İHD: Gezi parkı ve sonrası otoriter polis devleti uygulamaları devam ediyor

Gezi parkı direnişi ve sonrasında polis devleti uygulamalarının devam ettiğini belirten İHD bugün bir açıklama yaptı. Açıklamada “Gerçek dışı haberler yapıldı, diyalog yoluyla çözüm değil şiddet ve tehdit dilinde ısrar edildi. Gaz bombaları hedef gözetilerek öldürücü bölgelere atıldı, tüm şehirler, sokaklar gaza boğuldu, plastik mermi, cop ve silah kullanıldı. Tomalarla sıkılan suların içersine kimyasal maddeler […]

Gezi parkı direnişi ve sonrasında polis devleti uygulamalarının devam ettiğini belirten İHD bugün bir açıklama yaptı. Açıklamada “Gerçek dışı haberler yapıldı, diyalog yoluyla çözüm değil şiddet ve tehdit dilinde ısrar edildi.

Gaz bombaları hedef gözetilerek öldürücü bölgelere atıldı, tüm şehirler, sokaklar gaza boğuldu, plastik mermi, cop ve silah kullanıldı. Tomalarla sıkılan suların içersine kimyasal maddeler konularak bedenler yakıldı. Polisler kask numaralarını kapadı ya da numarasız kasklar kullanıldı. Tekme tokat dayak, polis otolarında işkence, taciz uygulamaları yapıldı ve kentlerin sokakları aleni işkencehaneye dönüştürüldü. Binlerce insan yaralandı, organlarını kaybetti, avukatlar, doktorlar gözaltına alındı, revirler gaz bombalarıyla defalarca bombalandı. İnsan Hakları Derneği’nin kapısı zorlandı, partiler basıldı, kapıları kırıldı. Evlerin balkonlarına, eğlence mekanlarına gaz bombaları atıldı. SDP Binası ve onunla aynı binada bulunan Barikat Dergisinin içi adeta talan edildi, hard disklerine, video kasetlerine, tablet bilgisayara el konuldu. Yasal Partiler illegal ilan edildi. Taksime çıkan herkes “terörist” ilan edildi. 18 Haziran günü ESP binaları, dergi ve ajans büroları basıldı yaralı insanlar evlerinden gözaltına alındı. Gözaltılar birçok ilde devam ediyor.” dendi.

Tüm vatandaşların etkin bir yargı yoluna başvuracağını belirten İHD, “Bu yollar kapatılmamalı, hukuksal yollar aramak için yola çıkanlara suçlu muamelesi yapılmamalıdır. Zarara uğrayan vatandaşların polis şiddetine maruz kalan, işkence gören kişilerin savcılıklara yapacakları başvurular dikkate alınmalı hukuk işletilmelidir.Otoriter polis devleti olmaktan vazgeçilmeli, etkin ve yaygın soruşturmalar derhal başlatılarak gerçek suçluların yargı önüne çıkartılması sağlanmalı ve başta İçişleri Bakanı olmak üzere tüm yetkili amir ve idarecilerin görevden alınarak, ihmalleri ve etkileri dikkate alınarak bu soruşturmaya dahil edilmelidir.” dendi.

İHD İstanbul Şubesi’nin açıklaması:

Gezi parkında başlayan yayalaştırma çalışması ve topçu kışlası yapımına karşı başlayan tepki hareketi ülke ve dünya gündemini tutan büyük bir öfke patlamasına bir direniş hareketine dönüştü. Hepimizi şaşırtan, ezberimizi bozan bu patlama günlerce devam etti.

Uzun yıllar defalarca söylediğimiz toplumun bir kısmının sürekli yüksek sesle haykırdığı bir kısmının yaşadığı ama sesini çıkarmadığı temel hak ve özgürlüklere yönelik kısıtlamalar ve insan hakları gaspları, anti demokratik uygulamalar halk tarafından yüksek sesle sokaklarda haykırıldı.
Özel hayatın dokunulmazlığından, kişisel haklar ve özgürlüklere, şiddetin her türüne karşı tepki sokaklarda her kesim tarafından haykırıldı.

Ekolojik duyarlılık, demokratik hak ve özgürlüklere dönük istemler, yabancılaşmanın kırılarak dayanışmanın örgütlenmesi, cesaret ve kararlılığın toplumsal yükselişi oluştu.

Farklılıklara rağmen yan yana olabilme ve saygı ve empatiye dayalı bir toplumsal biraradalık gelişti.

Toplum hiç olmadığı kadar değişti ve gelişti. Hak ve özgürlüklerin savunulmasında sağlanan duyarlılık ümit verici derecede arttı. Her yaş gurubundan insanın çocuk, yaşlı, genç, çoğunluğun ve kendisinin itirazlarını üstün bir zekâyla sahnelediği, kendi koşullarını, kendi şarkılarını ve kültürünü kendi eylem çizgisini yarattığı, kendi modellerini oluşturduğu dramatik ve bir o kadarda esprili bir sosyal kalkışım yaşandı.

Devlet ve egemenleri temsil eden kesimlerin hemen hepsi siyaseten bu sürece katıldılar ve bu muazzam kararlı büyük tepkinin sadece siyaseten dokunucusu oldular. Hükümet bu süreci hiçbir şekilde insan hak ve özgürlüklerine uygun bir dil ve yöntemle ele almadı, baştan itibaren kışkırtıcı, tahrik edici, saldırgan bir tutum aldı.

Otoriter Polis devleti tutumunu hiçbir zaman bırakmadı yatıştırıcı çözücü bir yol yerine kışkırtıcı, saldırgan spekülatif, provakatif tutumda ısrar edildi.

Gerçek dışı haberler yapıldı, diyalog yoluyla çözüm değil şiddet ve tehdit dilinde ısrar edildi.
Gaz bombaları hedef gözetilerek öldürücü bölgelere atıldı, tüm şehirler, sokaklar gaza boğuldu, plastik mermi, cop ve silah kullanıldı. Tomalarla sıkılan suların içersine kimyasal maddeler konularak bedenler yakıldı. Polisler kask numaralarını kapadı ya da numarasız kasklar kullanıldı. Tekme tokat dayak, polis otolarında işkence, taciz uygulamaları yapıldı ve kentlerin sokakları aleni işkencehaneye dönüştürüldü. Binlerce insan yaralandı, organlarını kaybetti, avukatlar, doktorlar gözaltına alındı, revirler gaz bombalarıyla defalarca bombalandı. İnsan Hakları Derneği’nin kapısı zorlandı, partiler basıldı, kapıları kırıldı. Evlerin balkonlarına, eğlence mekanlarına gaz bombaları atıldı. SDP Binası ve onunla aynı binada bulunan Barikat Dergisinin içi adeta talan edildi, hard disklerine, video kasetlerine, tablet bilgisayara el konuldu. Yasal Partiler illegal ilan edildi. Taksime çıkan herkes “terörist” ilan edildi. 18 Haziran günü ESP binaları, dergi ve ajans büroları basıldı yaralı insanlar evlerinden gözaltına alındı. Gözaltılar birçok ilde devam ediyor.

Bu güne kadar toplumun muhalif kesimine lokal olarak zaman zaman dozajı artıp azalan ama hedefleri belli olan saldırılar, Gezi Parkı süreciyle toplumun hemen her kesime uygulandı ve uygulanmaya devam etmektedir.

Özgürlüğü Taksim’de elimize aldık ve sevdik demiştik. Şimdi elimize aldığımız bu özgürlüğü bizden zorla geri almaya çalışan zihniyete zor ve zorbalıktan vazgeçmelisiniz diyoruz. Çünkü özgürlük zorunluluğun bilincine varmaktır ve toplum bu bilinçle yürümektedir.

Temel hak ve özgürlüklere sahip olmak için bunca şeyi göze alan bir toplumun taleplerini dinlemenin önemini ve özgürlüklerin korunmasından başka bir yolun gerçek demokrasi olmadığının hatırlanmasını istiyoruz. Bunun asla vazgeçilmez olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz.

Barış, demokrasi ve özgürlükler, koruyucu ve geliştirici mekanizmaların oluşturulabilmesi ile kalıcı ve gerçek anlamlarını bulacaklardır. Şiddet durdurulmalıdır.

Bilinmelidir ki tüm vatandaşlar etkin bir yargı yoluna başvuracaklardır. Bu yollar kapatılmamalı, hukuksal yollar aramak için yola çıkanlara suçlu muamelesi yapılmamalıdır. Zarara uğrayan vatandaşların polis şiddetine maruz kalan, işkence gören kişilerin savcılıklara yapacakları başvurular dikkate alınmalı hukuk işletilmelidir.

Otoriter polis devleti olmaktan vazgeçilmeli, etkin ve yaygın soruşturmalar derhal başlatılarak gerçek suçluların yargı önüne çıkartılması sağlanmalı ve başta İçişleri Bakanı olmak üzere tüm yetkili amir ve idarecilerin görevden alınarak, ihmalleri ve etkileri dikkate alınarak bu soruşturmaya dahil edilmelidir.

İnsan Hakları savunucuları olarak bir kez daha temel hak ve özgürlüklerin korunması için herkesi göreve davet ediyoruz.

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi

İlgini çekebilecek diğer içerikler