EMEK VE ÖZGÜRLÜK CEPHESİ (EÖC): Taşeronlaştırmaya, İş Cinayetlerine, İşsizliğe ve Yoksulluğa Karşı 1 Mayıs’ta Taksim’e!

Dünya işçi sınıfının kapitalizme karşı birlik, mücadele ve dayanışma günü, 1 Mayıs! Tüm ezilen ve sömürülen emekçilerin günü kutlu olsun! Emperyalist-kapitalist egemen güçlerin dünya işçi sınıfı ve ezilen halkları üzerindeki baskı, sömürü ve şiddet politikalarına karşı yaşasın enternasyonalist dayanışma! Taşeron sistemine, kuralsız ve güvencesiz çalışmaya karşı 1 Mayıs’ta alanlardayız! Adaletsizliğe, eşitsizliğe, demokratik haklarımızın gasp edilmesine […]

Emek ve Özgürlük Cephesi - EÖCDünya işçi sınıfının kapitalizme karşı birlik, mücadele ve dayanışma günü, 1 Mayıs!

Tüm ezilen ve sömürülen emekçilerin günü kutlu olsun!

Emperyalist-kapitalist egemen güçlerin dünya işçi sınıfı ve ezilen halkları üzerindeki baskı, sömürü ve şiddet politikalarına karşı yaşasın enternasyonalist dayanışma!

Taşeron sistemine, kuralsız ve güvencesiz çalışmaya karşı 1 Mayıs’ta alanlardayız!

Adaletsizliğe, eşitsizliğe, demokratik haklarımızın gasp edilmesine karşı 1 Mayıs’ta alanlardayız!

Dünyada ve bölgemizde sürdürülen emperyalist işgallere, Suriye halkına düzenlenen saldırı ve komplolara karşı 1 Mayıs’ta alanlardayız!

Kadınların, öğrencilerin, değişik uluslardan halkların ulusal demokratik haklarının engellenmesine ve gerici-faşist baskılara karşı 1 Mayıs’ta alanlardayız!

Doğanın yağmalanışına ve tahrip edilişine, karşı 1 Mayıs’ta alanlardayız!

Emperyalist kapitalist sistemin egemenleri tüm olanaklarını kullanarak ezilen emekçi halklar üzerinde baskı ve sömürüsünü artırdığı, terör estirdiği bir süreçten geçiyoruz. Dünyanın birçok yerinde emperyalistler saldırganlıklarını, terör, baskı ve katliamlarını sürdürerek, giriştiği işgallerle ülkeleri yakıp yıkarak egemenlik alanlarını ve sömürülerini derinleştiriyor.

İşçi sınıfı ve emekçilerin uzun süren mücadeleler sonucu kazanmış olduğu sosyal, ekonomik, demokratik hak ve özgürlükleri kullanılamaz durumdadır. Giderek patronların lehine kuralsızlaştırılan ve taşeronlaşan çalışma yaşamı işçilere adaletsizlik, güvencesizlik eşitsizlik ve sömürüden başka bir şey getirmemektedir. İşçi direnişleri, gösteriler, sendikal faaliyetler; tüm diğer hak arama mücadeleleri gibi baskılarla, polis saldırılarıyla, gözaltı ve tutuklamalarla yıldırılmak istenmektedir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği, maliyet kaygısı duyan işverenler sayesinde artan sorunlarla ağırlaşmakta, hemen her gün yeni bir iş cinayetinin yaşandığı ülkemizde, işyerlerinden ölüm haberleri eksik olmamaktadır.

Emekçilerin uğradığı baskı ve sömürünün yanı sıra halklarımız anti-demokratik, baskıcı, faşist sistemin zulmü altındadır. Eğitimden sağlığa, barınma sorunundan çalışma yaşamına kadar birçok toplumsal alanda halklarımız baskı ve sömürü altındadır. Ülkemizde başta Kürt Ulusu olmak üzere ezilen halkların ulusal demokratik hak ve özgürlükleri tanınmamaktadır. Var olan cinsiyetçi sistemde ikinci sınıf insan olarak görülen kadınlar, hükümet yetkililerin açıklamalarında aşağılanmakta, şiddete uğramakta ve vahşice öldürülmektedir. Kapıları işçi ve emekçi ailelerin çocuklarına kapatılan üniversiteler, sermayenin hizmetine sunulmuştur. Eğitimde eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitim talepleri baskı ve terörle bastırılmaya çalışılırken, gerici ve faşist güçlerin hegemonyası büyük ölçüde hakim kılınmıştır.

Biz emekçiler bunca zulmü ve yüzyıllardır maruz bırakıldığımız bu insanlık dışı muameleyi hiçbir zaman hak etmedik. Burjuvazi, refah içinde sürdürdükleri yaşamlarını, işçilerin alın terinin sömürüsüne bağlamışlardır. Biz işçi ve emekçilerin kanını emen bu asalakları ve düzenlerini reddediyor ve asla kabul etmiyoruz. Sistemin hangi yanından tutarsak tutalım elimizde kalıyor, çağ dışı sömürü politikaları ile karşılaşıyoruz. Bugün olduğu gibi bu rezil sistem, gelecekte de bize zulümden başka bir şey vermeyecektir.

Kapitalistlerin egemenliğine ve artan saldırılarına karşı kurtuluşumuz, işçi sınıfının ve emekçi halkımızın demokrasi ve sosyalizm mücadelesindedir.
Gericiliğe, faşizme ve vahşi kapitalizme karşı hayatın her alanında örgütlü mücadeleyi yükseltmeliyiz.

Emperyalizm ve oligarşinin sözcüsü AKP ve sermaye yanlısı işbirlikçi sarı sendikaların karşısında; emekten, insanca yaşamdan yana olan mücadeleci sendikalarda, derneklerde, platformlarda güçlerimizi ve birliğimizi geliştirmek zorundayız.

Sadece sendikal örgütlenme ve mücadele değil, işçi sınıfının iktidarını da hedefleyen politik örgütlenmeler içerisinde, insanca bir yaşam mücadelesinde yerimizi almalıyız.

Emekçi sınıfların ve ezilen halkların güven ve umutla baktığı yarınlara; eşitlik, adalet, özgürlüğün hakim olduğu insanca bir yaşama ancak demokrasi ve sosyalizm mücadelesiyle, ezilen halkların demokratik iktidarı ile ulaşılabilir!

İnsanca yaşam ve özgür ülke için 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’ndayız!

1 Mayıs’ta Alanlara, Emek ve Özgürlük Cephesi Saflarına!

Yaşasın İşçilerin Birliği, Halkların Kardeşliği!

Birlikle ve Birlikte Kazanacağız!

Emek ve Özgürlük Cephesi

İlgini çekebilecek diğer içerikler

0 yorumlar