AKP, patronların talebiyle sermayeyi koruyan yönetmelik değişikliği yaptı

İşçileri ve işçi sağlığı ve güvenliğini “maliyet unsuru” olarak gören yasa ve yönetmeliklere bir yenisi eklenmiş oldu. İşçi sağlığı ve iş güvenliği yönetmeliği değişikliği ile işçiler değil patronlar korundu. Patronlar örgütü TOBB başkanı R. Hisarcıklıoğlu’nun ağzından ifade edilen “En çok şikâyet ettiğimiz konu olan, istihdam maliyetlerinin düşürülmesini sağladık. İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, KOBİ’lerimize büyük […]

İşçileri ve işçi sağlığı ve güvenliğini “maliyet unsuru” olarak gören yasa ve yönetmeliklere bir yenisi eklenmiş oldu. İşçi sağlığı ve iş güvenliği yönetmeliği değişikliği ile işçiler değil patronlar korundu.

Patronlar örgütü TOBB başkanı R. Hisarcıklıoğlu’nun ağzından ifade edilen “En çok şikâyet ettiğimiz konu olan, istihdam maliyetlerinin düşürülmesini sağladık. İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, KOBİ’lerimize büyük yükler getiriyordu, bunları kaldırttık” dediği yönetmelik değişikliği gerçekleşti.

AKP nin, ulusal ve uluslararası sermayenin hizmetinde olduğunu gösteren uygulama ve itirafları görmeye devam ediyoruz. İlginç olan işçi sınıfının ve işçi örgütlerinin bu açık ve net oyunlara karşı duyarlılık ve tepkilerinin cılızlığıdır. Güçlü bir işçi sınıfı, emek cephesi tavrı geliştirilmediği bu konuda İSİG Meclisi, TMMOB gibi emekten yana kuruluşların açıklama ve tavırları da önemli oldu.

“İşyerlerinde İşveren veya İşveren Vekili Tarafından Yürütülecek İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” üzerine İSİG değerlendirmesini yayınlıyoruz:

İşverenin İstediği Bir Göz, Siyasal İktidar Verdi İki Göz!

TOBB Başkanı R. Hisarcıklıoğlu’nun tarihi itirafında (TOBB 74’üncü Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma-15 Mayıs 2018) yer alan: “En çok şikâyet ettiğimiz konu olan, istihdam maliyetlerinin düşürülmesini sağladık. İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, KOBİ’lerimize büyük yükler getiriyordu, bunları kaldırttık.” sözlerinin ardından hala halka bir açıklama yapmamış olan hükümet, konuşmanın ardından “İşyerlerinde İşveren veya İşveren Vekili Tarafından Yürütülecek İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerine İlişkin Yönetmelik’te değişiklik yaparak hükümetin işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili politikalarının ve yasal düzenlemelerin işverenin “emri” ile gerçekleştiğini bir kez daha doğruladı.

29 Haziran 2015 tarihli Yönetmelik’te 2017 yılında 6331 sayılı Yasada getirilen değişikliğe uygun düzenleme yapıldı. Belirtilen Yasa değişikliği az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde yürütülen işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin işveren veya işveren vekili tarafından yürütülmesinin kapsamı genişletilmiş, daha önceki yönetmelikte 10’dan az çalışanı bulunan işyerlerinin kapsamını 50 çalışana çıkaracak şekilde genişletilmiştir. 2015’te yayınlanan Yönetmelik kapsamındaki işyeri sayısı 906 bin iken, 318 bin yeni işyeri dahil edilmiştir. Daha önce 906 bin işyeri ve 2 milyon 300 bin işçi bu kapsamdayken değişiklik ile 10-49 çalışanı olan işletmeler de kapsama alınmış ve 100 bin işyeri 1 milyon 900 bin işçi daha bu kapsama alınmıştır. Toplam 1 milyondan fazla işyerini kapsayacak düzenleme ile 4 milyon 200 bin işçinin işçi sağlığı ve iş güvenliği doğrudan işverenin eline bırakılmış olacak.

Yönetmelikteki işveren veya işveren vekilinin; iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimine verilen görevlerden “Sağlık gözetimi ve çalışma ortamı gözetimi” hizmetlerini yürütemeyeceği ibaresi kaldırılmıştır ve 6331 sayılı Yasanın 6. Maddesinde daha önce getirilmiş yasa değişikliği ile getirilen düzenleme doğrultusunda işveren veya işveren vekiline “işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler” hariç tüm hizmetleri yürütmesi yetkisi verilmiştir. Bu şekliyle en temel kritik ve profesyonellerce yürütülmesi gereken hizmetler dahi işverene bırakılmıştır.

Ayrıca aynı madde bu hizmetlerin işveren veya işveren vekili tarafından yürütülmesi halinde onaylı defter tutma zorunluluğunu da ortadan kaldırmıştır. İş sağlığı ve güvenliği teftişleri için tek yazılı belge ve resmi delil oluşturabilecek tek doküman da devre dışı bırakılmıştır. Bu çok açıkça işverenlerin denetimini sağlayan mekanizmaların ortadan kaldırılmasına yönelik bir düzenlemedir. Dahası bu hizmetlerin işyeri hekimi ya da iş güvenliği uzmanı tarafından yapılması durumunda belgelenmesinin zorunlu tutulup, bunu işveren yaptığında zorunlu olmayışı doğrudan bir işveren kayırmasıdır.

Yönetmelik değişikliği ile daha önce Yasada yapılan değişiklik ile az tehlikeli sınıftaki işyerlerinde çalışanlara verilecek eğitimleri verecek işveren veya işveren vekilinin iş güvenliği uzmanlığı veya işyeri hekimliği belgesi sahibi olması zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır! Bu değişiklik ile verilmesi gereken eğitimler için herhangi bir profesyonel ve mesleki kriter şartı yoktur. İşçilere verilecek eğitim 16 saatlik eğitimin ardından bu yönetmelik değişikliğini yapan Bakanlıkça uygulanacak sınavda 100 üzerinden 50 puanla başarılı olabilen her işverenin ya da vekilinin yapabileceği bir şey haline getirilmiştir.

Halihazırda dahi bu eğitimler kağıt üzerinde “yapılmış” kaydedilirken, inisiyatifi tümden işveren ve vekiline devreden bu düzenleme ile işçi sağlığı ve güvenliği eğitimleri ile bunların denetlenmesi tamamen ortadan kaldırılmıştır.

İşveren veya işveren vekiline verilecek eğitimler daha önce Bakanlık protokolü ile üniversiteler tarafından yürütülürken değişiklikle birlikte “Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu ve bağlı odalar, Türkiye Belediyeler Birliği, işçi ve işveren kuruluşları”na da bu hak tanınmıştır.

Bu maddedeki diğer önemli ayrıntı ise eğitim verecek kurum ve kuruluşlar arasında alanın asıl muhataplarından olan meslek odalarının yok sayılmasıdır. Bu değişiklik, iş güvenliği uzmanı meslek örgütü TMMOB’u ve işyeri hekimlerinin meslek örgütü TTB’yi işçi sağlığı ve iş güvenliği alanının dışına itmek için daha önce atılan adımların devamıdır.

“Al takke ver külah” bu değişikliğin içinde işçi örgütlerinin (sendikaların) da sayılması bir ironi değilse nedir? İşçi sendikası,  sendikanın S’sini duyduğunda saldırıya geçen işverenleri veya vekillerini eğitecek ve onlara “İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Yürütümüne İlişkin İşveren veya İşveren Vekili Sınavına Katılım Hakkı Belgesi” verebilecek. Petrol-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan 115 Flormar işçisi kardeşimiz bu duruma ne diyeceklerdir.

İşveren veya işveren vekillerinin alacağı eğitim ve belgelendirme ücretinin üst sınırı daha önce asgari ücretin üçte biri iken, değişiklikle onda biri olmuştur. Bu şekilde işverenin ve işveren vekili cüzi bir ücret karşılığında alacağı işçi sağlığı ve güvenliği eğitimi ile bu “prosedürü” yerine getirebilecektir.

Diğer bir sorun bu kapsamanın dahi teorik olarak sağlandığıdır. 2015’te teorik olarak kapsaması gereken işyerlerinin pratikte yani gerçekte yüzde 51’ini kapsaması 2017 Haziran’ında ise teorik olarak kapsaması gereken işyerlerinin gerçekte yüzde 49’unun kapsaması durumunun da gösterdiği gibi işçi sağlığı ve iş güvenliğinin yalnızca kağıt üzerinde sağlandığı mevzuatta bir adım daha atılmıştır!

İşçileri ve işçi sağlığı ve güvenliğini “maliyet unsuru” olarak gören yasa ve yönetmeliklere bir yenisi eklenmiş oldu. Bu Yönetmelik değişikliği Hisarcıklıoğlu’nun “…bizlere her zaman destek olan Sayın Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Bakanlarımıza ve Meclisimize, bizimle birlikte çalışan, emek veren bürokratlarımıza, camiamız adına teşekkür ediyorum” sözünü hak eden değişikliklerden biridir.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi”

emek.org.tr

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar