Bir türlü Kurtulamıyoruz…Yine Soma madenleri!

Doğa İçin Sanat Derneği olarak inanıyoruz ki;
Bir toplumun uygarlığı, ne kadar kömür çıkardığıyla değil; o kömürü çıkaran insanın hayatına ne kadar değer verdiğiyle ölçülür.
Bir ülkenin gelişmişliği yalnızca büyüme rakamlarında değil; bir işçinin işine giderken kendisini güvende hissedebilmesindedir.

BİR KENTİN SESİ KESİLDİĞİNDE

Bazı haberler okunmaz.

Bazı haberler dinlenir.

Soma’dan gelen haber de böyle.

Çünkü bugün bir maden ocağının kapısında yalnızca bir haber beklenmiyor.

Bir evladın sesi,

bir babanın dönüşü,

bir annenin umudu,

bir çocuğun kapıya bakışı bekleniyor.

Ve bazen bir kentin sessizliği, söylenebilecek bütün cümlelerden daha ağırdır.

Soma’da yaşanan göçükte beş maden işçisini kaybettik.

İki işçi yaralı kurtuldu.

Beş insan, yerin altında kaldı.

Beş hayat.

Beş aile.

Beş yarım kalmış hikâye.

Biz Doğa İçin Sanat Derneği olarak bu acının karşısında söylenecek sözün önce insana dokunması gerektiğine inanıyoruz.

Çünkü sanatın ilk görevi, bazen güzeli anlatmak değil;

görmezden gelinen acıyı görünür kılmaktır.

—

Soma denildiğinde yalnızca kömür düşünemeyiz.

Kömürün renginin arkasında insanın yüzü vardır.

Madencinin elinde kömür vardır.

Ama o elde ekmek de vardır.

Çocuğunun okul çantası vardır.

Evinin kirası vardır.

Bir sofranın sıcaklığı vardır.

Bir ailenin geleceği vardır.

Bu nedenle yerin altından çıkarılan her ton kömürün karşısında önce şu soruyu sormalıyız:

Bu üretimin içinde insanın hayatı nerede duruyor?

—

Doğa bizim için yalnızca ağaçlardan, nehirlerden ve kuşlardan ibaret değildir.

Doğa, insanın da içinde yaşadığı büyük bütündür.

İnsan doğanın dışında değildir.

Bir madencinin ciğerleri de ekolojinin parçasıdır.

Bir işçinin bedeni de bu dünyanın toprağına aittir.

Bir çocuğun temiz hava hakkı ile bir madencinin güvenli çalışma hakkı aynı yaşam hakkının farklı yüzleridir.

İşte bu yüzden Soma’daki acıyı yalnızca bir maden faciası olarak görmüyoruz.

Bu acı, insan ile doğa arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğunu yeniden düşünmemiz için bir çağrıdır.

—

Sanat bize şunu öğretir:

Bir eserin değerini yalnızca yüzeyine bakarak anlayamazsınız.

Derinliğine inmeniz gerekir.

Soma’nın da derinliğine inmek zorundayız.

Yerin altında ne oldu?

Hangi koşullar oluştu?

Hangi kararlar alındı?

Hangi önlemler vardı?

Hangileri uygulanabildi?

Ve en önemlisi:

Bu insanlar neden evlerine dönemedi?

Bu soruların cevabı, yalnızca bir soruşturma dosyasının konusu değildir.

Aynı zamanda toplumun vicdanının konusudur.

—

Biz acının fotoğrafını çekip geçmek istemiyoruz.

Bir cenaze törenini haber yapıp unutmak istemiyoruz.

Soma’nın birkaç gün sonra başka haberlerin arasında kaybolmasına razı değiliz.

Çünkü unutmak, acının ikinci kez yaşanmasıdır.

Ve sanatın hafızası tam da burada başlar.

Hatırlamak.

İsimleri hatırlamak.

Yüzleri hatırlamak.

Aileleri hatırlamak.

Ve yaşananların bir daha yaşanmaması için hafızayı canlı tutmak.

—

Doğa İçin Sanat Derneği olarak inanıyoruz ki;

Bir toplumun uygarlığı, ne kadar kömür çıkardığıyla değil, o kömürü çıkaran insanın hayatına ne kadar değer verdiğiyle ölçülür.

Bir ülkenin gelişmişliği yalnızca büyüme rakamlarında değil,

bir işçinin işine giderken kendisini güvende hissedebilmesindedir.

Bir enerji politikasının başarısı yalnızca üretilen elektrikte değil,

o enerjinin hangi bedelle üretildiğinde aranmalıdır.

Ve bir toplumun geleceği yalnızca bugün ne kadar ürettiğiyle değil,

yarına ne bıraktığıyla ölçülmelidir.

—

Bugün Soma’ya baktığımızda siyahı görüyoruz.

Kömürün siyahını.

Yasın siyahını.

Sessizliğin siyahını.

Ama biz o karanlığın içinde başka bir renk arıyoruz:

Yaşamın rengini.

Çünkü sanatın ve doğanın ortak dili budur.

Yaşam.

 

Yaşamın kendisi.

Onu korumak.

Onu çoğaltmak.

Onu gelecek kuşaklara bırakmak.

—

Soma’da yaşamını yitiren beş madencinin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Yaralı işçilere acil şifalar diliyoruz.

Ve bir kez daha hatırlatıyoruz:

İnsan hayatı bir üretim maliyeti değildir.

Doğa bir hammadde deposu değildir.

Sanat ise acıyı seyretmek için değil, onu görünür kılmak ve hafızaya dönüştürmek için vardır.

Bugün Soma için susmayacağız.

Çünkü bazen en güçlü sanat eseri bir tablo değildir.

Bir hafızadır.

Bir itirazdır.

Bir vicdandır.

Ve bazen bir toplumun söylemesi gereken en önemli cümle yalnızca şudur:

“Artık yeter. Hiçbir insan emeğinin bedelini hayatıyla ödememeli.”

Soma’da yaşamını yitiren madencilerin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.”

Doğa İçin Sanat Derneği  (DİSDER) / 2 Ekim 2026

 

emek.org.tr

İlgini çekebilecek diğer içerikler