmemek için sağlık görevlisine utangaç seslenişi çınlıyor kulaklarımızda! Bir işçi yakınının itiraz eden, adaletsizliğe isyan eden çığlığına dönemin muktedirinin korumaları tarafından atılan tekme canlanıyor zihnimizde! Ve muktedirin ‘bu işin fıtratında var ölüm’ sözleri yaşanan acıların, adaletsizliklerin, ikiyüzlülüklerin özeti gibi çınlayıp duruyor gök kubbede.

Dinmeyen acımız, kapanmayan yaramız öfkemizi; sorulmayan hesap ve adaletsizlik mücadele azmimizi kamçılıyor.

Aradan 6 yıl geçti. Gerekli önlemleri almadığı için ölümleri hazırlayan patronlarda, denetleme görevini yerine getirmediği için yolu açan iktidarda göstermelik soruşturmalar ve cezalar dışında bir şey almadı. 301 Canımız katledildi ama sorumluları adeta ödüllendirildi. Yaşanan toplu cinayet ‘fıtrat diye zihinlere kakıldı. Ve sorulmayan hesabımız geçen 6 yıl boyunca yüzlerce canımıza mal oldu. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Soma’dan bu yana çeşitli iş kollarında gerçekleşen iş cinayetlerinde 11.400 işçi yaşamını yitirdi. Yani Soma’dan bugüne 38 Soma daha yaşandı.

Dün bu işin fıtratında ölüm var diyen muktedir bugün çarklar dönmeli diyerek yeni kayıplarımızın önünü açıyor. Patronların kasası ve kendi koltukları için dün 301 canımızı ölüme göndermeyi fıtrat olarak kabul etmemizi isteyenler, bu gün çevirdikleri o çarkların arasında kaybolan işçi ölümlerini normalleşme larak kabul etmemizi istiyor. Patronları ve sermaye güvenliğini her şeyin üzerinde tutan bu düzen işçilere karşı adı konulmamış bir savaş yürütmektedir. Bugün açlıkla salgın arasında her an kaybetmeye devam ettiğimiz işçi-emekçiler verilmeyen bu hesabın ve benzerlerinin devamı değil de nedir? Her yıl kaybettiğimiz ve sayıları binlerle anılan işçi cinayetlerine salgın süresince uygulanan politikalar nedeniyle eklenen binler sermayenin işçi ve emekçilere karşı yürüttüğü bu kıyıcı savaşın ulaştığı boyutu gösteriyor.

Soma’da kaybettiğimiz 301 canımız, bugün her an kaybetmekte olduğumuz canlarımız içinde yaşadığımız düzenin özü özetidir. Ve bu adaletsizliğin hesabı sorulmadıkça, bu adaletsizliğin kaynağı olan sermaye düzeni değişmedikçe yaralarımız kanamaya, acılarımıza yenileri eklenmeye devam edecektir. Bundan 6 yıl önce 301 işçiye mezar olan madenlerden 200 işçinin pozitif çıktığı haberlerinin gelmesi geçen sürede hiçbir şeyin değişmediğinin çarpıcı bir özeti gibi görünmektedir.

İşten atmaların yasaklanması adı altında ücretsiz iznin yasallaştırılması, kısa çalışma ödeneğinin gaspı, güvencesiz ve esnek çalışmanın salgın bahanesi ile genelleştirilmesi, İşsizliğin yığınlar halinde artması gibi sonuçlar salgının yarattığı yaşamsal tehdidi genelleştirmekte açlık ve sefaleti konjonktürel olmaktan çıkararak süreklileştirmektedir. Yani sermaye düzeninin işçilere ve emekçilere her durumda ölüm ve açlıktan başka bir vaadi yoktur. İşçilere açlık ve ölüm bu düzenin fıtratıdır, normalidir.

Bu nedenle Emek ve Demokrasi güçleri olarak Soma katliamının yıldönümünde bir kez daha hep bir ağızdan haykırıyoruz ve diyoruz ki: Fıtratınızı da normalinizide kabul etmiyoruz. Sizin fıtratınız ölüm, normaliniz Soma ise bizim fıtratımız direnmek, normalimiz mücadeledir.

Tüm emekçileri ve   demokrasi güçlerini Soma ve salgın süreci başta gelmek üzere tüm işçi katliamlarının hesabını sormak ve taleplerimiz için birleşmeye, kapitalizme karşı mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz.

Çarklar dönüyor, işçiler ölüyor!

Evde açlık, İşte salgın, kahrolsun kapitalizm!

Soma Katliamının hesabını soracağız!

İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri

 

Emek.org.tr

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar