“Demokratik Cumhuriyet ve Barış için 1001 İmza” deklarasyonu…
Yürütülen kampanya dün İstanbul’da gerçekleştirilen etkinlikle açıklandı.
Türkiye’de barış, eşit yurttaşlık ve demokratik çözüm arayışında farklı toplumsal kesimleri bir araya getiren “Demokratik Cumhuriyet ve Barış için 1001 İmza” deklarasyonu İstanbul’da açıklandı.
Deklarasyonda 4 ana talebin zemini olarak ifade edilen “Barış sürecinin toplumsallaştırılması” ve “demokratik bir cumhuriyet” çağrısı yapıldı.
Kürt sorununun yaşanan süreçteki evrimine bağlı olarak gündeme gelen bu etkinlik sadece imza kampanyası değil; aynı zamanda yürüyen sürecin toplumsallaştırılması ve farklı toplumsal kesimlerin bu sürecin öznesi hâline gelmesi çağrısı olarak vurgulanıyor.
1001 imza etkinliği; eşit yurttaşlık, ana dil, hukuk, demokratik siyaset, geçmişle yüzleşme, onarıcı adalet ve toplumsal katılım gibi başlıklar ve “Barıştan sonra nasıl bir cumhuriyet?” sorusunu da beraberinde getirdi.
Kadınlardan aydınlara, sanatçılardan akademisyenlere, işçilerden gençlere uzanan farklı kesimlerden isimlerin imza verdiği deklarasyonla, “barış sürecinin toplumsallaştırılması” ve “demokratik bir cumhuriyet” çağrısı yapıldı.
Buluşmanın dikkat çeken tarafı ise yalnızca 1001 kişinin imza vermesi değil, farklı siyasi, etnik ve toplumsal çevrelerden isimlerin aynı salonda buluşmasıydı.
1001 imza, bir hikâye
İstanbul-Eyüp Sultan Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki buluşmada farklı kesimlerden gelen konuşmacıların ortaklaştığı temel başlıklar ise silahların susmasıyla sınırlı kalmadı.
Kampanyanın 4 temel talebi:
Etkinlikte açıklanan Deklarasyon metnini Gazeteci Nezahat Doğan okudu.
Deklarasyon metninde, “Masallar gerçeği gizlemek için değil, gerçeğin canını yakıp onu yeniden inşa etmek için anlatılır” ifadesine yer verilerek, toplumsal hikâyenin akışını değiştirmek üzere bir araya gelindiği vurgulandı. Çatışmanın, ayrışmanın ve sessizliğin karanlığına karşı barıştan yana net bir tutum alındığı ifade edildi.
Metindeki başlıklar şöyle:
* Türkiye’de devam eden çözüm süreci bağlamında, ilk etapta silahsızlanmayı ve şiddetin her türlüsünün ülkenin ve toplumun gündeminden tamamen çıkarılmasını destekliyoruz.
* Sorunun asıl kaynağının Kürt varlığının inkârı olduğu bilinciyle, eşit yurttaşlık talebinin anayasal güvenceye alınmasını, anadilinde eğitim hakkının tanınmasını ve böylece tarihsel haksızlıkların giderilmesine yönelik çabaları destekliyoruz.
* Türkiye Cumhuriyeti’nin özgür, demokratik ve hukuk devleti eksenine oturtulma çabalarını, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının eksiksiz uygulanması taleplerini destekliyoruz.
* Türkiye’de Cumhuriyet tarihiyle yaşıt bu çatışmalı sorunun çözümünde rol alan aktörlerin özgür ve eşit koşullarda müzakere edebilme olanağının sağlanmasını; AİHM kararları ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin talepleri çerçevesinde umut hakkından yararlanma ilkesinin hayata geçirilmesini destekliyoruz.”
(Kaynak: PİRHA ve Independent Türkçe)
Emek.org.tr






