Kamu taşeron işçisine yine kadro yok

Taşeron işçileri kandırılmaya devam ediyor Taşeron işçilerinin kadroya geçme umudu hiç sönmedi. Çünkü AKP hükümetlerinin kamuda çalışan taşeron işçilerini kadroya alma vaadi hiç bitmedi. Sözlerinde durmadıkları gibi seçimlerde veya her sıkıştıklarında bu sözü verdiler. İşçiler büyük bir saflıkla bu sözlere inandılar, biraz da inanmak zorunda kaldılar. Sürekli bugün-yarın diyerek oyalandılar. Patronlar, hükümet yetkilileri, işyeri müdürleri,umut […]

Taşeron işçileri kandırılmaya devam ediyor

Taşeron işçilerinin kadroya geçme umudu hiç sönmedi. Çünkü AKP hükümetlerinin kamuda çalışan taşeron işçilerini kadroya alma vaadi hiç bitmedi. Sözlerinde durmadıkları gibi seçimlerde veya her sıkıştıklarında bu sözü verdiler.

İşçiler büyük bir saflıkla bu sözlere inandılar, biraz da inanmak zorunda kaldılar. Sürekli bugün-yarın diyerek oyalandılar. Patronlar, hükümet yetkilileri, işyeri müdürleri,umut veren söylentiler hiç eksik etmedi.

AKP nin “Kamuda taşeron çalışan bir tek işçi kalmayacak” sözü ünlüdür. AKP  sanki taşeron kölelik sistemini ortadan kaldıracak gibi bir havayla davranır. Oysa tam tersini yani taşeron sistemini yaygınlaştıran ve sağlamlaştıran gerçek davranışından hiç uzaklaşmaz. Elbette bu sözü duyan taşeron işçisi sendikalaşmaz, tepkilerini ve taleplerini dile getirmez. Büyük çoğunluk da “kadroya geçebiliriz sessiz sakin olmak lazım” diye düşünür. asgari ücretle, sosyal haklardan mahrum biçimde ve giderek ağırlaşan çalışma koşullarında köleliğe devam eder. İşçilerin işsizlik ve açlıkla terbiye edildiği nesnel bir gerçekliktir bu.

Taşeron işçisi “köleyiz” sözünü çok içten kullanır. Boş sözlerden ve umutlardan birşey çıkmayacağını da bilir, içini çeker ve sessiz öfkeyle yere bakar. Biz işte bu boyun eğmeye son vermesi gerektiğini, doğrusunun ve insani olanın bu olduğunu anımsatıyoruz sadece…

Kamu işyerlerinde sendikalaşma,hak arama,örgütlenme boykot gibi hareketler başlayınca bu ünlü akpsözü devreye girer ve sessizlik sağlanır. O nedenle sendikal çalışma  taşeronlarda çok zorlu geçer. kamu işvereni ya da taşeron patronu baskın çıkar, hatta baskı ve taehditlerle işçileri korkutarak sarı yandaş sendikalara girmelerini sağlarlar.

AKP yakın zamanda taşerona kadro sözü vermesinden sonra Kiralık işçi yasası getirildi. Ardından BES sistemi ve hemen arkasından da Varlık fonu düzenlemesi geldi. Taşeron işçisinin başına bu belalar geldi,kadro olayı bir türlü gelmedi. Üç yıllık sözleşme düzenlemesiyle durum idare ediliyor şimdi.

Ekonomi bakanı kamuda kadro bekleyen ve sayıları 700 bini aşan işçiler için umud tüketen bir açıklama daha yaptı. 2017 bütçesi dolayısıyla, kamu işletmelerinde 60 bin kişilik işçi istihdamı sınırlaması olduğunu ve bu rakamı aşamayacaklarını açıkladı. Oysa işverenlere ucuz kredi, vergi borcu affı, bedava işçi, sigorta pirimlerinin devletçe karşılanması gibi bir dizi ekonomik destek ve teşvik sağlanabiliyordu AKP hükümeti. Üstelik bunların çoğu da işsizlik fonundan karşılanıyordu! Yani işçi birikimleri patronlara akıyordu!

Böylelikle taşeron işçisinin kadroya geçme umudu yine söndü ve köleliğe devam ettirileceği açıklık kazanmış oldu.

Şimdi taşeron işçileri devlete ve sendikalara olan güvensizlikleri, hayal kırıklıklarını, umutsuzluklarını bir kenara bırakmak zorunda olduğunu anlaması gerekiyor. Kendi sınıf gücüne, üretimden gelen gücüne güvenerek, insanca koşullarda güvenceli çalışma talebinin peşine düşmelidir.

Taşeron işçilerinin örgütlenmek ve mücadele etmek dışında bir yolları yoktur. İşyerlerinde işyeri komitelerini kurmak, diğer işyerlerindeki kardeşleriyle birlik ve dayanışma içinde olmak durumundadır. Sarı-yandaş patron sendikalarından bu yolla kurtulmak mümkündür.

Kamu taşeron işçileri artık tüm  aldatıcı unsurları ve dolayısıyla gerçekleri görmek zorundadır.Ya köleliğe devam edeceklerdir ya da buna itiraz edip insanca yaşamak ve çalışmak için örgütlenip mücadeleye gireceklerdir.

Taşeron işçisi, işyerinde önce kendine ve işçi kardeşlerine güvenmelidir. Ahlaki çöküntü içinde olan toplumsal yapıda bunu sağlamak zor görünebilir. Bencilliğin, baneciliğin ve ispiyonculuğun yaygınlığı gözümüzü korkutmamalıdır. Ancak başka çaremizin olmadığını bilmeliyiz. Bilinçleneceğiz, anlatacağız, ikna edip kendi saflarımızda birlikte  yan yana geleceğiz. O zaman işlerin değiştiğini coşkuyla göreceğiz.

emek.org.tr

 

 

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar