KIYILARI YAĞMALANIRKEN… ANTALYA-GAZİPAŞA’DA NELER OLUYOR?
Haber ve fotoğraflar: Adnan ALİN
Dün, Antalya’da yapılacak olan 2026 dünya COP31 toplantısı amacıyla çalışmalar yürüten İkilim Adaleti Forumu 2. toplantısı yapıldı.
Antalya Barosunun öncülük yaptığı çalışmaya Karadeniz Karıncalar grubu, Antalya ilçelerinden birçok ekoloji grup temsilcileri, Antalya’dan meslek ve emek örgütleri temsilcileri, çevreciler; Kasım 2026 da yapılacak dünya COP31 toplantısı öncesinde hazırlıklar ve çalışmalar için bir araya geldi. Sayısı 10 u geçen Alt çalışma gruplarının oluşturulduğu ve ikinci bölümde de bu gruplar kendi toplantılarını yaparak çalışmalarını hakkında tartışma ve planlamalar içine girdiler.

Avukat Ali Çağdaş Bozaner açılış konuşması yaptı.
Toplantıda söz alarak Antalya Gazipaşa ilçesi ve bölgesindeki çevre felaketlerinden biri olan kıyı yağmacılığı ve kıyılar üzerindeki SİT vb koruma engellerinin kaldırılarak sermayenin yağmalamasına yol açıldığı gündeme getirildi. Adeta feryat edilerek gündeme alınan kıyı yağmacılığına örnek olan Gazipaşa ve orada yaşanan ve yaşanacak olan turizm adı altındaki doğa yıkımının COP31 gündemine taşınarak koruma önlemleri alınması istendi.
Gazipaşa’dan gelerek toplantıda söz alan emekli öğretmen duyarlılığını ve taleplerini sunduğu yazıyı olduğu gibi aktararak sizlerle paylaşıyoruz.
KIYILAR YAĞMALANIRKEN “SESSİZ CENNET” GAZİPAŞA’DA NELER OLUYOR?
Gazipaşa Hepimizin Platformu sözcüsü Hikmet Özkaya’nın konuşma metni:

“Ben Hikmet Özkaya. Emekli Öğretmenim. Gazipaşa Hepimizin Platformu adına söz alıyorum.
(Bizler, “sessiz cennet” ünvanıyla, Antalya’nın en doğusundaki ilçesi, Gazipaşa adına söz alıyoruz. Forumun ilk büyük buluşmasına da katılmıştık.
Antalya-Gazipaşa İlçemiz, yani yaşam alanlarımız uzun yıllar kara ulaşımının zor olması, havaalanı ve yat limanının açılmamış olması nedeniyle tüm doğallığını, tarımsal üretimini, balıkçılığını, yörük kültürünü ve birikimini korumuştu. Bu süreçte sonradan öğrendik ki, halkın hiç haberi olmadan, tüm yetkililerin dahil olduğu, kıyılarımızı dev otellere açma planları yapılıyormuş.
Şimdilerde de sürekli dağlarımızı, vadilerimizi GES ya da madencilik faaliyetlerine açma faaliyetleri sürdürülüyor. Her gün Gazipaşa dağlarında yeni bir ÇED süreci başlıyor…)
Bugün burada sizlerle paylaşmak istediğimiz konu, “ilçemizin kıyıları” konusudur.
Yapılan planlama ile (ilçemizin tüm kıyıları, evet) altını çizerek söylüyoruz, ilçemizin tüm kumsal kıyıları, karşılığı halk plajı olabilecek aralarda hiçbir boşluk bırakmadan (set halinde, sıra sıra) dev kütleli otellere bırakılmış durumda. (Öyle bir büfe, kabin gibi tekil birimler değil. Arada sokakların olduğu bir planlama değil.) Elli bin nüfuslu bir ilçenin en önünde, küçücük naif kıyılarda (sıra sıra ) dev otel adaları…
Bu planların iptali için farklı hukuk mücadelelerimiz şu ana kadar sonuç vermemiştir.
(2026 Kasım ayında COP31 yapılacak.) Bakın COP24’te ne kararlar alınmış… Bizzat Çevre Şehircilik (ve İklim Değişikliği) Bakanlığının sitesindeki bir paylaşımdan COP24’de Akdeniz’in çevresel korunması gibi (bölgesel) kararlar alındığını öğreniyoruz.
(Bakanlığın kendi ifadesine göre, Türkiye, Akdeniz’de entegre kıyı ve deniz planlaması alanında somut uygulamalar geliştiren ülkeler arasındaki yerini daha da güçlendirmiş.)
Cop24’ün yapıldığı tarihi hesap ettik, 2019 yılı. Tam da Gazipaşa kıyılarındaki adı “Koruma Amaçlı” olan, ama Akdeniz’ in bu en doğal kıyılarından birisi için yıkım planları olan bizim kıyı planlarımızın onay tarihi. Ne tesadüf değil mi? Bir yandan COP süreçlerinde Akdeniz kıyılarının korunması açıklamalarını yaparken, bir yandan (evinizin mutfağında) Akdeniz kıyınızda yıkım planları yapıyor olacaksınız…
Sitesinde bu yazıyı yayımlayan, bu yıl da “Antalya’da” ev sahipliği yapacak olan bakanlığa bu çelişkili tutumu, Cop31 sürecinde İklim Adaleti Forumu aracılığı ile gündeme taşınsın, yüzlerine vurulsun, doğa ve halk adına yapılan yanlış planlamadan geri döndürülmeye Antalya’da bakanlık adım atmaya zorlansın istiyoruz.
Uygulamadaki kıyı planlarına göre projelendiren dev oteller bizlerin uğraşı sonucu şu ana kadar ÇED süreçlerinden geçemedi. Selinus kıyısındaki dev oteli İDK sürecinde durdurabildik. Eşsiz Koru kıyımızdaki 4 otelin ÇED süreçlerine dava açabildik ve yapılan 2 keşif bilimsel açıklamalarla ve oybirliği ile ÇED olumlu kararını uygun bulmadı!
Buradan şu sonuç çok net bir biçimde ortaya çıkıyor. Bu planlamanın ortaya çıkardığı dev kütleler, onca yandaş çabaya karşın, korunan alan olan kıyılarımızda ÇED süreçlerinden geçemiyorlar.
Demek ki bu planların iptal edilmesi gerekiyor. Daha geç olmadan bunu artık Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görmesini istiyoruz.
NEDEN GAZİPAŞA KIYILARI COP31 SÜRECİNE TAŞINMALIDIR?
Maddeler halinde sadece birkaç başlık vurgulayacağız. Bu başlıklar o kadar çok ki…
1-Gazipaşa kıyıları “korunan alanlardır. Tüm kıyılar değişik derecelerde arkeolojik sit alanı ve eski tanımıyla doğal Sit Alanlarıdır. (Kadim 1. Derece arkeolojik sit alanı olan Selinus kalesinin bulunduğu tepe, tamamı 2. Ve 3. Derece doğal sit alanı olan eşsiz Selinus ve Koru kıyıları arasında bir kısrak başı gibi Akdenize uzanır.) Mevcut kıyı planlamasının getirdiği dev bloklar asla korunan alanlar olan kıyılarımıza uygun değildir.
2-Bu planlamanın yapıldığı tüm Gazipaşa kıyıları (kıyı özellikleri ve endemik türler açısından) “Önemli Doğa Alanı” statüsündedir.
3-Bu planlama ile yapılacak dev kütleler hemen arkadaki tarım alanlarını olumsuz etkileyecektir. Yarı tropikal iklimi olan ilçemizde tarım için olmazsa olmaz, deniz ve kara arasındaki hava akımı (set gibi) yüksek katlı, boşluksuz dev bloklarla kesilecektir. (Dev kütleli) otellerin baskısı zamanla (ülkemiz coğrafyasındaki konumu ve yarı-tropikal iklimi itibari ile çok özel olan) arkadaki tarım alanlarını yutacaktır. (Oysa tarım toprakları üretilemeyen evrensel varlıklarımızdandır.)
4-Yine Gazipaşa’da hangi parti olursa olsun, rant karşısında büyük bir siyasi işbirliği görüyoruz. Yerelde CHP’li belediye (de) büyük bir iştahla kıyı planlamasını destekliyor. Mücadele verdiğimiz 6 yıl boyunca doğanın, tarım alanlarının, yerel halkın, ilçenin sağlıklı geleceğinin, koruma kullanma dengesinin, siyasilerin hiçbirisinin umurunda olmadığını bizzat gördük.
Aslında aynı tarafta olmamız gerekirken iş arayan vatandaşlarımızla, özellikle sabahın 5’inde Alanya’daki otellere çalışmaya gitmek zorunda bırakılan kadınlarımızla ters düşürülmeye çalışıldık. Siyaset tüm bilimsel açıklamalara, konusunda uzman bilirkişilerin raporlarına rağmen rantın yanında durmayı sürdürüyor. Bunu yaparken de bizi, yani emek mücadelesi verenlerle, çevre mücadelesi verenleri aynı tarafta olmamıza rağmen, karşı karşıya özellikle getiriyor.
5-Gazipaşa kıyıları Akdeniz’in son doğal kıyılarıdır. Kıyıdaki eşsiz jeomorfolojik oluşumlarıyla, deniz içinde havalı deniz mağaralarıyla Antalya’nın doğu ilçeleri arasında Akdeniz Foklarına tek ev sahipliği yapan ilçedir. Deniz kaplumbağalarının, kum zambaklarının ve Sualtı Araştırmaları Derneğinin ve Doğa Derneğinin çalışmalarında başka onlarca endemik türe ev sahipliği yapan kıyılardır.
6-Türkiye kuraklık haritasında, en kritik bölgeler arasında ilçemiz olmasına rağmen, tüm bu dev oteller (kullanma sularını,) dev havuz sularını bile şebeke hattından sağlayacaklarını belirtiyorlar. Tüm ilgili kurumlar da belediyelerimiz de dahil olmak üzere bu ÇED raporlarına onay veriyor. Oysa ilçenin şebeke suyu sadece bir gözeden sağlanıyor. Gelecekte ilçe halkı için bile bu göze alarm verirken yetkililerin (onay aşamalarında) bu duyarsızlığını anlamak olanaksız…
Maddelerimiz böyle devam ediyor…
Evet, Gazipaşa Hepimizin Platformu olarak sosyal medyayı çok aktif kullanamadık, çünkü siyasetin her kademesi karşımızda ve rantın yanında oldu. İki dönemdir yerelde CHP’li yönetim olduğu için belirtiyoruz, CHP il örgütü ve CHP Genel Merkez ise yerel CHP’li yöneticilerin canhıraş desteği karşısında hep sessiz kaldılar… Bu durum diğer yerleşim birimlerindeki gibi yüzlerce, binlerce kişi ile alanlara inmemizi engelledi. Yanımızda durmak isteyen gençler mobbinge uğradı. Gençlerimizi bir yandan işsizliğe mahkum eden sistemin içinde, gençlerimizin bu çevre felaketine karşı durmaları, sosyal medyalarımızı kullanmaları kolay olmuyor.
Ama basında onlarca haberimiz yayımlandı. (İlçe ve Antalya yerel basınımıza buradan sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. )
Ve bizlerin gayreti ile henüz çivi çakılamadı. Yani henüz geç kalınmış değil.
Bu bir avantaj. (Bizler birçok yerde olduğu gibi yapılar gözle görünür olmadan, doğa henüz yara almadan planlama aşamasında tepki gösterdik. )
Bütün içtenliğimizle, bu forumda sizlere, koruma bilinciyle içimizi döktük…
Bu nedenlerle;
Gazipaşa kıyılarında süren rant yağmasının doğa (adına), iklim (adına), yerel halk ve tarım toprakları adına, (bir ilçenin kültür birikimi adına) 2026 COP31 sürecine taşınmasını, Akdeniz kıyılarında hala tüm doğallığını koruyan bir ilçeye bağıra bağıra gelmekte olan bir yıkımın İklim Adaleti forumunun yayınlarında yer almasını istiyoruz.
Saygılarımızla…”
emek.org.tr





