GREV HAKKI EVRENSEL BİR HAKTIR! YASAKLANAMAZ!

GREV HAKKI EVRENSEL BİR HAKTIR! YASAKLANAMAZ! Havacılık İşkolunda Grev Yasağına ve İşten Atılmalara Karşı Direniş! THY A.O. ve TEKNİK AŞ. İsimli havacılık şirketlerinde sendika ve sendikal örgütlülük, demokratik haklar ve kazanılmış haklara saldırı altındadır. Bu durum sadece Hava-İş sendikasının örgütlü olduğu şirketlerde değil, THY AO’ya bağlı alt şirketlerde (Örneğin TGS –Türkısh Ground Service- AŞ.) veya […]

GREV HAKKI EVRENSEL BİR HAKTIR! YASAKLANAMAZ!

Havacılık İşkolunda Grev Yasağına ve İşten Atılmalara Karşı Direniş!

THY A.O. ve TEKNİK AŞ. İsimli havacılık şirketlerinde sendika ve sendikal örgütlülük, demokratik haklar ve kazanılmış haklara saldırı altındadır.

Bu durum sadece Hava-İş sendikasının örgütlü olduğu şirketlerde değil, THY AO’ya bağlı alt şirketlerde (Örneğin TGS –Türkısh Ground Service- AŞ.) veya Çelebi Havacılık veya Pegasus Havacılık ya da MNG Teknik vb bir çok hava limanı hizmeti üreten şirkette böyledir.

Havacılık işyerlerinde Hava-İş Sendikasına, sendikalı ve sendikasız çalışanlara karşı işveren ve hükümet ikilisi, son uygulamalarıyla dünyanın gözü önünde emek ve demokratik haklar düşmanlığı yapmaktadır. İşten çıkarmalara, sendikasızlaştırma oyunlarına, hak gasplarına karşı emekçilerin mücadelesi ise ısrarla sürmektedir.

Emperyalist-kapitalist sistemde, mal ve hizmetlerin dolaşımında, havacılık ulaştırmasının elbette çok büyük önemi bulunuyor. En küçük üretim ve hizmet aksaklığın yol açtığı kayıplar, bir anda devasa ölçeklere ulaşabiliyor. Turizm ve ticari taşımacılık kapsamında (insan ve mal taşımacılığı) sektörün finansal boyutları ve kar limitleri de düşünüldüğünde sistemin küresel ana-damarlarından biri olduğu hemen anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Hava limanlarında emek – sermaye mücadelesinin; sermaye yatırımları, emek sömürüsü, çalışma koşulları, sendikal örgütlülük, sendikal işleyiş, sendikal ihanet, sınıf dayanışması vb. birçok başlık altında işlenebilecek olgularıyla, gerçektende yoğun biçimiyle yaşanan özgün yanları vardır.

Bu noktadan hareketle belirtelim ki, Hava-İş Sendikası ve üyesi emekçilerin, hava limanlarında İşveren ve hükümet ikilisine karşı mücadelesi, lokal olmanın çok ötesinde içerik ve boyutlara sahiptir. Hava limanları stratejik endüstriyel özelliğinin yanı sıra; sermayenin esnek-kuralsız çalışma yaşamı tesis etme amacına bağlı olarak saldırılarını gerçekleştirdiği, hizmet ve mühendislik üretim sahasıdır. Herhangi bir endüstriyel fabrikanın ya da atölye boyutlarındaki lokal emek-sermaye mücadelesi ölçeğini çok çok aşan bir olgu ve olaylar bütünlüğü söz konusudur. Hava Limanları yatırımları, üretim, pazarlama, hizmet ve tedarikçi sanayiler vb.nin sahip olduğu kar hacimleri sebebiyle; emperyalist sermaye ve devletlerin, öte yandan uluslararası emek güçlerinin de devreye girdiği bir mücadele sahasıdır. Özellikle emperyalizmin ve yerel işbirlikçi sermaye ve siyasi aktörlerinin, küresel saldırılarını artırdığı ve emekçilere yaşamı zindan ettiği süreçte bu kavga gerçektende tarihsel içerikler barındırmaktadır.

Bu çok önemli kavga sahasının bu önemli boyutuna işaret ettikten sonra, THY AO işvereni ve hükümet işbirliği karşısındaki, Hava-İş Sendikası üyesi emekçilerin ve Hava-İş yanında yer alan sınıf güçlerinin durumunu özetle süreci anımsayalım.

THY A.O. ile sendika arasında 2011 yılı itibariyle, 23. Dönem TİS süreci ayları kapsamaktadır. İşverenin bilinçli engelleyici tutumu nedeniyle TİS süreci sonuçta tıkandı. Uyuşmazlık ve arabulucu tayini süreçlerinde de TİS çıkmaza sokuldu. Hava-İş Sendikası bu sürecin gelişiminde grev kararı ve uygulamasına çok yaklaştı. Grev kararı ve uygulamasına birkaç gün kala, hükümet TBMM’ inden hızlı bir biçimde  “Havacılık İşkolunda Grev Yasağı Kanunu”nu çıkardı. Yasanın Meclis Genel Kuruluna geldiği gün, Hava-İş üyeleri olan Pilotlar, Kabin Görevlileri ve Teknisyenler “fedakarlık yapmayarak”, baskılardan dolayı ve grev hakkının gasp edilmesi tehlikesi karşısında “topluca hastalanarak” işbaşı yapmadı. 300 kadar iç ve dış hatlar seferi iptal edilince de, dünya havacılık sektörü önemli bir sıkıntı ve sarsıntı yaşadı. İşveren keyfi ve yasadışı bir biçimde 305 çalışanını işten çıkardı. Sendika, işten çıkarılan üyeleriyle, 29 Mayıstan bu yana Atatürk Hava Limanı Dış Hatlar Terminali önünde bir direniş sahası yarattılar.

“İşten çıkarılanlar geri alınıncaya kadar” ve “Grev yasağı kalkıncaya kadar” direnişe devam edileceği, kararlılıkla ilan edilmektedir.

Direnişle dayanışma

Emek dayanışması, uluslararası ve ulusal boyutlarda değişik düzeylerde artarak devam etmektedir. Hava-İş’e ve kazanılmış demokratik haklara yapılan saldırılara karşısında, emek güçleri tarafından sorun esasta doğru algılanmış, sendika ve üyelerinin direnişi desteklenmektedir. Destekler direniş yeri olan Atatürk Hava alanı Dış Hatlar terminali önündeki direniş merkezinin kurumları temsilen veya kitlesel dayanışma ziyaretleri yapılarak, İstanbul’un değişik merkezi yerlerinde gösteriler ve bildiriler dağıtarak imza kampanyaları düzenleyerek, direniş yerlerinin ziyaretine gidilerek, Hava-İş sendikasıyla birlikte eylemlilikler düzenleyerek gerçekleştirilmektedir. Ülke dışında Uluslararası sendikal konfederasyonlar (ITF, ETF ve ATİK gibi emek örgütleri özgün kampanyalarla, elçilikler üzerinde ve TC Hükümeti Bakanlarıyla görüşerek, Hükümete Mektuplar ileterek desteklerde bulunmaktadırlar. TBMM’ inde grubu bulunan CHP ve BDP aktif destek içindedir. Yasal çalışmalar yanı sıra ve direniş yerini dayanışma amaçlı ziyaretlerde bulunmaktadırlar. Emek dostu politik ve sosyal kurumlar direnişin yanında olmaktadır. Kısacası emek güçleri ve emek dostları kurumların, grup ve kişilerin hemen tümü diyebileceğimiz yoğunlukta destek ve dayanışması bu direniş gerçekleşmektedir. Bu dayanışmaların özünde sermaye güçleri ve özellikle AKP hükümetinin emek düşmanı politikalarına duyulan öfke ve alınan tavır önemli rol oynamaktadır. AKP nin yaşam tarzı olarak halkımıza ve emekçilere yaşattığı ve dayattığı ekonomik, politik, kültürel ve baskıcı koşullara tepkinin dışa vurumunu Hava-İş direnişinde görmek mümkündür.

Elbette direnişin daha ileri noktalara taşınarak, taleplerin yerine gelmesi noktasında kazanımlara ulaşması yönünde emek dostu çevrelerin eleştiri ve önerileri de işlevli olmaktadır ve olacaktır.

 

Havacılık İş kolu ve HAVA-İŞ Sendikası hakkında önemli noktalar:

  • Hava-İş sendikası son yıllarda örgütlü işyeri sayısını ve üye sayısını artıran az sayıda sendikalardan biridir.
  • Sendikanın gerçekleştirdiği Toplu İş Sözleşmelerinde üyelerine maddi ve sosyal hakları genişleterek kazandıran bir sendikadır.
  • Devletin ve sermaye sınıfının izlediği anti-demokratik sosyal ve siyasal politikalar karşısında, açıktan eleştirel tutumlar alabilen bir sendikadır. Demokrasi, hak ve özgürlükler, adalet ve toplumsal barış konularında hükümeti, sistemi ve işverenleri eleştiren, emek dünyası ve ezilen kesimlerle de yan yana olabilen bir tarz izlediği açıktır.
  • Sarı sendikal konfederasyon özelliği ile tanınan TÜRK-İŞ içerisinde, muhalefet örgütleyen ve “mücadeleci-sınıf sendikacılığı” gibi olumlu bir noktadan hareketle başkaldıran 10 sendikadan biridir. (Hava-İş sendikası, “Sendikal Güç Birliği Platformu” isimli oluşum içinde yer almaktadır)
  • İşveren ve hükümet açıktan aldığı tavırla havacılık iş kolunda sendikal örgütlülüğü bitirmek istemektedir. Sendikal hareketin ve işçi sınıfı mücadelesinin gerilediği mevcut ülke koşullarında; sendikal örgütlülük yaratmış ve dolayısıyla çalışma koşullarına müdahalede bulunarak koşulları iyileştiren ve sosyal haklara kavuşmuş olarak çalışan işçi ve sendika profili, işvereni çok rahatsız etmektedir. Örneğin bu saldırıların yanı sıra, THY A.O. alt şirketlerinde sendikalaşmak isteyen işçilere kesinlikle tahammül edilememekte, onları tespit ettiğinde de işten atmaktadır. (TGS gibi)
  • Hava-İş sendikası yönetim kurulu ve sendikal tutumu; işverenin ve hükümetin çok rahatsızlık duyduğu bir konudur. Mevcut yönetim kurulundan ve etkinliklerinden kurtulmak istediklerini birçok yerde açıkça ifade etmektedirler. Zayıflatmak ya da yok etmek içinde ellerinden gelen şeyleri yapmaktadırlar. (Sendikayı ve işçiyi bölme çalışmaları yapmak, üyeler üzerinde baskıları ve tahditleri artırmak, iftiralarla davalar açmak gibi)

Ülkemizde sendikal haklara ve kazanımlara yönelik yoğun bir saldırı dönemi yaşanmaktadır. Havacılık işkolunda grev yasağının yasallaştırılması bunun en somut ve can alıcı örneğidir. Grev yasağı başlı başına temel bir olgu olması yanı sıra, kazanılmış bir dizi haklara yönelik olası saldırıların da habercisidir. Bu durum emperyalist üretim ilişkilerinin ekonomik, siyasal ve sosyal dayatmalarının ülkemizdeki sonuçlarıdır. Sermaye ve siyasi gücü, çalışma yaşamına yasal düzenlemelerle kendi çıkarlarına uygun biçimler vermek istemektedir. Hem yaşamsal ve tarihsel öneme sahip alanlarda, hem de lokal çalışma alanlarında, esnek üretimin ve faşist siyasal sistemin düzenlemelerine uygun olarak işçi örgütlenmelerini ve demokratik-ekonomik kazanımlarını yok etmek amacındadırlar.

Uluslararası ve işbirlikçisi ulusal sermaye güçlerinin bu tarihsel saldırısında, AKP hükümeti önemli rol oynamaktadır. Örneğin 2012-Haziran ayı son günlerdeki Enerji-Sen ve KESK’e yönelik gözaltılar ve tutuklamalarla da bu durum tırmandırılmaktadır.

Emekçi halkımız emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerin kapsamlı saldırısı altındadır.

Böyle bir ortamda Hava-İş Sendikasının ve işçilerin giriştiği mücadele ve aldığı direnişçi tavır çok önemlidir. Sınıf güçlerinin dayanışmacı ve mücadeleci tutumlarının da güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayalım.

Bugün emek güçlerinin birlik ve dayanışması hayati öneme sahiptir. 

Biz bu kavgada emekten yana ve emek güçleriyle birlikteyiz.

Emek.org.tr;

.. gündür süren Hava-İş Sendikasının ve işten çıkarılan işçilerin mücadelesini ve taleplerini desteklemektedir.

 

 

 

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar